"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ekrandaki gölge

Muhammed Said ÇATALKAYA
29 Kasım 2025, Cumartesi
Televizyon, eskiden evlerin misafiri gibiydi artık evlerin hâkimi oldu.

Hele kadın konusu işlenirken, ekranın dili bir hayli acımasızlaşmış durumda. Çoğu dizide karşımıza çıkan kadın figürü, gerçek hayatta karşılığı olmayan bir gölge gibi… Bir bakıyorsunuz haksızlığın hedefi, bir bakıyorsunuz kavganın ateşleyicisi. Sanki kadının hayatı yalnızca acı ve entrika arasında sıkışmış gibi gösteriliyor. Oysa kadın, bu toplumun hem vicdanı, hem de huzur nefesidir. Dizilerdeki hikâyelere dikkat eden herkes aynı kalıbı fark eder. “Ağlayan kadın, aldatan kadın, intikam peşindeki kadın…” Üstelik bu kurgular öyle sıradanlaştırılıyor ki, şiddet neredeyse gündelik bir ayrıntıya dönüşüyor. Bu kadar tekrar edildikçe seyirci de farkına varmadan kabullenmeye başlıyor. Normalleşen şiddetin toplumu hangi uçurumlara sürüklediğini ise kimse konuşmuyor.

Bizim kültürümüzde kadın şefkatin en canlı timsalidir. Bediüzzaman’ın kadınların fıtrî merhametini anlatırken kullandığı “şefkat kahramanı” ifadesi tam da bu yüzden anlamlıdır. Bugün dizilerde gördüğü- müz kadın tipi ise bu çizginin çok uzağında. Şefkat değil öfke, fedakârlık değil rekabet, vakar değil gösteriş merkeze alınmış durumda.

Medya sektörünün iç dinamikleri de bu problemi büyütüyor. Yapımcılar, uzun hazırlık süreçleri yerine hızla tüketilen senaryolara yöneldikçe, karakterler derinliğini kaybediyor. “Ne tutarsa odur. Ne kadar izlenirse odur” mantığıyla hareket edilmesi, özellikle kadın figürlerini sathî ve tek boyutlu hâle getiriyor. Reytingin belirlediği bu dar alanda, kadının gerçek hayatla bağı kopuyor. Ekranda gördüğümüz kadın, toplumun değil, piyasanın beklentilerine göre biçimlenen bir taslak hâline geliyor. Böyle bir atmosferde sanatın iyileştirici gücü ortadan kalkıyor, geriye sadece tüketilen ve tüketen bir içerik akışı kalıyor.

Sosyoloji açısından bakıldığında medya, sadece eğlendiren bir araç değildir. Davranış biçimlerini şekillendiren bir okul gibidir. Özellikle genç kızlar, ekranlarda gördükleri karakterleri kendilerine örnek alma eğilimindedir. Dizilerin kurduğu dünya ise çoğu zaman gerçek hayata hiç benzemez. Görünürsen varsın anlayışı genç kadınların zihnine yerleşiyor. Bu da kimlik karmaşası, yetersizlik duygusu ve yüzeysel ilişkileri beraberinde getiriyor. Bu durum sadece kadınları değil, toplumu bir bütün olarak etkiliyor. Çünkü kadın, aileyi ve çocuğu doğrudan şekillendiren bir merkezdir. Temsili bozulduğunda bunun dalga dalga her yere yayılması kaçınılmazdır. Kadın yükselirse toplum da yükselir, kadın değersiz gösterilirse toplumun bütün kökleri zayıflar. 

Medyada çizilen kadın portresinin topluma zarar vermesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Ev içi ilişkilerde beklentiler değişiyor, sadakatin kıymeti düşüyor, huzur yerine gerilim aranıyor. Hatta bazı seyircilerin kendi hayatlarını dizilerdeki olay örgülerine “benzetmeye” çalıştığı bile görülüyor. Aile huzurunun yerini şüphe, emek ve fedakârlığın yerini ise kolay tüketilen duygular alıyor.

Burada çözüm, ne sansüre sığınmak ne de dizileri toptan yasaklamaktır. Asıl ihtiyaç, daha sağlıklı bir temsil anlayışıdır. Kadını olduğu gibi, hakikatiyle, zarafet ve şahsiyetiyle gösterebilen yapımlara yönelmek… Aileyi yıpratmak yerine güçlendiren hikâyeler üretmek… Merhameti, sadakati, haysiyeti anlatan senaryoların desteklenmesi… Çünkü ekran bir aynadır. Ayna bozuksa görüntü de bozuk olur. Fakat aynayı düzeltmek elimizdedir. Kadını tüketen değil, kadını yaşatan bir medya dili mümkündür. Yeter ki hakikati göstermekten çekinmeyen bir irade olsun, o zaman ekran karanlık değil, insanın içini ferahlatan bir pencere hâline gelir.

Okunma Sayısı: 250
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı