Kılıçdaroğlu’nun KHK’larla ilgili sözlerine Erdoğan’ın verdiği “KHK ile ilgili ‘Ben bu işi çözeceğim’ diyen kim? Sen ne zamandan beri yargı oldun? Bu yargının konusu. Bununla ilgili adımı yargı atar. Sana ne oluyor? Kim sana bu yetkiyi verdi? Velev ki iktidar olsan—böyle bir şansın var mı, yok mu, o da ayrı—yargının yetkilerini elinden sen nasıl alıyorsun?” cevabı, hem hâlâ kanamaya devam eden bir yara olarak KHK meselesiyle ilgili tartışmaları yine alevlendirdi, hem de Sarayın bu konuda da köşeye sıkıştığını gösterdi.
Muhalefetin uzun süre uzak durduğu bu meseleye nihayet sahip çıkmaya başlaması, mağdur kesimler başta olmak üzere toplumda mâkes ve destek buldu. Şimdiye kadar sergilenen duyarsız tavır aşıldı. KHK’ların seçim sürecinin öncelikli konularından biri haline gelmesi işe ayrı bir boyut ve önem kazandırdı.
Merhum Demirel’in ta 1987’de “Temel hak ve hürriyetlerle ilgili alanlarda çıkarılamaz” diyerek uyardığı, ama 15-20 Temmuz sürecinde en temel hakların görülmemiş bir hoyratlıkla gaspında kullanılan KHK’lar başından beri çok problemliydi. İktidar cenahında bile eleştirildi. Ama KHK’lara “facia” diyen Arınç örneğinde olduğu gibi, itiraz sesi yükseltmeye kalkışanlar susturularak tasfiye edildi.
Ama gelinen noktada, seçim sürecinde ve yükselen bir muhalefetin konuyu yeniden gündeme taşıdığı bir ortamda, baş aşağı giden bir iktidarın aynı şeyi yapma gücü yok.
Bu tabloda KHK tahribatını gidermek için yargıya da büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Ki, AYM’nin ve onun açtığı yolda yürümeye başlayan mahkemelerin son dönemde verdikleri kararlar bu yönde şekilleniyor.
Ama iyice derinleşen problemin sadece yargı eliyle düzeltilebilmesi mümkün değil.
Hele Saray vesayetinin yargıyı da rahat bırakmadığı bir tek adam rejiminde bu yolun sağlıklı şekilde işletilebilmesi bir hayli zor.
Topyekûn bir hukuk restorasyonu çerçevesinde siyasetin ve yasamanın da elini taşın altına koyup yargıya yardımcı olması lâzım.
Kapalı kapılar ardında kimseye duyurmadan hazırlanan KHK’ların yürürlüğe konulması nasıl siyasî irade eliyle gerçekleştiyse, sonuçlarıyla birlikte iptalleri de kararlı bir siyasî irade ile inisiyatif kullanmayı gerektiriyor.
Toplumun samimî ve kuvvetli desteğiyle.