"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Tanışasınız” emrine bir bakış

Mehmet BOYACIOĞLU
24 Haziran 2019, Pazartesi
Rabbimiz insan ile onun yurdu olan yeryüzü arasında muazzam bir benzerlik ve uyum yaratmıştır.

Bize bin bir lezzeti tadabilecek, sayısız güzelliği görebilecek, hayret verici hikmetleri anlayabilecek duyular verdiği gibi yerküreye de bu duyulara rızık olabilecek hadsiz nimetlerle donatmıştır.

İnsanda hilm (yumuşaklık), öfke ve arzular varsa, yurdu olan yeryüzünde de düzlükler; nefis ve şeytan engeline mümasil inişler, çıkışlar, geçit vermeyen dağlar, aşılamayan deryalar vardır.

Bu çeşitlilik ile Arabî’nin deyişi ile en mükemmel biçim olan küre arasında sanki bir ilişki vardır.

İki tarafı dümdüz olan, disk şeklindeki bu dünyada yukarıda sözü geçen çeşitlilik yaşanamazdı belki.

Tepsi şeklindeki dümdüz bir dünyada herkes düz bir x şehrinde ya da beldesinde yaşayacak ve tanınmak için kullandığımız yer adları olmayacaktı.

Tepsi şeklindeki bir yeryüzünde, insanın her istediğini yanı başında bulabileceği bir dünya rızk için çabalayacağımız, üzerinde gidip gelinebilecek, kendi yurdunda arayıp bulamadığını uzak diyarlardan getirmek gibi bir kaygının yaşanmadığı bir dünya olurdu.

Dolayısıyla insandaki başta akıl olmak üzere çeşitli melekelerin gelişmesi de her şeyin yanımızda olduğu bir dünyada gelişmezdi.

Sonsuz kudret sayısız olan nimetlerini yeryüzünde eşit bir biçimde dağıtmamış.

Muzu bulmak için tropikal bölgelere, pirinç ve portakalı bulmak için Hindistan’a, altın ve elması bulmak için güney Afrika’ya, petrolü bulmak için Arap Yarımadası’na gitmek zorundayız.

Eğer hırsımız az ve ‘ben kendi yakın çevremdekilerle idare etmek istiyorum’ demeyeceksek her türlü diyara gitmek ve oralarda alış veriş yapmak onlarla tanışmak zorundayız.

Bunun sonucu olarak sarı ırktakiyle beyaz, beyaz ile siyah tanışmak ve alış veriş yapmak zorunda.

Bu tanışma ve alış veriş çok yönlüdür.

Hucurât Sûresi’ndeki “liteârafû” sırrınca bu alış veriş, öncelikle yerleşik âdet ve bilgi manasındaki örf, bilgi ve irfan alış verişi olacaktır. Demek ki bizim tek başına sarı ya da beyaz olmamız irfanlı, bilgili olmamıza yetmiyor. Başkalarından da bilgi alış verişi yapmamız gerekiyor. Her topluluğa bir peygamber (as) gönderildiğine göre bu yerleşik âdette; örfte bir peygamberin doğrudan ya da dolaylı bir mesajı mutlaka vardır.

İkinci alış veriş ise ticaret dediğimiz mal alış verişidir.

Yeryüzünün her bir yeri farklı nimetlerle bezendiğine göre, eğer çok kanaatkâr bir hayat tarzını tercih etmiyorsak, dünyanın her yerinde yetişeni, üretileni istemek arzusuna maliksek belli ölçüler dâhilinde diğer insanlarla alış veriş hâlinde olacağız demektir.

Buna karşılıklı bağımlılık deniyor; küçük büyüğe, zengin fakire bu konuda muhtaç durumdadır.

Dolayısıyla dış politikada bu karşılıklı bağımlılığı anlamak ve ona göre hareket etmek gerekiyor. Zillet içinde olmak yanlış olduğu gibi boş efelenmelere de bu alanda yer olmamalı.

Kısacası yeryüzündeki bu çeşitlilik Hucurât Sûresi’nin ders verdiği takvayı esas hedef eden bir adalet ile gelecek genel bir barış hâli ile taçlanabilir. 

Değilse insanlık, Allah korusun, bir felâketten diğerine savurulur.

Okunma Sayısı: 555
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı