"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

12 Eylül’ün dördüncü evresi: Köprüler rehinde-1

Nurullah UDUN
11 Eylül 2026, Cuma
Türkiye’nin son yarım asırlık iktisadî ve toplumsal hikâyesi, aslında bir tek cümleyle özetlenebilir:

Elimizde kalan ortak değerler teker teker elden çıkarken, kapılar uluslararası sermayeye ardına kadar açıldı. 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı iki Boğaz köprüsü ve on ana otoyol hattının işletme hakkının otuz yıllığına özelleştirilmesi, bu uzun hikâyenin belki de en acı veren dönemecine işaret ediyor.

Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Anadolu’dan Trakya’ya uzanan ana lojistik damarlarımız; mülkiyeti elde tutulsa da kiralama, gelir ortaklığı veya işletme devri gibi yollarla özel sektöre bırakılıyor. Yıllarca meydanlarda gururla anlatılan, “yol medeniyettir” sözüyle vitrine konan bu otoyolların getirisi, artık uluslararası sermayenin kasasına akacak.

Bu tablo bir gecede ortaya çıkmadı elbette. Türkiye’nin özelleştirme yolculuğu; devletin ne olduğuna, mülkiyetin kime ait sayılacağına ve toplumun ortak kaynaklarının nasıl paylaşılacağına dair anlayışın adım adım değiştiği dört evreden geçti.

İlk evre, tohumların atıldığı 1980`li yıllardır. 12 Eylül Askerî Darbesi, ülkeyi küresel serbest piyasanın bir mahallesi hâline getirme projesinin startını verdi. Turgut Özal’la başlayan bu yolda çimento ve yem fabrikaları, kombinalar birer birer satıldı. 1999’daki anayasa değişikliğiyle kamu imtiyazlarına uluslararası tahkim yolu açılınca, yargının koruyucu kalkanında ilk delik de açılmış oldu. Ama bu deliği geri dönüşü olmayan bir sisteme dönüştüren AKP oldu. İktidar, 1999’da atılan bu temeli istisnai bir yol olmaktan çıkarıp tüm mega projelerin, otoyolların, şehir hastanelerinin ve enerji ihalelerinin ana damarı hâline getirdi. Sözleşmeleri Sayıştay’ın ve Türk yargısının gözünden kaçırıp “ticarî sır” perdesinin ardına gizleyen AKP uluslararası sermayeye adeta dokunulmazlık tanıdı. Yerli mahkemeleri kendi siyasî hedefleri için elinin altında tutarken, iş yabancı alacaklılara gelince milletin egemenliğini Londra’daki tahkim heyetlerine teslim etmeyi kalıcı bir devlet alışkanlığı hâline getirdi.

İkinci evre, AKP’nin ilk iki dönemini kapsayan 2003–2010 arasıdır. “Babalar gibi satarız” mantığıyla cumhuriyetin sanayi mirası parça parça elden çıkarıldı. TÜPRAŞ, PETKİM, ERDEMİR, Türk Telekom ve SEKA gibi üretim tesisleri blok satışlarla devredildi. Devlet, üretici kimliğinden tamamen sıyrıldı; üretim araçları sermayeye geçerken geride derin bir ithalat bağımlılığı bıraktı.

Üçüncü evre, satılacak kârlı fabrika kalmayınca devreye giren 2010–2020 dönemidir. Bu dönemin belirleyici özelliği, Kamu-Özel-İşbirliği (KÖİ) ve Yap-İşlet-Devret (YİD) projeleriyle ülkenin geleceğinin rehin bırakılmasıydı. Elektrik dağıtım şebekeleri ve limanlar özel sektöre geçerken; Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri, Avrasya Tüneli, şehir hastaneleri ve havalimanları “kamunun cebinden tek kuruş çıkmayacak” sözüyle inşa edildi. Oysa gerçek tablo çok farklıydı: kârı şirkete bırakan, kur ve talep riskini ise doğrudan bütçenin sırtına yükleyen dev bir borç tuzağıydı bu. Dövize endeksli araç, yolcu ve yatak garantileri verildi; üstelik şirketlerin dış bankalardan çektiği kredilere Hazine bizzat kefil oldu. Kur yükseldikçe bütçedeki kara delik de büyüdü; o köprüyü hayatında hiç görmemiş bir yurttaşın vergisi bile her ay bu garantilere aktı.

-DEVAM EDECEK-

Okunma Sayısı: 1424
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • keçeli

    8.10.2026 00:37:52

    Bu yazının devamını çok merak ediyorum. Günümüz Türkiye’nin iktisadi, siyasi ve sosyal problemlerini anlamak ve çözüm bulmak için geçmişi analiz etmekten başka çare yok!

  • Mustafa coban

    11.09.2026 23:44:25

    Özelleṣtirme olayina inanmıṣtîm.günün sonunda türkiyenin istikbalinin dıṣ semayeye ve parti yandaṣlarina peŝkeṣ cekildigine ṣahit oldum.türkiyede bir çok firmanın ihaleleriyle zengin olduguna Tank olduk

  • Keçeli

    11.09.2026 16:19:29

    Bu makaleyi okuyunca insan ister istemez bu hükümetin hangi akla ve kime çalıştığı sorusunu kendisine sormakten kendini alamıyor. Kendi vatandaşı için çalışmadığı ap açık ortada

  • Abdurrahman

    11.09.2026 15:08:49

    "Yol medeniyettir " sözü, 9.Cumhurbaşkanımız Merhum Süleyman Demirele aittir.Ülkenin zor zamanlarında Anadoludaki yolları, barajları, elektrik santrallerini ve milletin ihtiyacı olan üretim tesislerini kurmayı başarmıştır.Bu eserlerin altına imza atan Merhum Süleyman Demirel yolları bu memleketin imkanları ile yapılmasını ve işletilmesini ısrarla tavsiye etmiştir.Tüm bu özelleştirmeler ve satışların neticesini ve faturasını bu ülkenin insanı ödemektedir.

  • Hakan

    11.09.2026 14:10:10

    Bediüzzaman’ın; lisan-ı siyasette lafız, mananın zıddıdır, sözünün yansımasını en fazla akp idarecilerinin beyanında oluşunun hikmetini çok düşündüm. Olsa olsa süfyaniyetin dördüncü devresini uzatan 12 eylülcülük olsa gerek.

  • Hakan

    11.09.2026 08:03:01

    İşte bütün mesele bu. Hala 12 Eylülün partisi akp yi savunanlara şaşmamak mümkün değil.

  • Hüseyin t

    11.09.2026 07:04:44

    Bu köprü ve otoyol meselesini okudukça içim daha da sıkışıyor açıkçası. "Kamunun cebinden tek kuruş çıkmayacak" dendiğinde hepimiz rahatladık ama meğer öyle değilmiş. Ben o köprülerden geçmesem bile, garantiler yüzünden cebimden para gidiyormuş demek ki. En çok da şuna kızıyorum: bize hep "kalkınma" diye sunulan şey, aslında ortak değerlerimizin elden çıkması ve faturanın bize, hatta bizden sonraki nesillere kalmasıymış. Bir günde oluşmayan bu tablo, bir günde de düzelmeyecek gibi görünüyor. Keşke daha fazla insan bu gerçeği bu kadar net görebilse.

  • S.topuz

    11.09.2026 05:53:51

    "Sözleşmeleri Sayıştay’ın ve Türk yargısının gözünden kaçırıp “ticarî sır” perdesinin ardına gizleyen AKP uluslararası sermayeye adeta dokunulmazlık tanıdı." Avrupa Mahkemesine meseleyi intikal ettirebiliriz sanırım! Savcılara Duyurulur! Şeffaflık olmayan ve hesap sorulmayan bir alış-veriş ister istemez karanlık düşünceleri istifham ve şüpheleri aklımıza getiriyor. Meclis bu Konuyu ciddî mânâda gündeme almalı ve araştırma ve soruşturma hey'eti teşkil etmeli. Gerekirse, Vatandaşın aleyhine ve zararına yapılan bütün anlaşmalar iptâl edilmeli. Yanlış HESAP, BAĞDATTAN nasıl geri dönüyorsa, ANGARADAN da (AVRUPADAN da) dönebilmeli! Tabi; AKMHP oylarıyla hemen reddelilecek-tir, her zamanki gibi!? Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul OLMAMIŞ(MI)DIR! Ya da REFERANDUM yaparak asıl Mal sâhibi Vatandaşlara bi sorup danışalım, mâdem başka türlü olmuyor. O da olmazsa,"İMZÂKAMPANYASI" başlatılabilir, Vesselâm! 😢🇹🇷🤔🙌🌹🤲🌹♥️☝️🌙🕋😭😭😭🕊🕊🕊⚖🌍🇪🇺🕋😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı