"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mus’ab Bin Umeyr (ra)

Muzaffer KARAHİSAR
17 Mayıs 2022, Salı
Mus’ab b. Umeyr (585-625) Mekke’de Kâbe’nin sancaktarlığını yapmış Abduddaroğullarına mensup zengin bir aileden tanınan, sevilen, yakışıklı bir gençtir.

En güzel elbiseleri, ayakkabıları giyen, kullandığı özel kokularla bilinen Mus’ab’ın, genç, yakışıklı, zengin, gösterişli, itibarlı, refah içinde bir hayatı vardı. Caddede yürürken genç kızlar durup gıpta ile bakar, Mus’ab gibi birine eş olma arzusu hayallerini süslerdi. O vakarla, alımlı yürür dönüp bakmaz, iffetini korurdu. Cahiliye devrinin kirlerinden uzak, güzel ahlak timsali bir mizacı vardı. 

Mus’ab, arkadaşlarına, yakınlarına ve samimi olduğu kimselere hep içinde bir boşluk olduğunu söylediğinde herkes bir şey söylermiş. Kimisi evlenmeyi, kimisi eğlenmeyi söylese de onun huzur arayışı devam etmiş. Bir gün, İslam’ı ilk kabul edenlerden, okuma yazma bilen sahabe Habbab b. Eret’in demirci dükkânına yönelen Mus’ab, yirmi beş yaşındadır. Onun gelişini gören Habbab, İslam’ı tebliğ etmek için heyecanlanmış. Elindeki demirin kızgın tarafını tutmuş. Mus’ab, elin yanmıyor mu? deyince, yüreğindeki yangının daha fazla olduğunu söylemiş. 

Daru’l Erkam’a beraber gitmişler. Peygamberimizle (asm) görüşüp İslam ile müşerref olmuş. İlk Müslümanların safına katılmış. Daru’l Erkam’a devam eden Mus’ab’ın (ra) ruh haline yansıyan nurdan, huzurdan ve hayatındaki değişiklikten annesi rahatsız olmuş. Atalarının dinini, puta tapmayı bırakıp yoksullar, yetimler ve kölelerle mi beraber olacaksın, anlamında sözlerle ikna etmeye çalışmış. İslam’dan vazgeçirmek için eve hapsetmiş, cezalandırmış, kırbaçlatmış, servetinden mahrum etse de, o annesine hakkı anlatmış.

İslam’ın güneş gibi insanları aydınlatan ulvi hakikatlerine inanan Mus’ab (r.a.), dünyanın güzelliklerini, zenginliklerini, servetini, şöhretini tereddüt etmeden bırakmıştır. Kur’an nuru ve İslam şuuru ve tahkiki imanla Hz. Peygamber’in (asm) yoluna istikametle devam etmiştir. 

İlk Müslümanların maruz kaldığı dayanılmaz baskı ve işkenceler nedeniyle iki defa Müslüman kafilesi ile Habeşistan’a hicret etmiştir. Medine’deki ilk Müslümanlardan Esat ibni Zürare ve arkadaşları, İslam’ı anlatacak görevli istemişler. Bu talep üzerine; güzel üslubu, geniş bilgisi, etkili konuşması, fasih hitabeti ve samimi tavrıyla bilinen Mus’ab b. Umeyr’i Peygamberimiz (asm) Kur’an öğretmek ve İslam’ı tebliğ etmek üzere Medine’ye görevlendirmiştir.   

Medine’li ilk Müslüman Esat ibni Zürare’nin evinde kalan Mus’ab, (r.a.) İslam’ı ihlâs ve takva ile yaşamış, Allah’ın (cc) emrini, Kur’an hakikatlerini herkese samimiyetle tebliğ etmiş, anlatmış, söylemiştir. Bir yılın sonunda Medine’den Mekke’ye 75 kişi ile Akabe’ye gelmişler. Mus’ab b. Umeyr, Hz. Peygamberimizin (asm) huzuruna çıkıp ziyaret edip bilgiler vermiş. Mekke’de on bin evden imanın girmediği ev kalmadığını duyan Efendimiz(asm), ona “Mus’ab-ıl Hayr” diye taltif etmiştir. 

Mus’ab’ın (ra) namı, şanı asırlar ötesinden geliyor. Fani dünyanın her şeyini Allah (cc) rızası, Peygamber (asm) sevgisi ve ahiret için terk etmiş fazilet sahibi, fedakâr, kahraman, Resulullah’ın (asm) sancaktarı, Bedir ve Uhud savaşlarına katılmış, muhacir ve şehit sahabedir.  

625 yılında 40 yaşındaydı. Yüzünün güzelliği, dört kuşak öteden akraba olan Resulullah’a (asm) benziyordu. Uhud Savaşında Peygamberimiz (asm) ona hırkasını, sancağı vermiş ve anlamlı bakışlarını üzerinde gezdirmişti. Müşrikler, Peygamber Efendimizi (asm) öldürmeye çalışıyorlardı. Mus’ab, Resul-i Ekrem’in yanından ayrılmıyor, var gücüyle koruyordu. 

Efendimiz’i yaralayan İbni Kamie atıyla yaklaşıp Mus’ab’a kılıç darbelerini indirdi. Elleri kesilince kollarıyla sancağı göğsüne bastırdı. Başından aldığı darbe ile yere yığıldı. Son anda bile Efendimizi düşünen Mus’ab, (ra) peygamber öldü zannetmeleri için yüz üstü kapanmıştı. Başka bir görüşte Peygamber Efendimiz’den, (asm) Mus’ab’ın başındaki ve vücudundaki yaraları görüp üzülmesin diye yere kapandığı rivayet edilmiştir. Allah onlardan razı olsun.

Okunma Sayısı: 1987
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    17.5.2022 16:31:37

    Allah razı olsun. Rabbim bizleri bu güzide sahabe efendimizle Cennette komşu eylesin. Âmin.

  • Cenk Çalık

    17.5.2022 10:06:45

    İçimizi cızz eder her ismi anıldığında.... O nasıl bir fedakarlık ve sebattır öyle? Kolay mıdır en güzel elbiseleri, kokuları, yiyecekleri bırakmak? Aileyi karşına almak, hicret etmek, savaşmak ve şehit olmak....Derse gitmekte bile zorlanan nefsime bu aziz neferin her saniyesi ibret değil midir? Sadakat, sevgi, fedakarlık, iman, uhuvvet kavramlarının mücessem hali ve en güzel örneklerindendir bu aziz sahabe efendimiz. Onu görmeden çok ama çok sevdik. Rabbim razı olsun. Duamız odur ki şefaatine ve cennete komşuluğunu nasip etsin. Amin! Amin! Amin!

  • Aysuna

    17.5.2022 00:42:07

    Yumuşak döşeklerde yatan Musab'ım,vücudu kefen bulamıyordu.-Ne yapalım ya Resullallah? -Avret yerlerini kapayın;başı,ayakları açıkta kalsın buyurmuştu Hüzün Peygamberi(sav)😔 😔Allah razı olsun Hocam

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı