"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hoşlarına gitmeyen “sonuç” neydi?

Mehmet KARA
17 Şubat 2020, Pazartesi
Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu üyesi Köksal Toptan dikkat çeken bir açıklama yapmış.

2021 başında tamamlanacağını söylediği “Yerel Yönetimlerde Etik Farkındalık Projesi” bittiğinde daha güzel bir Türkiye olacağını söyleyen Toptan yerel yönetimlerle ilgili yaptıkları anketlerde, “Hiç de hoşumuza gitmeyen sonuçlarla karşılaştık” demiş. 

Toptan, “Vatandaşlara ‘Yerel yönetimlerde yolsuzluk olur mu?’ sorusuna çok yüksek oranda ‘evet’ cevabı geliyor. Biz bu kadar kötü çalıştığına inanmıyoruz. Elbette vardır ama bu kadar olmadığını düşünüyoruz. Kayırmacılığı soruyoruz; yüzde 90 oranında olumsuz cevap geliyor. ‘Bunların düzeleceğine inanıyor musunuz?’ sorusunda yüksek oranda olumlu cevap geliyor. Bu bizi ümitlendiriyor” ifadelerini kullanmış.

Bu sonuçları görünce, “Yerel yönetimlerde yapılan bu anketin ülke genelde yapılması durumunda nasıl bir sonuç çıkar acaba?” sorusu insanın aklına geliyor. Belki bu kurul bunu da yapar paylaşır, biz de size sonuçlarını duyururuz.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNABİLMEK İÇİN

Darbe dönemleri hariç Türkiye’de pek rastlanmayan şekilde basına baskı ve ayrımcılık en sert şekilde devam ederken, CHP’nin özel bir televizyona karşı “ambargo” uygulamasını doğru bulmayanlardanım.

Nasıl ki, hükümetin yıllardır uyguladığı akredite (gazeteciler arasında ayrımcılık) uygulamasına hep karşı çıkıyorsak bu uygulamaya da karşı çıkmak lazım. Buna karşı çıkılmazsa ileride basın özgürlüğünden bahsedildiğinde sözleriniz hep havada kalır. Elbette televizyon ve gazetelerin yayınlarından rahatsız olunabilir. Tenkit edip düzeltilmesini isteyebilirsiniz. Böyle bir ambargo kararı da alınabilir ama böyle toplu bir ambargo kararını tekrar düşünmek lâzım.

Medyanın da kendine çeki düzen vermesinin zamanı geldi de geçiyor bile… 

Örneğini İngiltere ve ABD’de gördüğümüz gibi ne zaman ki akredite uygulanmayan gazeteler/gazeteciler ayrımcılık yapılan meslektaşlarına destek verip bu uygulamaya tepki gösterirlerse, işte o zaman bu mesele düzelir ve basın demokrasilerde olan 4. kuvvet konumuna tekrar yükselir…

RUSYA İLE BİR DE “DOMATES” KRİZİMİZ ÇIKTI!

İdlip’te askerlerimizin şehit olması yüreklerimizi dağlarken, Esad rejiminin hamisi konumundaki Rusya ile bir de domates krizimiz var. 

Haftada üç gün çalışan Meclisimizde milletvekilleri bir dakikalık da olsa hem illerini hem de Türkiye’yi ilgilendiren konularda görüşlerini açıklama fırsatı buluyorlar. Birçok milletvekili İdlip’te yaşanan olaylar nedeniyle tepkileri dile getirirken, Antalya Milletvekili Aydın Özer’de Rusya ile yaşanan bir krizi gündeme getirdi.

2015’te Rusya’yla yaşadığımız uçak krizinden sonra yıllık 340 bin tonluk domates ihracatının yapılamaz hale geldiğini söyleyen Özer şu bilgileri paylaştı: “Krizin ardından tamamen sıfırlanan, 2017 sonunda 50 bin tona, 2018’de 100 bin tona, Mayıs 2019’da ise 150 bin tona çıkan yıllık ihracat kotası geçtiğimiz günlerde doldu. Kotanın dolmasının ardından her an Rusya’nın alımı durdurması bekleniyordu, bu da maalesef gerçekleşti. 150 tır domates Rusya limanında ve serbest bölgelerde bekliyor…”

Aydın Özer, Ticaret Bakanlığı’nın bir an önce konuya el atması ve kotayı 200 bin tona çıkaran anlaşmayı bir an önce yapması gerektiğini söylerken, “Eğer ihracatçı nezle olursa üretici zatürre olur. Deniyor ki: ‘İhracata gitmeyen domates iç piyasalara döner, böylece domates fiyatları aşağı iner ve bu da enflasyonu düşürür.’ Yani domates enflasyonu düşürür mü bilinmez ama şurası kesin: Bugün üreticinin yanında olunmazsa yarın üretim yapacak çiftçi bulamayız” diyerek bir gerçeğin altını çizdi.

İdlip konusunda güvenilmeyen Rusya bakalım bu konuda bir adım atacak mı? Yoksa üreticinin hali hiç iyi olmayacak…

VİRÜSE KARŞI ÇARE DUT PEKMEZİ Mİ?

Türkiye, bölgesindeki Suriye krizi ile uğraşırken, dünya da Çin’den yayılan ve henüz bir tedavisi bulunamayan Koronavirüs ile uğraşıyor. Öyle bir virüs ki çok çabuk bulaşıyor ve birkaç gün içinde ölümlere neden olabiliyor. Dünya neredeyse Çin’i ve Çinlileri izole etmiş durumda. Çoğu ülke Çinlileri ülkelerine sokmuyor.

Bu ölümcül virüsle nasıl mücadele edilebileceği hızla bulunmaya çalışılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, virüse karşı özel bir önleminin olmadığını ancak her sabah bir kaşık dut pekmezi içtiğini söylemesi ve bu pekmezin ‘ağırlıklı olarak Erzurum’dan geldiğini söylemesi Erzurumlu vekiller ile Adıyamanlı vekillerin arasını açmışa benziyor. 

Erdoğan’ın bu sözünden sonra Erzurumlu milletvekillerinden pekmez talep etmeye başlanmasına Adıyaman milletvekillerinden itiraz gelmiş. “Biz de külliyeye pekmez gönderiyorduk. Demek ki pekmezler Erzurum’un hesabına yazılmış” diye itiraz etmişler.

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi’nin aktardığı bu pekmez yarışını okuyunca gülelim mi, ağlayalım mı bilemedik doğrusu… Bakalım pekmezi ile ünlü başka ilimiz çıkacak mı? Öyle anlaşılıyor ki, külliye illerden gelen pekmezlerle dolacak gibi görünüyor. 

Bu arada dünyayı kasıp kavuran virüse karşı dut pekmezinin çare olacağını da kimse söylemedi. Sayın Erdoğan sadece bir soruya bu cevabı vermiş… Aman ha yanlışlık olmasın.

NOKTA

“Suçla ve suçlulukla mücadele ederken masum insanları incitmemek gerekir. Bir tek masumun bile haksız şekilde suçlanmasına, gereksiz işlemlerin muhatabı olmasına da asla tahammül edemeyiz.” 

(Abdulhamit Gül-Adalet Bakanı)

Okunma Sayısı: 2706
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı