"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölüm sorası beden ve ruhun durumu

Sami CEBECİ
16 Eylül 2026, Çarşamba
Dünya hayatı bittikten sonra başa gelecekleri düşünmek bile istemeyen insanlar, isteseler de istemeseler de onlarla karşılaşmak durumunda kalacaklardır. Gerçeklere karşı gözünü kapatmak, o gerçekleri değiştirmez.

Her şeyden önce insanda ruh asıl, beden ise ruhun misafirhanesidir. Beden hakkında tıp ilminin verdiği çok detaylı bilgiler vardır ve tıp kitapları onlarla doludur. Ancak, ruh hakkında tıp ilminin vereceği fazla bir bilgi yoktur. Çünkü, tıp ilmi sadece insan vücudunu inceleyen bir bilim dalıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de ruh için “Bir de sana ruhdan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrinden bir iştir. Onun hakkında size çok az bilgi verilmiştir.” (İsra Suresi: 85) diye birçok ayette haber verilmiştir. Ruhun mahiyetinin ne olduğu hakkında, gerçekten insanların tespit ettiği ilimler içinde fazla bir bilgi yoktur. Maddî bir varlık olmayan ruh için ilim adamları ne söyleyebilir ki?

Bediüzzaman Hazretleri ruh hakkında ifade ettiği hakikat şudur: “Ruh; zihayat [hayat sahibi, zişuur (şuur sahibi)], nuranî vücud-u haricî giydirilmiş, cami, hakikattar, külliyet kesbetmeye müstait bir kanun-u emridir.” (Sözler, s. 842.)

Evet ruh, bedenden bağımsız ve başına akıl ve şuur takılmış canlı bir kanundur. Maddî bir varlık olmayan bir kanun olduğundan, beden istediği gibi dağılıp toplansın, ruhun devamına zarar vermez. Zira, Allah’ın ihsanıyla ruha ölümsüzlük özelliği verilmiştir. İnanan ve inanmayan her insanın ruhu, sonsuza kadar yaşamaya elverişli olarak yaratılmıştır. Bundan dolayı “Ölünce her şey sona erer ve ben de kurtulurum.” zanneden insanlar çok büyük hata ediyorlar.

Ölen insanların bedenleri kabre konulduktan bir zaman sonra çürür ve toprağa dönüşür. Ancak, bedenden bağımsız olan ruh kendi hayatını devam ettirir. Kendine özel ve dünya hayatındaki bedenine benzer misalî bir bedeni vardır. Onun için, ölümle ruh büsbütün çıplak olmaz. Gittiği berzah âlemindeki önceden ölmüş insanların ruhlarıyla ehl-i iman olanlar buluşurlar ve birbirlerini tanırlar. Yeniden diriliş zamanına kadar berzah hayatında sohbetlerine devam ederler. Bu ruhanî olan hayattaki ruhlar için Peygamber Efendimiz (asm) “Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da Cehennem çukurundan bir çukurdur.”  diye haber vermektedir. Bahsi geçen bu haber, ölen kişinin bedeni için değil, ruhu içindir. Mü’min olan ruhlar, berzah âleminin muhtelif tabakalarında saadetli hayatlarını devam ettirirler.

Ancak, kâfirler, münafıklar ve aşırı günahkâr müminler bu saadetlerden mahrumdurlar. Onlar, ahiretin büyük Cehennemine vekâleten iş gören yerin karnındaki magma tabakasının muhtelif derecelerinde ve iki yüz bin derecelik sıcaklar içinde azap çekmeye devam ediyorlar. Ahiretin asıl büyük cehennemi ise onları bekliyor. Onlar, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde haber verilen bu hakikatleri inkâr etmeye devam ettikçe ve bu azaplara boş verip, hayal ve masal olarak gördükçe yalnız kendilerini aldatıyorlar. Halbuki, hadis-i şerifte “İnsanlar dünyada iken rüyada gibidirler. Ancak, öldükleri zaman uyanırlar.”  diye haber verilmektedir. Demek ki, asıl hayat ahiretteki hayattır. Hem de taşıyla toprağıyla canlı ve şuurlu olan Cennetteki hayattır.

Evet, Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerifler ışığında gerçekler böyledir. Asıl maharet ise, dünya hayatına aldanmayıp, ahiret hayatına hazırlık yapmaktır.

Okunma Sayısı: 187
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı