"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Arapça biz Müslümanlar için yabancı bir lisan değil, ikinci bir lisandır!

Muhammed Nur Sungur
26 Temmuz 2021, Pazartesi
Türkler Müslüman olduktan sonra İslâmiyet’in ana dili olan Arapça, her alanda kendini derinden derine hissettiriyor ve Arapçaya duyulan alâka günden güne artıyordu.

Zira İslâm’ın ana kaynağı olan yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm ve bu kaynağı açıklayan Hadis-i Şerifler Arapça idi. Hal böyle olunca insanda ister istemez Arapçaya karşı bir sempati ve temayül beliriyor. 

Ayrıca oluşan bu ilgide kullandığımız Türkçe’nin % 30-35 yani üçte birinin Arapça asıllı kelimelerden oluşmasının rolü de yadsınamaz olduğunu düşünüyorum. Özellikle de tahsil hayatı dinî müfredat programının ağırlıklı olduğu okullarda olanların Arapçaya merakının ziyadeleşmesinde muhakkak katkısı inkâr edilemez. 

Ayrıca Arapça ile müştereklerimiz aynı dine mensup oluşumuz, aynı kitaba imanımız, aynı peygambere bağlılığımızın olması yanı sıra, tarihî ve kültürel ortaklıklarımız da bu ilgilide önemli oldu. 

Eskiden ülkemizde gerek İmam-hatip okulları gerek İslâm enstitüleri ve diğer orta öğretim kurumlarında yabancı lisanlar İngilizce, Arapça gibi tam olarak öğretilemiyordu. O dönemlerdeki tedrisat gerek hocaların gerekse de müfredat programlarının kifayetsiz oluşuyla verimsiz geçiyor ve öğrenciler yabancı lisanları konuşamıyordu. Sadece gramer bilgileri üzerinde yoğunlaşılıyor ve bunlar ezberletiliyordu. 

Oysa lisan öğretiminden maksat sırf gramer kaideleri değildi elbette. Pratik ve konuşma en az gramer kadar önem arz ediyordu. Bir de iki ayrı lisanın birbirinden farklılıkları nelerdir gibi teknik bilgilerin öğretilmesi gerekliydi. Arapça’dan fiil cümlesi, isim cümlesi gibi örnek verecek olursak Arapça’da fiiller cümlenin başında Türkçe’de ise cümlenin sonunda gelir. Bu genel bir kaidedir. Bu ve buna benzer teknik bilgiler verilmediği takdirde öğrenciye bir lisan öğretilemez. 

Maalesef eski dönemdeki tedrisat, müfredat programları ve kadroların yetersizliğinin bu hususta tesiri büyüktü. Günümüzde ise, bu alanda epey mesafe alındığını görüyoruz. Zira bu alanda pek çok kadrolar yetişti ve yabancı hocalara da kapılar açıldı. Şimdiki talebeler yabancı dil öğrenme bakımından daha şanslılar diyebiliriz. Tabiî ki önce merak, sonra gayret edip çaba gösterirlerse... Eski büyüklerimiz boşuna dememişler “Merak ilmin hocasıdır’’ diye. 

Bir de günümüzde bu alanda teknolojinin imkânlarından faydalanarak kısa sürede çok mesafe alınabilir. Gerek Arapça gerekse de İngilizce öğrenimi için birçok internet siteleri mevcut. Bu sitelerden istifade edilebilinir. Arapça ve İngilizce TV programları, kitap, dergi ve Risale-i Nur gibi yayınlar v.s. pek çok doküman mevcut. 

Ayrıca dil öğrenimi için en önemli husus o dilin konuşulduğu ülkeye gidip orada bir müddet; meselâ bir yıl, iki yıl, üç yıl gibi sürelerle kalmak, insanlarla tanışmak, konuşmak, temaslarda bulunmak ve çeşitli etkinliklere katılmak dil öğrenmenin en önemli faktörlerindendir. 

Dil öğrenmede ayrıca kabiliyet ve yaş durumu da göz ardı edilmeyecek bir durumdur. Küçük yaşlarda dil öğrenmenin ehemmiyeti çok daha büyüktür “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünde ifade edildiği gibi...

Tabiî ki bütün bunlardan daha önemli olan bu hususta merak, çaba, azim ve gayret olmasıdır. Malûm olduğu üzere azmin elinden bir şey kurtulamaz sözü meramımız için güzel bir misal teşkil eder. 

Netice itibariyle çalışma ve gayret insanoğlundan muvaffakiyet Allah’tandır.

Okunma Sayısı: 848
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şerafettin Birol

    26.7.2021 14:39:15

    Selamun aleyküm Allah razı olsun

  • Sezai MUMCU

    26.7.2021 13:08:48

    1)Yabanci bir lisani anlayabilecek ve anlatabilecek kadar bilmek yeterlidir. Benim merhum babam 15 senelik Almanya hayatini toplamda 150 kelime ile hic Dilbisi kaidesine uymadan konusup genis bir Alman kitlesi tarafindan sevilip taninan bir kisi olarak yasamis. Almanca "Senin suratin niye ASIK demesini bilmiyordu Ama Almanca " Senin suratin niye buzdolabi gibi" deyince herkes anlardi. Bir komedyenin skecinde Ingiltere'ye ziyaret maksatli gelen vatandasin Ingilizden de daha Ingiliz bir Dilbisi gayretine düsmesi ABESLE ISTIGALDIR. TURIST dersin konu biter! Arabca da da durum ayni. Meslegim icabi ARAPLARLA BEA, SUUD, gibi para görüp kendi kültürünü dislayan GURUPLARDAN insanlara iki kelime Arapca söylesem hemen Ingilizce ile cevap veriyorlar yani ARABCAyi DISLAYAN GÜRUH sadece ECNEBILERDEN degil ARAPLARIN KENDILERINDEN.

  • Sezai MUMCU

    26.7.2021 13:08:15

    2) Hele hele Korona sonrasi 300 bin Kur'an tefsirinde BAKARA bir Inek/Buzagi tasvir edilirken Edebiyat okumus Dinin Havas Meselelerine Vufukufiyeti kendinden menkul bir nadan Bakara SARI BIR YARASADIR demesiyle bu devirde Merhum ve muazzez Üstadimiz Said Nursî Hazretlerinin TAKLIDI DEGIL TAHKIKI olunuz demesinin önemi zirve yapmistir. Bunun konulara göre usullerini/uygulamasini Risale-i Nur Külliyatindan ögreniyoruz. Zaten Risalelerle ünsiyet kazanan birisi hem Osmanlica/Türkcesini hem Arapca kelime hazinesini hem de Farscayi gayet yüksek bir seviyeye tasir. Yani BU HAYATI VASAT/ORTA YOLDAN sonuna kadar gitmek Risalelerin refakatinde mümkündür.

  • Halil İbrahim Karahan

    26.7.2021 11:29:04

    İnşallah bu şuurda oluruz Allah'ım razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı