"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayvanlarda masumiyet karinesi

Mehmet Soydan
29 Mayıs 2024, Çarşamba
Hepimizin malumudur ki, son zamanlarda bir “başıboş köpek” meselesi gündemden düşmüyor. Gelgelelim neredeyse kimse bu meseleye “İslam ne diyor?” diye bakmıyor. Bu yazımız, bu meselenin birkaç açıdan değerlendirilmesiyle teşekkül edecektir:

1. Evvelâ size şunu sorgulatmak isterim: “Hukuk kuralları yalnızca insanlar için midir? Sadece insanların mağduriyetlerine mi odaklanmalıdır? Yoksa insan, tabiatta diğer canlılara karşı tamamen istediği şekilde davranabilmeli midir?”

2. Bu meselede en çok sorgulamamız gereken şey, bu “başıboş köpek” mevzuunun, özellikle de iktidar medyasınca köpürtülmesinin zamanlamasıdır. Bundan 1-2 sene de aynı sorun yok muydu? Böyle bir iktidar medyasının; hele de iktidarın kusurlu olduğu bir alanda bu kadar mesai harcamasının, iktidarın çok daha büyük kusurlarını örtme arzusundan başka mantıklı bir açıklaması olamaz. Ta ki, ekonominin rezilliğini konuşturtmasın ve “etki ajanlığı” meselesini meclisten geçmeden önce kamuoyunda tartıştırtmasın.

3. Bu meseleye özgü şöyle bir durum da var: Meselede karşıt görüşü savunan kişiler sistematik bir biçimde linçleniyor, “tuzu kuru”lukla nitelendiriliyor, kriminalleştiriliyor. Bu da, üzerine düşünmemiz gereken bir konudur.

4. Her meselede olduğu gibi, bu meselede de “toplum vicdanı”nı değil, hukuk kaidelerini esas almamız gerekir. Toplum vicdanına bakarsan; bırak yavru köpeklere ceza verilmesini, Fatih Sultan Mehmet’in bebek kardeşini öldürmesini ve hatta Ermenilerin sırf ırklarından dolayı suçlu-suçsuz ayırt etmeden sürgün edilmesini bile normal görüyor bu “toplum vicdanı”. Öyleyse, toplum vicdanı bu meselede ve hiçbir meselede hakem olamaz.

5. İttihatçılar Osmanlı’da idareyi ele aldıklarında, İstanbul’un köpeklerini toplayıp bir adaya götürüp orada onların açlıktan ölmelerine sebep oldular. O ada, bugün “Hayırsızada” olarak anılmaktadır. Yine Osmanlı’da III.Murat döneminde, büyük bir maymun katliamı gerçekleştirilmiştir. Bu durumlar, T.C. tarihinde planlanan neredeyse her yanlışın, Osmanlı’da bir izdüşümünün de olduğunun bir göstergesidir; ama bu ayrı bir yazı konusu. Neyse. Ama bugün de hayvanlara yönelik zalimane bir uygulamada bulunacak bir iktidarın, ileriki zamanlarda, yukarıda yerden yere vurduğumuz “toplum vicdanı”nda bile mahkum olacağı muhakkaktır.

6. Aslında “saldırgan köpek” mevzuu, İslam hukukunun –hâşâ– atladığı bir mesele değildir. Bugün internette bu meseleye fikhî cevap aradığın zaman, fıkhî olarak temellendirilmiş cevaplar bulman mümkündür. Hatta Rasulullah aleyhisselâm Efendimizin, saldırgan köpeklerin öldürülmesinin caiz olduğuna dair bir hadis-i şerifi de vardır. Gelgelelim, kimseye zararı olmayan köpeklere bir yaptırım uygulanabileceğine dair hiçbir hüküm yoktur. Ama maalesef bu durum, muhafazakârların bile umurunda değildir.

Öyleyse çözüm ne olmalıdır? Çözüm ancak, İslam’ın emrettiği gibi, köpeklerin saldırgan ruhtaki olanlarının tespit edilip, onların öldürülmesiyle gerçekleşebilir. Yoksa yukarıda bahsettiğimiz İttihatçıların ve III.Murat’ın icraatlarının hayırla yad edilmemesi, mevcut iktidar için de tekerrür edecektir.

Okunma Sayısı: 708
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı