"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatı anlamlı kılan...

Nuriye Sağdıç
11 Mart 2021, Perşembe
Kor alev gibi yakan o hiçlik, ne olur da azat eder insanı kendisine mahkûm olmaktan?

Yollarımıza çıkan yokluğu, rotamızı değiştirmekle…Yahut da biz bırakırız onu kendimize, kendiliğimizden… Köşe bucak kaçmak, avunmak, oyalanmak… Âdem olmaktan firar edip, fikrini mağlup etmek sefilliğe!

Baki Cennetten başkasına razı gelmeyecek, ebedî saadetten maadasıyla doymayacak fıtrat. Bitmek bilmeyen emeller, sermedi matlâplar. Hali hazırda mahsurken, ne geçmişe, ne de geleceğe yetişir elimiz oysa. Sözümüz geçmez ne bir yere, ne de hiçbir zamana. Ki yüzümüzü güldürecek olanı celp edebilelim. 

Yahut da havf ettiğimiz, hoşlanmadığımız, bizi üzebileceğini düşündüğümüz; çekincelerimizi bir bir kendimizden uzaklaştıralım. Aramıza setler çekip, hayatımıza girmelerine müsaade etmeyelim. Takatimiz çoğu zaman gözyaşı dökmeye yeter anca. Ah-vah edip yanmak, çoktan yüreğimizi incitmiş yükleri omuzlamaya yetmez. 

Kömür olmaktan pırlanta değerini bulmaya namzet pırıltılar nerde saklı? İçimiz, özümüz, kayıtlı olduğumuz dünya bizi neresinde barındırdı insanlığımızın? Cümlesine sahip olduğumuzu ezber ettiğimiz benliğimizde mi? Sürgülü kapılar ardına sakladığımızı sandığımız o benlik, sürükler durur da bizi ardısıra… Üzerine bir ufak çentik atmak fazla gelir çoğu zaman. Haklı olmak, güçlü/kavi olmak! Bütün vasıflar bir toz bulutunun etrafında tavaf ederken, hangimizin umurunda olur ki, o an için bu libasların hakiki sahipleri? Dertlerimiz;  haklı çıkmak, güçlü olmak, çok kazanmak ya da anlık mutluluklarla gülüp geçmekle derman bulmuyor tabi ki de! 

Kuvvetsiz, aciz-zayıf… Bunlardan fazlasının gölgesi düşmez ruhumuza. Aldığımız nefese, içtiğimiz bir bardak suya, dokunarak-geçip gittiğimiz maziye, ulaşamadığımız müstakbele… Bütün bu hallerimizi havl ve kuvvete tahvil edip, dayanıklılığımız, teslimiyetimiz, itaatimiz ve emanette emin oluşumuz halife-i arz zirvesine varıncaya kadar… Sözlerimizi beliğ kılan, bizi insan edip, var oluş sebebimizi anlayan/anlatan sır?

Ben neredeyim? Ne için buradayım? Ne işim var? Nasıl, kimin himmetiyle idare olunuyorum? Bu âlemden sonra nereye gideceğim? Uğruna kaybolduğumuz sırrı bulabilmek için, can feda eder derecesinde gâyatımızı seferber ettiğimiz sorular bu sıraladıklarımız. İnsanı dağdar eden önüne serilmiş ömrünü, bütün varlığını rızası ile sırf bu dünyaya hasretmesi. Zâd-ı ahiret yoluna düşmeyi zahmete (?) girmek sayıp aldanması. Az çoktan, küçük büyükten, tohum ağaçtan, insan âlemden, aşağı olmadığı gibi… Ömrümüze ömür, ömrümüze nur katacak, fani hayatımızı canlandırıp bakiye tebdil edecek, yok olup mahvolmaktan kurtaracak, hayat yolunda yürümeyi âsan kılıp, fikrimize hürriyet veren!

Sürekli incindiğimiz; her elimizi uzattığımızın geçici, devamsız bikarar olması, hayatın avuçlarımızın arasından kaybolup gidişi değil mi? Belki huzuru-mutluluğu imkânsız olmaktan çıkarıp, muhkem kalesine sığınınca bulan. 

Ya masum evlâdının küçücük avuçlarında yahut da sevdiğinin bakışlarında. Ana-babasının kocaman yüreğinde… Çelimsiz, batıl varlığımıza can suyu lütfedip, her an imtihanda olduğunu unutmayıp yaşamayı anlamlı kılan. Yaratılışımıza dercedilmiş o sonsuzluk arzumuzun, kabiliyetlerimizin ve muhtevamızın… 

Eğreti dünyanın ve devranların açtığı yaralarına yegâne deva ise… “Bu hasta ve gaddar ve bedbaht asrın belâ ve vebasından ve zulüm ve zulmetinden en mücerreb bir kurtarıcı Risale-i Nur’un mizanları ve muvazeneleriyle, neşrettiği Nur olduğunu…”  bilip, yaşamakla mümkün!

Okunma Sayısı: 1138
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı