"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

ANAP’tan AKP’ye neoliberal politikalar- 2

Nurullah UDUN
06 Eylül 2026, Pazar
Aynı dönemde Batı’da, ABD’de Ronald Reagan ve İngiltere’de Margaret Thatcher öncülüğünde sosyal refah devletini tasfiye eden küresel bir neoliberal dalga yürütülüyordu.

Thatcher’ın Özal’ın reformlarını açıkça övmesi, Türkiye’nin küresel finans sistemine nasıl bir rolle entegre edildiğinin açık bir göstergesiydi. ANAP iktidarıyla birlikte yabancı sermaye ülkeye girmeye başladı, bankacılık sistemi ekonominin merkezine oturdu, toplumun belkemiği sayılan “orta direk” hızla eridi ve gelir dağılımı cumhuriyet tarihinin en derin bozulmalarından birini yaşadı.

ANAP döneminde temeli atılan piyasacı çizgi, 2001 krizi sonrası Kemal Derviş’in hazırladığı programla kurumsal bir yapıya kavuşturuldu. 2002 yılında iktidara gelen AKP ise bu programı aynen devralarak neoliberal politikaları cumhuriyet tarihinin en ileri noktasına taşıdı.

Siyasî vitrinde muhafazakâr söylemler öne çıkarılırken, arka planda uluslararası finans merkezleriyle tam bir uyum yakalandı. Kemal Derviş’e yapılan bakanlık teklifinin ardından, Londra merkezli küresel fon çevrelerinden gelen Mehmet Şimşek gibi isimlerin ekonominin en kritik makamlarına getirilmesi ve Abdullah Gül’ün uluslararası finans sistemiyle bütünleşmiş çizgisi bu tercihin tabii bir sonucuydu.

Cumhuriyet tarihi boyunca inşa edilen kamu varlıklarının yaklaşık %90`ı AKP dönemde özelleştirildi; fabrikalar, limanlar, enerji santralleri ve madenler elden çıkarıldı. Ancak asıl büyük kırılma hane halkının borçlandırılmasında yaşandı. Daha önce borç temel olarak devletin iç ve dış borcuyken, bu dönemde bankacılık sistemi üzerinden doğrudan vatandaşın hanesine sokuldu. Tüketici kredileri ve kontrolsüzce dağıtılan çoklu kredi kartları vasıtasıyla geniş halk kitleleri, gelecekteki emeklerini bugünden ipotek altına alan bir faiz zincirine bağlandı. Dindar topluluğun faize dair hassasiyetleri, piyasa gerekleri kisvesi altında bizzat bu dönemde aşındırıldı.

Üstelik AKP’nin neoliberal politikalara sadakati yalnızca ekonomiyle sınırlı kalmadı; bu dönüşüm toplumsal ve kültürel yapıda da karşılık buldu. AKP’li Zafer Üskül gibi isimlerin LGBT çevrelerine açılım yapması ve aile yapısına dair ciddi itirazlara rağmen İstanbul Sözleşmesi’nin on yıl boyunca yürürlükte tutulması, neoliberalizmin sosyo-kültürel alandaki yansımalarının açık örnekleri oldu.

Neoliberal zihniyet, sahte bir hürriyet anlayışı ile insanı bir taraftan sınırsız heveslerinin esiri yaparken, diğer taraftan da küresel sermayeye bağlayarak bağımlı kılmayı hedefler. Bir yanda aile yapısını ve ahlâkî değerleri aşındıran bireyci savrulmalar meşrulaştırılmakta, diğer yanda fertler küresel sermayenin kesintisiz esiri haline getirilmektedir.

Bugün gelinen noktada, en büyük kâğıt para olan 200 TL’nin enflasyon karşısında değerini yitirmesiyle birlikte nakit paraya adeta savaş açılmış durumdadır. En basit günlük harcamada bile banka kartlarına, POS cihazlarına ve dijital transferlere mecbur bırakılan, bankasız hiçbir işlem yapamayan bir insanın iktisadî bağımsızlığından söz edilebilir mi? İnsanın attığı her adımın, kazandığı her liranın ve yaptığı her alışverişin bankacılık sisteminin onayına ve kaydına bağlandığı bir düzende gerçek bir hürriyetten bahsedilebilir mi?

Hürriyet; insanı tüketim hırsından, faiz sömürüsünden ve küresel sermayenin tahakkümünden kurtarıp ruhen ve maddeten bağımsız kılmaktır. İnsan, hiçbir beşerî güce kul-köle olmadığı ölçüde hürdür. Türkiye; devleti sermaye bekçisine, insanı borç bağımlısına dönüştüren neoliberal çıkmazdan vazgeçip adil bölüşümü, alın terini, helal kazancı ve ahlâkı esas alan bir iktisat nizamı kurmak zorundadır.

Okunma Sayısı: 1223
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Burhan Kula

    6.09.2026 22:38:05

    Rahmetli Erbakan hoca AKP ye oy vermek israile oy vermek demektir demişti, youtube da hala açıklaması konuşmaları duruyor, isteyen açar izler

  • Keçeli

    6.09.2026 19:05:04

    ANAP ve AKP’nın gerçek yüzünü analiz edip ortaya çıkaran çok güzel bir yazı. En acı taraf, durum ap acık ortada iken hala AKP’yı savunan o kadar çok insan var ki. Söylenen değil, yapılan ve ortada olan sonuçlar tetkik edilince neoliberal bağlantıların perde arkasında nasıl tıkır tıkır işlediği bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Kaleminize sağlık!

  • Recep Ayer

    6.09.2026 14:52:54

    Hakan kardeşim ben kendi aklımdan konuşmuyorum ki üstadın ehveni şer ölçüsüne göre konuşuyorum.CHP ve benzer zihniyetin olduğu bir seçim denkleminde bugün siyasi konjoktürde ehveni şer olarak kime oy vereceksiniz.Siz 1950 öncesi CHP sini ve sonraki dönem koaliasyon yıllarını yaşayanlara veya yaşayanlardan dinleyenlere sorabilirsiniz.O yılları 1950 öncesini Risale i Nur ve Lahika mektuplarından da bilgi edinebilirsiniz kardeşim.

  • Hakan

    6.09.2026 14:07:39

    Recep Ayer Kardeşim, Neoliberali de anlamamız lazım. Bunlar bütün partilere ve devletlere musallat olmuşlar. Halk partisinin verdiği zararı akp veriyorsa, ille de akp mi diyeceğiz. Aklına şaşıyorum be kardeşim.

  • Aykan

    6.09.2026 11:55:54

    Güzel bir tespit: "En büyük kâğıt para olan 200 TL’nin enflasyon karşısında değerini yitirmesiyle birlikte nakit paraya adeta savaş açılmış durumdadır."

  • Recep Ayer

    6.09.2026 11:12:51

    Üstadımızın siyasi tercihinde önemli bir ölçü olan ehvenişer meselesi önem kazanıyor 1950 sonrasında CHP'ye karşı DP yi niçin destekledi çünkü Çünkü karşısında CHP vardı DP nin DP'nin politikaları bütünüyle iyi değildi İslami ölçülere vurduğunuzda tenkit edilecek noktalar da vardı ama üstad Kur'an'ı ölçülerle baktı mesela Celal Bayar liberaldi dörtlü takriri hatırlayalım bugün 90'lı yılların DYP si olsaydı nasıl bir ekonomik politika takip ederdi sizce sizin istediğiniz gibi mi Hiç zannetmiyorum beklentiler konusunda gerçekçi olmak lazım ideal olanlar var bir de mevcut hal var . Geçmişe bakarken sevapları ve günahları tartmak gerekiyor hangisi fazlaysa hüküm ona göre verilir

  • Hakan

    6.09.2026 11:00:57

    12Eylülün sene-i devriyesini yaşamaya yanaştığımız bu günlerde bu yazı harika olmuş. Ayrıca, akp nin kemalistlerle beraber mağdur ettiği fetullah gülen taraftarları daartık bu oyunu anlamalılar.

  • S.topuz

    6.09.2026 09:39:30

    Vergilerimiz Millî Servetimiz; REKLAMLARA,sayısız Makam araçlarına, Koruma orduları ve konvoylarına, Siyasî Şatafata, israfa, yandaşa, yap-işlet-devrete, saraylara, itibardan tasarruf olmamaya, Faizlere, FAİZİN FAİZLERİNE,ÇOKLU MAAŞ'lara,Yandaşlara,TEFECİ-LERE, PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR maalesef. FAKİR ve YOKSUL Vatandaş refaha kavuşamadı-ğı gibi, dahada FAKİR hale gelmiş, getirilmiş, önünü ve yönünü göremez olmuş, umu-dunu yitirmiştir. Muhalefet de elini tez tutup, vadandaşa UMUT ve ÜMİT AŞILAMASI ŞARTTIR. Orta ve Dar Gelirli Vatandaşların MADDÎ ve MANEVÎ kayıpları biran evvel telafi edilip, takviye edilmeli!? Acele! "İktisad eden bereket bulur,iktisad eden DECCALIN DAMINA(tuzağına) düşmez." buyuran Habibullah(asv), içinde bulunduğumuz EKONOMİK KRİZİN de yegane çaresini bize mujdeliyor. Hem toplum olarak,hemde DEVLET olarak! Bize sadece tavsiyele-re ve emirlere uymak düşüyor. Allah(c.c.) yâr ve yardımcımız olsun.Amiin.😢🇹🇷🥰

  • Yusuf

    6.09.2026 09:32:54

    Annemin köyüne yol ve elektrik özal döneminde gelmiş. Havalimanı olsun, yollar olsun, köprüler olsun yapılan mega işler halkın bir şekilde faydasına olmaktadır. Hiç yapılmasaydı 50 sene önceki gibi yaşasaydık diye bir şey yok. Tabiki kapitalist sistemin zararlarını biliyoruz. Ancak alternatif sistem nedir? Demokratların alternatif bir sistem önerisi yok. Onlar da bu ekonomik sistemin devamını savunuyorlar.

  • S.topuz

    6.09.2026 09:27:30

    .. "Büyük Deccal'ın ispirtizma nevinden teshir edici (büyüleyip emiraltına alma) hâssaları bulunur. İslâm Deccalı'nın dahi, bir gözünde teshir edici manyetizma (manevî etkileme gücü) bulunur. Hattâ rivayetlerde "Deccal'ın bir gözü kördür" diye nazar-ı dikkati gözüne çevirerek Büyük Deccal'ın bir gözü kör ve ötekinin bir gözü öteki göze nisbeten kör hükmünde olduğunu hadîste kaydetmekle, onlar kâfir-i mutlak bulunduğundan yalnız münhasıran bu dünyayı görecek bir tek gözü var ve âkıbeti ve âhireti görebilecek gözleri olmamasına işaret eder. Ben bir manevî âlemde İslâm Deccalını gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirci bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bütün münkir bildim. İşte bu inkâr-ı mutlaktan çıkan bir cür'et ve cesaretle mukad-desata hücum eder. Avam-ı nâs hakikat-i hali bilmedik-lerinden, hârikulâde iktidar ve cesaret zannederler." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar - 595 - 🙌🌹🤲🌹☝️🌙♥️🕋😭😭😭🕊🕊🕊⚖🌍🇪🇺🕋😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • S.topuz

    6.09.2026 09:17:03

    ..."Rivayetlerde var ki: "Deccal'ın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta,dördüncü günü bir gün-dür." لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ (Gaybı ancak Allah bilebilir!)Bunun iki tevili vardır:... "İkinci tevili ise: Hem büyük Deccal'ın, hem İslâm Deccalı'nın üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var. "Bir günü,yani bir devre-i hükûmetinde öyle bü-yük icraat yapar ki, üçyüz se-nede yapılmaz.İkinci günü, ya-ni ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır.Üçüncü günü ve devre-si, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördün-cü günü ve devresi âdileşir, bir şey(halt) yap(a)maz, yalnız vaziyeti (ne bahasına olursa olsun) muhafazaya çalışır." diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı Şualar - 587 - 😪🇹🇷😢🙌🌹🤲🌹🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊⚖🌍🇪🇺🕋😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • Abdurrahman

    6.09.2026 09:13:28

    Maalesef süreç yazıda anlatıldığı gibi işletildi.2002 yılında Akp iktidara geldiği zaman 200TL nin karşılığı 121 Amerikan dolarına karşılık gelirken şimdi 4.29 Amerikan dolarına karşılık geliyor.Bu tablo toplumun orta ve alt tabakalarının ekonomik olarak ne kadar sıkıntılı bir duruma düştüğünün göstergesi, bunun yanında en son yapılan anketlerde manevi değerlerinde akp iktidarları döneminde gün geçtikçe çok ciddi bir oranda düşüş gösterdiği görülmektedir.Neo Liberal politikaların bu ülkenin tabiatına uygun olmadığını göstermektedir.Bu politikaların dindar görünümlü idarecilerin iktidarı döneminde uygulanması ayrıca önem arz etmektedir.

  • Hüseyin t

    6.09.2026 07:35:40

    İnsanın kendi kazancı üzerindeki tasarruf yetkisini kaybetmesi, özgürlükten bahsetmeyi gerçekten anlamsız kılıyor. En basit ihtiyaç için bile sistemin onayına muhtaç hale gelmek, kimsenin fark etmediği sessiz bir esaret aslında. Hele orta direğin erimesi ve banka kartına mecbur bırakılan hayat… Bugün enflasyonla mücadele adı altında dayatılan dijital bağımlılık, yarın bambaşka bir kontrol aracına dönüşecek. Oysa gerçek kalkınma, insanı borca değil, ürettiğine ortak eden bir anlayışla mümkün.

  • Enes

    6.09.2026 06:48:17

    Bu bakış açısına göre Avrupa Birliği de bir neoliberal politikadır. Ayrıca 90-97 arası iktidarda kim vardı bir bakın bakalım.

  • Semanur Tunoğlu

    6.09.2026 06:46:36

    Yani 1923 sonrası çizgi daha mı düzgündü? Cumhuriyeti kuranlar zaten Osmanlı mirasını reddedip ülkeyi batıya entegre etmediler mi? Çizgiyi yanlış yerden çekiyorsunuz. Kırılma 1980 de değil 1923 de yaşandı. 1980 de bu ekonomik sisteme geçilmese ülke daha iyi bir yer değildi sonuçta. Bu ekonomik sistemi savunmuyorum elbette. Ama teşhisiniz indirgemeci bir yaklaşım. Aynı indirgemeciliği kemalistler yapıyor. Adnan Menderes ile birlikte ülke ABD'nin bir eyaleti durumuna düşürüldü diyorlar. Marshall yardımlarını alan Menderes ülkeyi ABD'ye bağladı diyorlar. Onlara nasıl cevap vereceksiniz bu yaklaşımla?

  • HÇeşitcioğlu

    6.09.2026 04:32:37

    HDP başbakanı DMerz’den memnun olmayanlar 2 ankette; yüzde 77/ 87 arasında çıkıyor. Almanya İçin Alternatif’ (AfD) adını taşıyan aşırı sağcı parti iktidara yürüyor; AfD oyları son anketlerde CDU/CSU’nun 2025 genel seçimlerinde aldığı yüzde 28,5’luk oy oranını geçerek %29’a yükseldi. AFD nin yükselişi Almanya’daki Türkleri yakından ilgilendiriyor. - Siz de artık bu yaşanan gerçeklere dönseniz!

  • Osman Yıldırım

    6.09.2026 02:18:16

    Maalesef bunların yaşandığı bir iktidar döneminde din ve dindarlık adına bu pespayelikler dindarlar tarafımdan alkışlandı ve halende alkışlanmaya devam edilmektedir. Ve bu öyle bir alkışlanma ki, nir icraat yapılıyor bir düre sonra tam tersi yapılıyor ve her ikisi de alkış alıyor, bu tamamen toplumda bir hipnoz halini göstermektedir. Örneğin nir cemaate devletin tüm makamları iktidar tarafından peşkeş çekiliyor ve ne istedilerse veriyor bu durum alkışlanıyor, sonra bunlar cemaat değil terör örgütüymüş deyip suçlu suçsuz demeden toplu kıyım yapılıyor buda alkışlanıyor, tüm numlar yaşanıyor ve malum iktidar hiç nir muhasebe yapmıyor dindar camia da asla hesap sormuyor, bu toplumun cinnet hali yaşadığının göstergesidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı