"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâinatta duran hiçbir şey yok

Muhammed Yusuf Akbaş
07 Haziran 2026, Pazar
Yaz mevsimi geldiğinde, tatil kavramı da yeniden gündemimize giriyor.

Kimimiz için tatil; valizi toplayıp deniz kenarına gitmek, kimimiz içinse gün boyu hiçbir şey yapmadan uzanmak anlamına geliyor. Modern dünya, tatili “faaliyet dışı kalmak” şeklinde tanıtsa da, kainatın işleyişine baktığımızda bu anlayışın ne kadar ters olduğunu fark etmemek mümkün değil.

Kainatta bir an bile duraksayan bir çark yok. Dünya dönüyor, güneş akıyor, galaksiler deviniyor. Denizler gelgitlerle nefes alıp veriyor. Rüzgârlar esiyor, yer kabuğu hareket ediyor, nehirler akıyor. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifadesiyle, arıdan sineğe, tavuktan güneşe kadar her şey görevini “kemal-i lezzetle” yerine getiriyor. Her varlık, kendisine yüklenen vazifeyi bir şevk içinde icra ediyor.

İnsan da bu büyük faaliyet zincirinin en özel halkası. Yaratılışta bu kadar hareketin, değişimin ve üretkenliğin olduğu bir alemde, insanın “tatil” bahanesiyle tembelliğe düşmesi, hem kendi fıtratına hem de kainatın hakikatine aykırı. Kur’ân-ı Kerîm, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” (Necm Suresi: 39) ayetiyle, tatilin bile “faaliyet” ile anlam bulması gerektiğini hatırlatıyor.

Bediüzzaman, “Cenab-ı Hak, kemal-i kereminden, hizmetin mükâfatını hizmet içinde derc etmiştir. Amelin ücretini nefs-i amel içine koymuştur.” derken, çalışmanın ve üretmenin başlı başına bir lezzet olduğunu ifade eder. Faaliyet, sadece neticesi için değil, kendi içinde de mutluluk kaynağıdır. Dolayısıyla tatil, bu lezzetten tamamen uzaklaşmak değil, faaliyet alanını değiştirmek demektir.

Elbette insanın dinlenmeye, mekan değiştirmeye, zihnini ve bedenini yenilemeye ihtiyacı vardır. Fakat bu, “hiçbir şey yapmamak” şeklinde değil; ruhu ve zihni besleyecek farklı faaliyetlere yönelmek şeklinde olmalıdır. Kitap okumak, yeni bir beceri öğrenmek, tabiatla hemhal olmak, dost meclislerine katılmak, gönüllü bir hizmette bulunmak… İşte gerçek tatil ruhu burada yatar. Nitekim bir söz vardır: “Seyahat eden sıhhat bulur.” Mekan bazen şehirlerdir, bazen de okuduğumuz metinler. Psikolojimiz de monotonluğu değil, yeniliği sever.

Sonuç olarak, kainatın her zerresinde işleyen bu İlâhî faaliyet yasasına uyum sağlayan insan, tatili de bir tembellik zamanı değil, yön değiştiren bir faaliyet dönemi olarak görmelidir. Çünkü hayat, ancak akış içinde anlam kazanır; durgunlukta değil. Tatil, ataletin değil, yenilenmenin adı olmalıdır. Böylece hem bedenimiz, hem zihnimiz, hem de ruhumuz tazelenir; hizmet lezzeti başka bir boyutta devam eder.

Okunma Sayısı: 181
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı