"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu fânî menzilden sonra bâkî saraylar var

Risale-i Nur'dan
16 Eylül 2026, Çarşamba
Bu âlemin geliş ve gidişatında ve bütün mahlûka­tın bir hedefe sevkinde ve semavî, süflî bütün ecramın bir kudrete bağlı ve musahhar olmasında pek büyük bir saltanat eseri görünüyor. Ve bundan anlaşılıyor ki, bu mevcudatta tasarruf eden Sâniin azîm rububiyetinde harika bir saltanatı vardır.

Halbuki bu dünya menzili tahavvülâta, zevale maruzdur. Sanki misafirler için yapılmış bir handır ki, daima dolup boşalıyor. Ne kendisinin sabit bir şekli vardır ve ne de içinde oturanların bir kararı vardır. Ve Sâni-i Âlem’in garip ve acib sanatlarının numunelerini teşhir ve ilân için tahavvülden hâlî kalmayan bir meşherdir. Bu itibarla, o handa ve o meşherde içtima eden insanlar sabit kalacak değiller. Çünkü meskenleri sabit değildir.

İşte bu hal ve şu vaziyet, bu fânî menzilden sonra o sermedî saltanata karargâh olmak üzere sabit, bâkî, ebedî, sermedî saadetlerin, Cennetlerin ve sarayların olacağına kat’î bir delâletle şehadet eder. Çünkü fânî, bâkîye makam ve medar olamaz.

Evet, bir melikin gelip giden misafirleri için yolda yaptığı şu menzile ve o menzilde oturan misafirlere bakıldığı zaman görülüyor ki, milyonlarca lira ile yapılan o menzil, pek az bir zaman içindir. Ve ondaki ziynetler, kıymetli şeyler, hep suret ve örneklerdir. Ve misafirler, o nefis taam ve yemeklerin yalnız tadına bakıp, karınlarını doyuracak derecede yemiyorlar. Ve her bir misafir, hususî makinesiyle o menzildeki ziynetlerin resimlerini alırlar. Ve melikin de gizli memurları, onların bütün harekât, ef’al ve muamelelerini yazıyorlar. Ve o melik, her mevsimde milyonlarca o ziynetleri, o güzel şeyleri yeni gelecek misafirler için tahrip ve tecdid ediyor. Ve hakeza, pek çok garip ve acib şeyler görünüyor. İşte bu vaziyet gösterir ki, o muvakkat menzil Sahibinin pek yüksek kıymetli menzilleri, daireleri ve ebedî, sermedî sarayları vardır. Bu küçük menzilde görünen şeyler, haller, misafirleri ebedî menzillerdeki yüksek şeylere teşvik için gösterilen numunelerdir.

Mesnevî-i Nuriye, Lâsiyyemalar, s. 56

LÛGATÇE:

bâkî: ebedî, sonsuz, kalıcı.

delâlet: delil olma, gösterme; alâmet, işaret.

ecram: kütleler, cansız cisimler; gezegenler.

ef’al: fiiller, işler.

medar: dayanak noktası, sebep, vesile, vasıta.

melik: hükümdar, padişah, kral.

menzil: yolcuların konakladıkları yer, konak.

meşher: teşhir yeri, sergi.

musahhar: boyun eğen, emir altına giren.

muvakkat: geçici.

rububiyet: Cenab-ı Hakkın her zaman, her yerde, her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye etmesi ve idaresi altında bulundurması vasfı.

Sâni’: sanatla yaratan Allah.

Sâni-i Âlem: dünyayı sanatla yaratan Allah.

sermedî: ebedî, daimî, sürekli.

süflî: derece olarak aşağıda, alçakta bulunan.

tahavvülât: tahavvüller, değişmeler.

tecdid: yenileme, tazeleme.

zeval: sona erme, yok olma, ölme.

Okunma Sayısı: 141
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı