"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kutuplaştırmada herkes karşısındaki suçluyor

Mehmet KARA
14 Kasım 2021, Pazar
Yıllardır devam eden siyaset dilindeki kirlenmenin ülkeyi getirdiği nokta üzücü ve ürkütücü. Bu konuda tam da sözün bittiği yerdeyiz.

Siyasetçilerin kutuplaştıran, ayrıştıran ve öfke kusan dili artık sokaklara kadar indi. Kendisine “Nasılsınız, iyi misiniz?” diye soran siyasetçilere “Çocuğuma dokunma, haydi yürü” noktasına kadar gelmesi, siyasetçilere sözlü ya da fizikî müdahaleler, siyasetçiler için aslında ders niteliğindeydi ancak görülüyor ki, bundan ders alınmıyor.  

Sorgulanması gereken şey, ülkenin bu duruma nasıl geldiği, bu ortamı kimin ya da kimlerin oluşturduğu olması gerekirken, siyaset dilindeki kirlenme her geçen gün artarak devam ettiriliyor. Maalesef siyasetçiler toplumu kutuplaştırmak, ayrıştırmak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar.  

 İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın genel başkanına ve kendisine hakaret eden bir kişiye kullandığı üslûp kabul edilebilir değil. Zaten kendisi de büyük bir yanlış yaptığının farkına varıp görevinden istifa etti. Ama tartışması bitmedi. Milletvekilliğinden de istifa etmesi istenirken, hakkında fezleke düzenlendi. 

*** 

ÜSLÛBUMUZ KİMLİĞİMİZDİR 

Geçtiğimiz hafta içinde Meclis Genel Kurulu’nda 1 dakikalık gündem dışı konuşmalar bölümünde söz alan Konya Milletvekili Halil Etyemez’in, muhalefetin öfke dilinden bir milim ileri gidemediğini, bu öfke diliyle ve kutuplaştırma siyasetiyle âdeta hamaset yaptığını bu fütursuz ve üslûpsuz dili asla kabul etmediklerini söyleyip, “Üslûbunuz kimliğinizdir. Biz AK Parti olarak dezenformasyonla, yalan terörüyle, öfke diliyle mücadele etmeye devam edeceğiz” demesi üzerine Meclis’te başlayan tartışma saatlerce sürdü.  

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın bu sözler üzerine, “Yapmayacaktım, ama öfke dilinin nasıl olduğuyla bir iki örnek vereyim” diyerek peşpeşe sıraladığı hakaretamiz sözler (biz burada yazamıyoruz) üzerine AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, “Bu üslûp sorunu sizin üslûp sorununuzdur ve sizden kaynaklanmaktadır. Bu üslûbunuza öncelikli olarak sizin de dikkat etmenizi istirham ediyorum” diye cevap verdi. Altay, “Ben Erdoğan’ın söylediklerini tekrar ettim” demesiyle de tartışmanın fitili ateşlenmiş oldu. 

Tartışmalar arasında milletvekillerinin gündem dışı konuşmaları devam etsene bu tartışma ilerleyen dakikalarda sürüp gitti. 

Öyle anlaşılıyor ki, siyasetçilerde bu üslûptan şikâyetçi, ama birbirlerini suçlamaktan da geri durmuyorlar. Kimse çıkıp, “Biz de yanlış yapıyoruz, bu üslûbu terk edelim” demeyi aklına getirmiyor. 

Her gün 200’ün üzerinde insanın salgından öldüğü, geçim sıkıntısının artık dayanılmaz boyutlara geldiği, zamların peşi peşine vatandaşın omuzlarına bindiği, adaletsizliklerin arttığı bir dönemde bunların çözümüyle uğraşması gerekenlerin bu konularla uğraşmasını anlamak mümkün değil.  

Artık ülkede sağduyunun hâkim olması gerekiyor. Bu konuda ayrımsız herkes suçlu… Birbirini suçlamak yerine önce sağduyu, peşinden temiz, üslûplu ve kutuplaştırmayan bir siyaset anlayışının artık ülkeye hâkim olmasının zamanı çoktan geldi, geçti bile… 

Türkiye’nin artık bu sarmaldan âcilen çıkması gerekiyor. Siyaset ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalı. Buna en çok itinayı da ülkeyi yönetenler göstermeli. 

*** 

DEMİREL’DEN ÖĞÜTLER 

Yeri gelmişken, Süleyman Demirel’den bazı öğütleri aktaralım:  

“Konuşmaya başlamadan önce şu 4 cümleyi hatırlayın: Söylediklerimin gereği var mı? Anlattıklarım iyilik ve şefkat ihtiva ediyor mu? Söylediklerim birini incitiyor mu? Söz ettiklerim sessizliği bozacak kadar değerli mi?” (Derleyen: Prof. Dr. Osman Müftüoğlu) 

Önce siyasetçiler sonra hepimizin kulaklarına küpe olması gereken sözler… 

Meşhur sözdür: Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun…

*** 

“KAYIP SİLÂHLAR NEREDE?” İDDİASI 

Meclis genel kurulunda üslûp tartışması yaşanırken, İYİ Parti’nin “15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında kaybolan Türk Silâhlı Kuvvetleri (TSK), Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve Jandarma Genel Komutanlığına (JGK) ait kayıp veya envanter dışı olduğu, sivil vatandaşlara dağıtıldığı iddia edilen silâhların akıbetinin araştırılması” amacıyla 27.10.2021 tarihinde TBMM Başkanlığı’na verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmeleri yapıldı. 

İYİ Parti grup önerisinin gerekçesini açıklayan Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu, ülkemizde kayıp ve çalıntı silâhların sayısında bir artış söz konusu olduğunu, İçişleri Bakanlığı’nın faaliyet raporlarında bu artışın çok rahatlıkla görüldüğünü, 2014 yılında 14 bin olan kayıp ve çalıntı silâh sayısının 2017 yılında 106 bine çıktığını, bu tarihten sonra da 2017’den sonra İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda bilgi vermediğini aktarırken, “15 Temmuz sonrası kayıp olan silâh sayısının 100 bini geçtiği ve 20 tugayı donatacak kadar olduğu iddia edilmektedir” demesi dikkat çekti. 

Bu konuşmanın ardından CHP ve HDP milletvekilleri önerge üzerinde görüşlerini açıkladılar. CHP adına konuşan İzmir Milletvekili Murat Bakan, bu araştırmanın onaylanmaması durumunda olacakları şöyle sıraladı: “Bir silâhla cinayet işlenir, siyasî cinayet işlenir, fail-i meçhul olur, katliâm olur, darbe olur, darbe girişimi olur değerli arkadaşlar. Bırakın tüm bunları, bir tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının burnu kanasa bunun sorumluluğu yasama organı olarak bizim olur. Bakın, bu iş yılan hikâyesine döndü. Eğer yürütme ve yargı gereğini yapmıyorsa bizim yasama organı olarak gereğini yapmamız lâzım. Denetim görevimiz gereği artık bu işi bir konu olmaktan çıkarıp bununla ilgili bir Meclis araştırması açmamız lâzım…” 

AKP grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Kemal Çelik ise, “15 Temmuz sonrasında Bakanlık bünyesinde toplamda 24 silâhın kaybolduğu bunun dışında herhangi bir silâh kaybı veya silâh dağıtılmasının asla söz konusu olmadığını” açıkladı. 

Önerge beklendiği gibi AKP ve MHP’nin oyları ile reddedildi, ama iddialarla ilgili akıllardaki soruların yine cevaplandırılması başka bir bahara kaldı. 

Okunma Sayısı: 1167
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı