"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

24 yıl sonra 28 Şubat

Mehmet KARA
28 Şubat 2021, Pazar
28 Şubat 1997 tarihi, 27 Mayıs 1960 kanlı darbesi, 1971 muhtırası ve 12 Eylül ihtilâllerinde olduğu Türk demokrasi açısından büyük bir kırılmanın, demokrasi tarihimizin kara bir lekesidir.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile birlikte demokrasiye geçen Türkiye, bu darbeler ara dönemler ve postmodern darbeden sonra büyük bir yara almış, o tarihten bu yana da demokrasimiz bir türlü rayına oturamamıştır. 

Telâfisi imkânsız birçok mağduriyetlere yol açan ve geçen 24 yıla rağmen etkisi hissedilen 28 Şubat’ın özellikle dindar kesime büyük baskısı hâlâ hafızalarda. Yeni Asya açısından da Mehmet Kutlular Ağabeyin “depreme İlâhî İkaz” dediği için hapse atılması, yazarlarımıza onlarca dâvâ açılması ve gazetemizin o dönemde kapatılması bize bakan yönü olmuştu.

Bu tarihte Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında açıklanan ve Türkiye’de siyasî, idarî, hukukî ve toplumsal alanda etkisi halen devam eden karanlık günlerin başlamasına sebep olan postmodern darbenin üzerinden 24 yıl geçti. Bu süreçte, sekiz yıllık kesintisiz eğitimle imam hatiplerin orta kısımları kapatılmış, Kur’ân kurslarına yaş sınırlaması getirilmiş, meslek liselerine katsayı adaletsizliği uygulaması başlatılmıştı. Batı Çalışma Grubu ile inanan kesimler fişlenmiş. başörtüsü yasağı sert bir şekilde uygulanmış, binlerce memur işlerinden atılmıştı. Bin yıl sürecek denilmişti, belki bin yıl sürmedi, ama bıraktığı bazı izler hâlâ duruyor.

24 yıl sonra bu sürecin hesabı tam olarak sorulabilmiş değil.

***

24 YILDA NE DEĞİŞTİ?

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) geçen yıl 28 Şubat Postmodern Darbesinin yıl dönümü vesilesiyle “28 Şubat Darbesi’nin Neden Olduğu İnsan Hakları İhlâlleri ve Devam Eden Mağduriyetler” konusunda basın toplantısı düzenlemişti.

TİHEK İkinci Başkanı ve 28 Şubat döneminin Başbakanlık Müşaviri Mesut Kınalı, 28 Şubat sürecinde görülen yargılamanın tarafsız olmadığı açık delillerle ortaya konulmasına rağmen bu sürecin mağdurlarından büyük bölümünün hâlâ mağduriyetlerinin giderilmediğini söylerken, “28 Şubat sürecinde maddî ve manevî kayba uğrayan bütün kesimlerin mağduriyetleri bir an önce giderilmelidir. Bunun için gerekirse yasal düzenlemeler yapılarak en azından baskı altında taraflı yargı tarafından yargılananlar için yeniden yargılama yolu açılmalıdır. Sosyal hukuk devletinin gereği de budur. Zira her sene 28 Şubat’ın yıl dönümünde hamasi nutuklar atarak darbecileri lânetlemenin mağdurlar için bir yararı bulunmamaktadır. TİHEK olarak 28 Şubat postmodern darbesinin sebep olduğu insan hakları ihlâlleri ve halen devam eden mağduriyetlerin bir an önce giderilmesinin de bir insan hakkı talebi olduğuna inanıyoruz” demişti. Aradan geçen bir yıl da bu sıkıntılar devam etmişti.

AKP’den istifa ederek bağımsız milletvekili olan bu sene DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, “28 Şubat’ta dönemin mağdurlarıyla dayanışma gösterenler bugün geçmişin mağdurları tarafından hukuksuz muamelelere maruz kalıyor. 28 Şubat mütedeyyin kesimi kamusal alandan men etmişken bugün iktidarla aynı yerde durmayanlar dışlanıyor, düşman ve hain olmakla suçlanıyor” demişti. Bu yıl değişen bir şey olmadığı gibi şartlar daha da ağırlaştı.

Yeni SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “28 Şubat’ın bir ürünü olan AKP iktidarının Türkiye’yi getirdiği nokta maalesef 28 Şubat’ın form değiştirmiş halidir. Türkiye’de bugün gerçek demokrasi, bağımsız yargı, hür basın var mı? Türkiye’nin demokrasisi de, ekonomisi de, adaleti de, medyası da 28 Şubat’ı hatırlatır hale geldi” demişti. Karamollaoğlu’nun ne sorularının cevabı ne de söylediklerinden ileri giden bir durum olmadı.

Memur-Sen Kadın Kolları Başkanı Sıdıka Aydın da hafta içinde yaptığı basın toplantısında 28 Şubat’ın geçmişteki kayıpların telâfi, zararların tazmin edilmediğini, brifingli yargının sebep olduğu mağduriyetlerin tam olarak giderilmediğini söyledi.

Mağdurların haklı oldukları, hürriyetlerinin ve onurlarının ihlâl edildiğinin ortaya konulması hukukî kapsamda iade-i itibar verilmesi isteyen Aydın, 24 yılda çözüm bekleyen adlî, idarî meseleleri sıraladı. 

***

YANLIŞ BİLİNEN…

Başörtüsü yasağı 1997’de büyük bir zulüm olarak devam ederken, üniversite kapılarında tartaklamalar, sınıftan atmalar, zorla başını açma teşebbüsleri, ikna odaları kurulmuştu. 28 Şubat’ta bir postmodern darbe ile hükümetten düşürülen Refahyol’dan (RP-DYP) sonra kurulan hükümetlerde bu yasağı devam ettirdi. Başörtülü memureler o dönemde olduğu kadar olmasa da görevlerinden atılmaya devam etti. Bu zulümleri gören millet seçimlerde Anasol-M ve Anasol-D’yi oluşturan partileri Meclis dışında bıraktı. 2002 yılında iktidara gelen AKP, bu yasağı iktidara geldikten sonra üniversitelerde 8 yıl sonra (2010, kamuda da 11 yıl sonra, 2013) kaldırılabildi. 

Dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, 27 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Üniversitesi’ne bir şikâyet üzerine gönderdiği yazısından sonra başörtüsü yasağında yeni bir dönem başladı. Bu yazıdan sonra aynı yıl bazı üniversiteler yasağı ya kaldırmış ya da hafifletmişlerdi. Bir başka ifadeyse 28 Şubat’ın getirdiği yasaklar AKP iktidarından 5 yıl önce devam etti, AKP iktidar olduktan sonra da 11 yıl sürdü…

Yasağın kalkmasında başta anamuhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefet partilerinin meseleye “hürriyetler ve eğitim hakkı” açısından bakmasındaki pay göz ardı edilmemelidir. Zaten şu anda ne anayasa da ne de yasalarda bu konuda bir düzenleme de yapılmış değil.

Yine, 2013 yılı Temmuz ayında çıkarılan bir kanunla “memura disiplin affı” geldi. 

Kılık kıyafetleri dolayısıyla son 23 yıl içinde devlet memuriyetinden çıkarılanlar, yeniden göreve dönebildiler. 

Okunma Sayısı: 2010
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Filistinli şuayb

    28.2.2021 11:13:38

    Madem 28şubat darbeydi ki öyledir neden sorumlular ceza görmedi? Kim engel oldu oluyor?

  • Oğuz Yiğiter

    28.2.2021 01:52:01

    Felaket ve musibetler şerr-i mahz olmadığı gibi, bazen felaketlerden saadet de çıkabiliyor. 28 şubat musibetinden çıkarılan derslerin müzâkeresi halen devam ediyor. Çok yönlü ve çok boyutlu sonuçlar makale ve tez konusu olmaya devam edecektir. Akıbet hakta sebat edenlerindir. Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı