Söz de, sevgi de hasret de yarım kalmıştı. Tamamlamak için son bir fırsat verdi. Sadakati yüklemiş sütunlar gibi dik, kırgınlığa zemin oluşturmamak için buruk bir yürekle kızın karşısına oturdu.
“Sevmeyi hak etmeyen nice insanlar var. Oysa ben seni dürüstçe sevdim. Seni benden uzaklaştıracak cümleleri daha dile varmadan gözyaşım ile kalbimde silerdim. Gözüm, gönlünün berraklığı hayaliyle ufka bakarken. Elim, eline değmeden gönül kapım açıldı. Ben senden başkasına tebessümü bile çok görürken, senin başkasıyla attığın kahkahalarının ardındaki hakikat neydi?” diye sordu. Suçluluk ve özgüvensizlik içinde tatmin edecek bir cevap duymayınca şöyle mırıldandı: “Meğer gönlümün firarisinden habersiz kapatmışım perdeleri. Senin bir başkasına gülmenin süresi bir an ise, beynimi kemiren soruların uykusuz geceleri günlerce.“
Üstad; “Göz bir hâssedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder“ diyordu. Gözlerini sarraf misali saatime kazıdım. Çünkü; “gözler yalan söylemez”. Gün, gözlerine baktığımda doğuyor gönlüme. Güneş batsa ne olur. Cemal Süreyya’nın dediği gibi; ”Kim sorarsa saat kaç diye, cevabım hep aynı; O’na doğru.” olurdu.
Üzülme her şey bir kader etrafında dönüyor. Sen değil miydin hayatı bir yolculuğa benzettikten sonra “birinin seninle son durağa kadar gelmesini bekleyemezsin, bazen ara durakta inmeleri gerekebilir.” diyen. İşte ilk yol arkadaşın iniyor. Bu ilk veda verdiğin sadakanın hayra tebdili miydi bilinmez.
Özdemir Asaf, ‘herkes ilk olmak ister’ şiirini şöyle tamamlıyor:
Oysa ilk geçicidir.
Sahip olduğunuz hangi “ilk” hâlâ sizin?
Ama kimsenin istemediği “son” farklıdır.
Çünkü ondan ötesi yoktur.
Heyecandan avuçlarınız terleyerek tuttuğunuz “ilk” elle değil,
Güvenerek sımsıkı tuttuğunuz “son” elle girersiniz mezara.
Dünya nice küçük Titanik’ler gördü. Sevgiyi iyi günler için tanımlayan âşıklardan. Servet, makam ve güzellikten arınmış gerçek seveni görmek için batmak mı lazım? Geminin enkazı arasında uzanmış yatan can, canana tefani olmuş âşığın vedasıydı. Varını, sevgilinin varlığına adayan. Gördün değil mi? Ölümde öldürmüyor aşkı. Sadece dert kumsalında son buluyor dalgalar.
Ağacın altında oturduğumuz gece yüreklere dokunan bu dertleri dinledim sessizce. Sevenin çaresizliğini, sevilenin vefasızlığını. Acıyı hafifletmese de anıya bir anlam yükler sözlerin.
Sen hakikati arıyordun. Hakikat ayet-i kerimede şöyle açıklanıyor: “...Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır.” (Nur Sûresi: 26) Sen kendini temiz tut. Üzülme. Temiz biri gelir veya nasibinde o varsa temizlenip gelir.