"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hürriyet kahramanını ziyaret

M. Latif SALİHOĞLU
28 Şubat 2024, Çarşamba
Bu haftanın ilk günü, bir “Kahraman-ı Hürriyet” olarak tarihe geçen meşhur “vatan ve hürriyet şâiri” Namık Kemâl’in Bolayır’daki mezarını ziyaret ettik.

Çanakkale’deki ağabey ve kardeşlerle birlikte, şehir merkezinden feribotla Gelibolu Yarımadası’nı geçtik. İstanbul istikametinde yaklaşık 60 km gittikten sonra Gelibolu ilçe merkezine vardık. Oradan da yakın mesafedeki Bolayır köyünün tarihî mezarlığına gittik.

Mezarlığın en ferâh, en havadar yerinde Hürriyet Kahramanı Namık Kemal (1840-1888) ile Orhan Gazi'nin oğlu Rumeli Fatihi Süleyman Paşanın (1316-1357) mezarı yan yana duruyor. Allah kabul etsin, mezarı başına giderek onlara dualar okuyup ruhlarına Fatihalar gönderdik. 

Ayrıca, tarihte görmüş oldukları mühim vazifeleri birlikte yâd ettik. Cenâb-ı Hak, erken yaşta vefat eden o iki müstesna kahramana ganî ganî rahmet ve mağfiret eylesin.

Bilvesile, Üstad Bediüzzaman’ın tâbiriyle “ehl-i kemâl bir zât” olan Namık Kemâl’i biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

*

Meşhûr Kemâl olarak da bilinen Namık Bey Aralık 1840’ta Tekirdağ’da doğdu, 2 Aralık 1888’de de Mutasarrıflık yaptığı Sakız Adası’nda vefat etti.

Kendisinin vasiyeti olarak da kabul edilen “Bolayır’da gömülme arzusu” dikkate alınarak, naaşı, yakın dâvâ arkadaşları tarafından bilâhare Sakız’dan Çanakkale Boğazı’na nâzır bir mevki olan Bolayır’a nakl-i mezar sûretiyle getirildi.

Mezarlık, İstanbul-Çanakkale yoluna çok yakın bir mesafede. Anayol üzerindeki Bolayır kavşağı ile mezarlık arasındaki mesafe 1-2 km ancak var. Süleyman Paşa ile Namık Kemâl’in kabristandaki mezarları her daim ziyarete açıktır.

*

Meşhur olmuş şahsiyetler arasında, Namık Kemâl kadar hakikî hüviyet ve şahsiyeti az bilinen, daha doğrusu yanlış olarak bilinen çok nâdir kimse vardır.

Bütünüyle uydurma fıkralara ismi karıştırılan bu “ehl-i kemâl” zâtın gerçek şahsiyeti, ne yazık kasten kirletilmeye çalışıldı. Tıpkı, diğer iki “kahraman-ı hürriyet” olan Enver ve Niyazi Beyler gibi…

Şayet, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bu zâtlar ve bilhassa Namık Kemâl hakkındaki senâkâr ve takdirkâr beyanları olmasaydı, muhtemelen biz de onları hakikî yönleriyle bilemez, tanıyamaz olacaktık.

*

Evet, bilhassa hürriyet, meşrûtiyet, adâlet ve Kànun-i Esâsî’nin (Anayasa) tekâmülü gibi hayatî meselelerde, Namık Kemâl, hakikaten bir nevî “bayraktarlık” vezifesini deruhte etti.

Kezâ, “Ahrâr-ı Osmaniye”den oldukları halde “Avrupa meftunu” olmayan Namık Kemâl ve Ziya Paşa gibi şahsiyetler, Bediüzzaman Hazretlerinin nazarında, birer “Dâhî edip, hamiyetli Ahrar ve basiretli siyasîler” unvanını kazanmışlardır.

O basiretli şahsiyetler, Osmanlı Saltanatının mukadder âkıbetini tâ 1860’lardan itibaren gördüler ve ona göre de fikrî kaynak, idarî alternatif modelleri geliştirmek için âdeta vakf-ı hayat eylediler.

Fakat, ne yazık ki, dönemin Padişah ve Sadrâzamları başta olmak üzere, devlet-hükûmet erkânlarının kısm-ı âzamı o basiretli zatları bir türlü anlamadı, anlayamadı. Doğrusu, günümüzde “aydın” diye geçinen kimi “şahısperest bağnaz” kimseler, o müstesnâ şahsiyetlerin hakiki ideallerini hâlâ anlayabilmiş değil.

*

Hürriyet, Meşrûtiyet ve Kànun-u Esâsî (Anayasa) gibi sosyal hayatın can damarını teşkil eden meselelerde, Namık Kemâl ile Üstad Bediüzzaman’ın fikir ve kanaatleri arasında muazzam bir benzerlik, fevkalâde bir müştereklik var. 

Misâl: Namık Kemâl’in “Aşkına esir olmayı, esaretten kurtulmak” mânâsında tâbir ve tasvir ettiği hürriyet hakikatini, Üstad Bediüzzaman “imana nisbet” ile şu kanaatini izhâr ediyor: “İman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saadet.” (Münâzarât: 59)

Okunma Sayısı: 1851
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÇeşitcioğlu

    28.2.2024 14:01:53

    Hakikatlar üstündeki tortuları temizleyici bir yazı. Tebrik ve teşekkürler aziz Salihoğlu.

  • Hüseyin İlhan

    28.2.2024 11:00:16

    Cenab-Hakk CC her iki merhuma gani gani rahmet eylesin.Kabirlerini cennet bahçelerinden bir bahçe,mekanlarını cenneti ala eylesin.

  • Abdullah Tunç

    28.2.2024 06:55:29

    Bediüzzaman, Hürriyet, Rahman isminin bir hedi yesidir ve imanın kuvvet derecesine göre parlar diyor.Hürriyet aynı zaman da insan olmanın en büyük özelliklerinden biri dir.İnsan fıtraten hür yara tılmıştır.Hürriyetin hakim olduğu toplumlarda büyük ilmi gelişme ve inkişaflar olur.Baskılar,istibdatlar bu gelişmeyi engeller,geri bı rakır.Maalesef, tarih boyunca hür düşüncenin hakimiyeti için çalışanlar daime büyük engellerle karşılaşmış ve ağır bedel ler ödemişlerdir.Hakim güçler bu hürriyet ortamı nı kendi saltanatları için tehlikeli gördüklerinden gerçek hüriyeti isteyenleri daime baskı altına almış ve değişik sıkıntılara ma ruz bırakmışlardır.Ağır bedelller ödetmişlerfir. Namık Kemalde bu hürri yeyit kahramanlarından biridi.Rahmetle anıyoruz. Nur içinde yatsın.

  • Abdullah Tunç

    28.2.2024 06:30:56

    Yakın tarih ve önde gelen şahsiyetleriyle,Osmanlı ta rihi ve idarecilerini doğru öğrenmek bu milletin en tabii haklarından biri olsa gerek.Ama ne yazık ki bu haktan büyük oranda mah rum bırakıldı.Hatta yanlış tanıtarak büyük haksızlık edildi.Böyle olunca da ta rih hafızası felç oldu.Kah ramanlar ile hainler yer de ğiştirdi.Sınırlı kaynak ve çalışmalarla gerçek tarih ortaya çıkarılmaya çalışıl dı.Tabii ki bütün yönleriyle doğru tarihi yazmak elbet te kolay değildir.Çünkü kaynaklar sınırlıdır.Doğru lar ile yanlışler birbirine karıştı.Zihinler çatallaştı Toplumda farklı düşünce ler oluştu.Birbirine menfi bakan kitleler meydana geldi.İç barış bozuldu.Böy lece tolumun manevi bataryaları boşaltıldı.Ta rihten kopuk bir nesil yetiş ti.Bu da iç Karışıklıklara sebep oldu ve toplumun emniyet ve huzurunu boz du.İhtilalların bir sebebi de budur.Bu da ülkeyi maddi ve manevi olarak geri bıraktı ve bırakmaya devam ediyor.

  • Cemal Özkaya

    28.2.2024 06:02:18

    Namık Kemal'in o zaman yaptığı vazifeyi şimdi yeni asya yapıyor

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı