"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mukayeseyi bırakın, hayat pahalılığına bakın!

Mehmet KARA
04 Kasım 2019, Pazartesi
Yıl sonuna yaklaşıldığında işçi, memur ve emeklilere yapılacak zamlar tartışılmaya başlar. Asgarî ücretin ne kadar olacağı, memura yapılacak zam ve enflasyon farkları hep gündemdeki yerini korur.

Memur ve memur emeklilerinin maaşlarına 2020 yılında yüzde 4+4, 2021 yılında yüzde 3+3 oranında artış yapılmasının kararlaştırılması memurları hiç mutlu etmemişti. Şimdi işçilere verilecek asgarî ücretin belirlenmesi için takvim işlemeye başlayacak.

Asgarî ücretin 2 bin 20, açlık sınırının 2 bin 58 lira olduğu, yoksulluk sınırının 6 bin 700 lirayı geçtiği bir ortamda cumhurbaşkanın maaşının 81 bin 250 liraya çıkacak olması muhalefet tarafından eleştiriliyordu.

Bu eleştirilere cevap, eski milletvekili Burhan Kuzu’dan geldi. “Sayın Cumhurbaşkanımızın maaşının üzerinden siyaset yapanlar, 2003 yılında asgarî ücret 225 lira iken dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 15 bin lira maaş alıyordu. Yani asgarî ücretin yaklaşık 70 katı. Ama Sezer solcu olduğu için eleştirilmez. Bu tam bir ikiyüzlülüktür” diye bir paylaşımda bulundu.

Sezer’in fazla maaş alması, Erdoğan’ın maaşının da fazla olmasını gerektirmez. Diğer yandan da Cumhurbaşkanının maaşı yüksek olmasını konuşmak yerine, asgarî ücretin ve memura verilen zammın düşük olmasına kafa yorulması daha iyi olmaz mı? Ayrıca yanlış yanlışla savunulamaz.

Diğer yandan küçük bir araştırma yaptık. Sezer’in o dönemde aldığı maaşla asgarî ücret arasındaki farkın 67 katı. Erdoğan’ın aldığı maaşın ise asgarî ücretin 37 katı olduğu görülüyor.

2003 yılında açlık sınırı 453, yoksulluk sınırı ise 1 bin 115 lira imiş! Şimdi açlık sınırı asgarî ücretin üstünde… Yoksulluk sınırı ise asgarî ücretin 2.5 katı. 

Cumhurbaşkanları arasında maaş farklarını mukayese etmek yerine çalışanın maaşının geçinebilecek seviyeye çıkarılmasını konuşmak gerekmez mi? 

CHS’DE RESTORASYON NE OLDU?

Son mahallî seçimler sonrasında “rehabilite ve restorasyon” edileceği söylenen Türk tipi cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ilgili çalışmalar yapıldığı söylense de bugüne kadar ortaya çıkan bir şey yok.

Başkanlık sistemi gelince ekonomi uçacak, koalisyon bitecek, Türkiye istikrara kavuşacak gibi tumturaklı sözlerin sistemin hayata geçtiği bir yıl içinde olmadığı görüldü.

Yaşanan aksaklıklar da bunu gösteriyor. Bakanların dışarıdan atanması, ayrıca kurulların olması, yetkilerin bir kişide toplanması gibi konular tartışılırken, Cumhurbaşkanı yurt dışına çıktığında yerine Meclis Başkanı yerine Cumhurbaşkanı tarafından atanan birisinin vekâlet etmesinden tutun da, bakanların dışarıdan atanmasıyla vekillerin bakanlara ulaşamaması gibi bir sürü aksayan durumlar var.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir gelişme bile tek başına sistemin yürümediğini gösteriyor. Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenen resmî törende ilginç bir olay yaşandı.

Törene katılan resmî heyette cumhurbaşkanının, bakanların, TBMM başkan ve vekillerinin, parti yetkililerinin yerlerini belirlemek için levhalar konulur. “Cumhurbaşkanı Yardımcısı” levhasının yeri konusunda düşündürücü bir gelişme yaşanmış. 

CHP’li Mahmut Tanal, Cumhurbaşkanı yardımcısının protokoldeki yerini eleştirirken, AKP, CHP, İYİ Parti ve MHP’li grup başkanvekilleriyle tokalaşmış, “Atanmışların seçilmişlerin önünde olması son derece yanlış. Cumhurbaşkanı Yardımcısı ismi oraya konulmamalıydı” demiş.

Sohbet devam ederken, “Cumhurbaşkanı Yardımcısı” yazılı levhanın yeri protokol görevlilerince birkaç defa değiştirilmiş. Tanal, AKP Grup Başkanı Naci Bostancı’ya dönerek “Anlaşılan sistem oturmadı. Gidip geliyor. Gelin parlamenter sisteme geri dönelim” şeklinde espri yapmış.

Yaşanan bu olay bile sistemin oturmadığını göstermeye yetiyor.

“GÜLÜNÇ DURUMA DÜŞÜRMEYİN!”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki haftadır milletvekillerine kızıyor. 

Önceki hafta, “Arkadaşların sizleri bahçelerden toplayıp gruba getirmemesi lâzım. Bunu özel bir ricam olarak söylüyorum” diyen Erdoğan bu haftaki grup toplantısında, “Gülünç duruma düşmeyelim” diyerek eleştirisinin dozunu daha da arttırdı. Üst üste iki hafta kızdığına göre bundan sözünün dinlenmediği anlamı çıkarılabilir. Muhalefete bu sözlerden sonra çok “ekmek” çıkacak. Karar sayısı çıkmadığında muhalefet hep bunu hatırlatıp gülecek. Tabiî AKP’li vekiller Erdoğan’ın bu sözünü tutmazlarsa… Onu da Erdoğan’ın bu hafta grup toplantısında fırçalarına devam edip etmemesinden öğreneceğiniz…

Okunma Sayısı: 1428
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    4.11.2019 03:01:11

    Tebrik ve dualar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı