"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Güvenli bölge”de ABD’ye güvenilir mi?

Mehmet KARA
15 Eylül 2019, Pazar
Mart 2011 tarihinde, Dera şehrinde Arap Baharı’ndan etkilenen “demokrasi yanlısı” gösterilerin başlaması ve Esad rejiminin bu gösterilere müdahale etmesiyle başlayan Suriye iç savaşında gelinen nokta tam bir felâket.

9. Yılına giren Suriye’deki iç savaşta yüzbinlerce insan vefat etti, 6 milyona yakın sivil (bu sayı daha da artabilir) savaştan kaçıp yerini yurdunu bırakıp komşu ülkelere sığındı. Suriye’de kalan siviller de hep korku içinde hayatını devam ettiriyor. 

Şu anda Suriye’de “Küresel güçler” tıpkı Irak’ta olduğu gibi pay kapma telâşındalar. Suriye’de barış olması ve insanların hayatları kimsenin umurunda bile değil!

Suriye’deki iç savaştan en çok etkilenen ülke ise hiç şüphe yok ki Türkiye… BM Mülteciler Yüksek Komiserliğine göre, Suriye’deki karışıklıktan kaçan 6 milyondan fazla kişinin 3 milyon 644 binine Türkiye tek başına ev sahipliği yapıyor. 

Türkiye’nin başından itibaren uygulanan Suriye politikası eleştiriliyor. Birçoğu da haklı eleştiriler. İç savaşın çıkmasından önce ve çıktığı andaki politikalar eleştirilen konuların başında geliyor. Göç dalgası başladığı andan itibaren sınıra yakın bölgelerde güvenli bölgeler kurulmaması da eleştirilen konuların başında geliyor.

***

TÜRKİYE 32 KM İSTİYOR, ABD 4-5 KM…

Bunlar bir tarafa 9 yıl sonra Türkiye Suriye’de güvenlik sınırının 32 kilometre derinlikteki M4 karayolu olarak belirlenmesini istiyor. ABD’nin isteği ise 4-5 kilometrelik bir koridor… Türkiye’ye göre güvenli bölge oluşturulduktan sonra o bölgede bahçeli 150-200 metrekarelik evler yapılması ve Türkiye’deki Suriyelilerin oralara yerleştirilmesi dahi düşünülüyor!

Bu konuda ABD’nin üst düzey yetkilileri ile günlerce süren toplantılar yapıldı. ABD’li askerler Türk askerleri ile gerek sınırda gerek Ankara’da toplantı üstüne toplantı yaptılar.

Netice de hiçbirisi olmadı… Ola ola Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi “5, 10 askerî araç ve helikopterle yapılan devriye…” yapıldı. 

ABD’nin bu gerçek yüzünü, Türk ve ABD askerleri devriye atarken, ABD’nin terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’ye silâh yardımı yapması ve diğer bir terör örgütü olan DSG üyelerine komanda eğitimi verdiği görüntülerin sosyal medyada yayılması da gösterdi.

Bir yandan 50 bine varan tırla Türkiye’nin “terörist” gördüklerine mühimmat göndereceksin, diğer yandan Türkiye’nin güvenliğini sağlamak amacıyla “güvenli bölge” kurma çalışmaları içine gireceksin. Ve buna da inanacaksın! 

Bu devriyenin yapıldığı gün Erdoğan’ın “Anlaşılan o ki müttefikimiz, bizim için değil terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. 

Böyle bir anlayışı reddediyoruz” açıklaması “müttefikimiz” ABD’nin gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi. 

***

İKİYÜZLÜ ABD’YE GÜVENİLİR Mİ?

Bütün bunların aynı günde yaşandığı günden bir gün sonra, ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’u kabulünde konuşan Erdoğan’ın, “ABD ile müttefiklik ilişkimiz daha da perçinlenmiştir. Dostum Başkan Trump’la samimî ve güçlü bir diyaloğumuz var. 

Bu diyaloğu Trump’ın ülkemize yapacağı ziyaretle taçlandıracağımıza inanıyorum” demesini nereye koymak lâzım bilemedik!

Türkiye’nin, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri almasına ABD’nin tepkisini, ardından Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına yol açan gelişmelerin üzerinden daha çok zaman geçmeden “ilişkilerin perçinlendiği”nin söylenmesi diplomasi açısından söylenmiş bir söz mü bir anlam verilemedi… Böyle müttefiklik mi olur? Gerçi, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “sözde müttefiklik” dedi, ama en üst perdeden “güçlü diyalog, perçinlenmiş ilişkiler güçlü müttefiklik” sözleri de yüksek sesle dillendiriliyor. 

***

YENİ BİR DIŞ POLİTİKA

ABD’nin bu tavrının tam tarifi, ikiyüzlülüktür ve ABD bunu her zaman yapmaktadır.

Bir dediği bir dediğini tutmayan, yüzüne gülüp iltifatlar ederken, arkasını döndüğünde farklı davranan, kendisi ülkesinde dahi “yalancı” diye nam salan bir insana güvenilemeyeceğini bilmemek de mümkün değil.

Diğer yandan, güvenli bölge konusunda ABD’nin bu ikiyüzlü tavrını görünce, “bu ülkeyle güvenli ve serbest ticaret yapılabilir mi?” sorusu da akıllara geliyor.

Türkiye, Suriye’de bir yandan ABD ile bir yandan da Rusya, Çin ve İran’la “Astana süreci” doğrultusunda politika üretiyor. 

Gerek Astana süreçleri gerekse de güvenli bölge konusunda ABD’nin samimiyetsiz ve ikiyüzlü tavrından sonra Türkiye’nin dış politikasında ciddî bir değişikliğe ihtiyacının olduğu ortaya çıkıyor. Bu yapılır mı, ya da nasıl bir politika uygulanır onu bilemiyoruz, ama Suriye halkı perişan, yerinden yurdundan olmuş, huzur ve barış istiyor. 

Okunma Sayısı: 885
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı