Vakıa, 1985 yılında, ilkokul dördüncü sınıf talebeleri arasında geçer.
Öğretmen derste, dünyanın bir yerinde, bilim adamları kazılarda, goril iskeleti bulmuşlar. Araştırma sonucu Evrim Teorisi yani insanın maymundan geldiğini söyleyince, bir talebe yani Can Kardeş okuyucusu, “Öğretmenim! Can Kardeş Dergisi’nde, Allah, insanı, insan olarak; maymunu maymun olarak yarattığını yazıyor" der. Öğretmen kızıyor, dergiyi nereden alıyorsunuz sorusuna, “Okula yakın ayakkabıcı amcadan” diyor.
Öğretmen hanım, bundan sonra işi daha sıkı tutuyor, talebelere Evrim Teorisi yönünde dergi tavsiye ediyor.
Bir gün talebelere, serbest şiir yazma ödevi veriyor. Kimi anam kimi atam gibi çeşitli şiirler okunuyor, Can Kardeş okuyucusu talebe, “Allah'ım”, diye başlayan şiirini okur. Öğretmenin tansiyonu yükseliyor, “Nereden yazdın bunu?”, diye bağırınca, Can Kardeş dergisinden yazdığını söylüyor. Öğretmen daha önce tavsiye ettiği dergiyi okumalarını, oradan yazmalarını ısrar edince, bir başka Can Kardeş okuyucusu, “Öğretmenim ayakkabıcı amca Can kardeş”, diyor, siz, başka dergi tavsiye ediyorsunuz, deyince, yine bağırarak, “Ayakkabıcıya mı yoksa bana mı inanacaksınız?” diye, başını sallayarak “gösteririm ben o ayakkabıcıya” diye mırıldanır.
(Bu bilgileri, Can Kardeş velilerinden öğreniyoruz)
Bundan sonra okula yasak yayın sokmak, Nurculuk, laiklik yerine şeriat düzeni getirmek gibi suçlamalarla kendimizi Birinci Şube’de bulduk. 12 Eylül sıkı yönetim rüzgârı estiğinden, Birinci Şube, Askerî hapishane ve Askerî Savcılık sorgusundayız. Savcı Bey, önce, dosyadan şikâyet edenin yazısını okuyor ve bana sorular soruyor. Ben bu arada şikâyet edenin ismini okumaya çalışıyorum fakat masa uzak olduğu için okuyamıyorum. Bir ara Allah'ın yardımı yetişti ve okudum. Savcı soru soruyor, “Sen okula yasak yayın sokuyormuşsun.” Cevap, “Savcı Bey okula giren dergi Yeni Asya Yayınları'ndan, MEB tebliğler dergisinde okullara tavsiye ettiği Can Kardeş dergisidir. Benim buraya gelmeme sebep öğretmen, derste, insanların maymundan geldiğini söyleyince, talebelerden birkaçı, insanın insan olarak yaratıldığını söyledikleri için ben buradayım."
Savcı, “Sen Said Nursî'nin kitaplarının propagandasını yapıyormuşsun”, Ben de “Savcı Bey, Risale-i Nur Külliyatı’nın propagandasını yapmak benim haddimin fevkinde bir mesele. Yalnız ben Risale-i Nur kitaplarını okumadan önce hem kendime hem çevreme zararlı bir yaşantı içinde idim. Bu kitapları okumakla hem kendime hem çevreme hem memleketime faydalı bir vatandaş oldum. Zararlı her şeyi hatta sigarayı dahi bıraktım” deyince, savcı “Sigara haram değil ya”, dedi. "Sağlığa zararlı olduğu için" dedim. Savcı, beni getiren komutana “salın bu adamı” dedi.
Ben; “Savcı Bey, Birinci Şube’de benim 33 adet kitabım kaldı.”, dedim. Hiç unutamadığım şu son cümleyi söyledi “Git, onları al, oku...”
İşte Yeni Asya Neşriyat en küçük Can Kardeş okuyucusuna böyle medenî cesaret ve şuur vermesi; gençlerin ve büyüklerin okudukları Risale-i Nur'dan aldıkları dersle Yeni Asya Gazetesi’nde “hak, hukuk ve adalet” diye sesini duyurması, insanlığa büyük bir hizmettir.
(Hatırayı anlatan: Ömer Öçalan, 13.06.2026, Bornova, İzmir)