"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nübüvvetin sosyolojik delilleri

Müşfik Kahraman
26 Şubat 2024, Pazartesi
Mesnevi-i Nuriye okumaları için yeniden birlikteyiz.

Arkadaşlarla hemen her cuma umumi, her pazar liseli ve her salı akşamı da Risale-i Nur derslerinde bir araya gelmemize rağmen, istifadeli ve muhabbetli şahs-ı manevinin feyzinden dolayı eksiksiz toplanıyoruz, elhamdülillah.

Bu hafta Onikinci Reşha’dayız. Hz. Peygamber(asm)’in nübüvvetini tasdik eden aklî-mantıkî delillere bakıyoruz. Daha ilk cümledeki; “Arkadaş! O hatib-i mürşidden gördüğün, işittiğin kâfidir. Çünkü ahvalini tamamıyla ihâta etmek mümkün değildir” cümleleri, hem bizim neslin, hem de bizden önceki nesillerin, kıyamete kadar sürecek olan Hz. Peygamber(asm)’in sünnetinin, kişinin sadece kendi yaşadığı asırdaki tezahürünü tam manasıyla idrak edebileceği manasına geliyor ve metnin daha başında acizliğimizi ortaya koyuyor.

“Yaşayan ya da yaşamış” her ideolojinin, yönetim şeklinin ve dinin (dinin manalarından biri de yaşam tarzıdır) değişik asırlarda, hem kendi varlığı hem de insanlık için bıraktığı etkileri araştırırsak, bu cümleyi daha iyi idrak etmiş oluruz. Ya orijinalliğini ve tutarlılığını koruyarak varlığını aynen devam ettirecek, ya da bambaşka bir dine, ideolojiye, ya da yönetim şekline dönüşerek, adı kalıp, veya o da kalmayıp, kendisi de yok olacaktır.

Bu noktayı bir misalle açıklayacak olursak; Hz. Peygamber(asm)’in genel davranışlarına fiili sünnet denir. Hz. Peygamber(asm) bir gününü üçe taksim ederek, bir kısmını ailesine, bir kısmını istirahatine, bir kısmını da ibadetine ayırırdı ve insanlara da kendisini örnek almalarını tavsiye ederdi. (Çalışmak da namaz ve iyi bir niyetle ibadettir.) Her birine sekiz saat düşmektedir. Kendisini örnek almayarak sekiz saatten fazla işçi çalıştıran, ya da kölelik sistemlerine müsaade eden yönetimlerin tarihte sebep olduğu trajik olaylara şöyle kabataslak bakacak olursak, Amerika iç savaşı, İngiliz Sanayi Devrimi, Fransız İhtilali, sosyalist hareketlerin ortaya çıkmasıyla beraber komünizmin doğuşu ve Rus İhtilali ve bilmediğimiz daha birçok acı işçi eylemleri ve buna bağlı rejim değişiklikleri, bu olaylar esnasında öldürülen yüzbinlerce hatta milyonlarca insan… Getirdiği hakikatler bir yana, sadece yaşam tarzının uygulanmayışının bile dünyaya yaşattığı sıkıntılardan bahsediyoruz.

Medeni dünyanın çoğunun, sonunda kabul etmek zorunda kaldığı iş hukukunun, anayasadaki ilgili maddesi: “İş Kanunu’nun 63. maddesi, işçilerin haftalık çalışma süresinin en çok 45 saat olabileceğini düzenlemektedir. Bu sürenin …” Günün yaklaşık üçte biri. Dinsiz medeniyetin öncülük ettiği (maalesef) insanlık, dönüp dolaşıp amiyane tabirle burnu sürte sürte Hz. Peygamber(asm)’ın yaşadığı gibi yaşamak zorunda kaldığı için, bunu kanun yapmak zorunda kalıyor. Ve neticede tabiri caizse asırlar öncesinden, “ne gerek vardı bu kadar ölüme, bu kadar zulme” dedirten peygamber tavsiyesi zaman geçtikçe daha da parlayarak kendini gösteriyor.

Geldiği asrın sosyolojisinin öncesini ve sonrasını düşündüğümüz zaman, meydana gelen müspet değişim ve bu değişimin bin beş yüz yıl boyunca devam etmesi, yine kendisinin ve getirdiklerinin haklılığını, yani hak (doğru) olduğunu, sadece bize değil tüm insanlığa ispat ediyor. Bin beş yüz yıl boyunca dünyayı müspet manada değiştirmeye devam eden başka bir din, yönetim şekli, ideoloji, anlam ve yaşam tarzı ve daha da önemlisi, bunların hepsinin bir arada olduğu bir sistem yoktur. İlâhi bir dokunuş olmadan, sadece insan aklı ile böyle bir müspet değişim olacak olsaydı, başka başka örneklerini de görüyor olurduk. Nitekim Vikipedi gibi bir bilgi sitesinin, “Dünyaya yön veren en etkin yüz kişi” listesinin birinci sırasına Hz. Muhammedi(asm) koymaları tesadüf değildir. “Yön veren” diyerek hali hazırda bunun devam ettiği beyan ediliyor. Bu sosyolojik gerçekler ve kabuller, vicdanı ölmemiş insana bir tevhid ve nübüvvet delili olarak yeter ve artar.

Evet, kâinatta yazılan sayısız âyetler Zât-ı Ehadin vahdaniyetine şehadet ettikleri gibi, risalet-i Ahmediyeye de (a.s.m.) delâlet ve şehadet ederler. Kâinatta yazılan sayısız ayetler, Kur’an ve hadisteki Cenab-ı Hakkın bir kısım kavli ayetleri olduğu gibi, gerek sosyoloji, gerek fizik ve diğer bilim dallarındaki, bilimsel ispatı yapılmış kevni ayetleridir de aynı zamanda. Yeter ki iz’anı bitmemiş olsun. Cenab-ı Hak cümlemize asra yakışır tefekkürler nasib etsin.

Okunma Sayısı: 874
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı