"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kırk senelik büyük fitne

13 Eylül 2020, Pazar
12 Eylül 1980 senesinde, Türkiye’nin, resmî 3. İhtilâl-i hâinanesi yapıldı. Dün, onun 40. senesi bitip, 41. senesine başladığı gündü. Bu hain ihtilâl, aynı zamanda, hem memleketimiz, hem de Nur Cemaati için yapılan en büyük fitne hareketidir.

O zaman ben Ankara’da, 27 yaş içinde bir gençtim. O gün doğan bebekler de, bugün 40 yaşını devirip, orta yaşa gelmişlerdir. Tabiî, bir hadiseyi en iyi bilenler, onu yaşayanlar ve iliklerine kadar onun zorunu hissedenlerdir. Onun için, bu hâin ihtilâli yaşamayan gençlerimiz, ancak duydukları ve okudukları ile malûmat sahibi olmuşlardır. Bizler yaşayarak hadiselerin içinden geldiğimizden, üstelik de, ihtilâlin merkezi olan Ankara’da bulunduğumuzdan, o günleri daha bir sıcak yaşamıştık. İnkılâpların devamı ve mütemmimi olma sevdasıyla yapılan ilk hain 1960 sonrasında, Demokratların beline şeytanî bir darbeyi indiren 1971 ve onun yol açtığı 1980. Hep, onar sene aralıkla yapılmıştır. Gaye; Kemalizmi ikame, dini ve dindarları imha veya mayasını bozma ile Kemalizmin boyun eğdiremediği, kendisine biat ettiremediği tek cemaat olan Nur Cemaati’nin bünyesinde rahneler açmaktı. O açılan yaraların en büyüğü de, işte bu en büyük fitne olan 12 Eylül 1980 ihtilâliydi.

İhtilâl öncesi; memleketi kan gölüne çeviren, milletin analarını, babalarını, evlâdlarını da ağlatan, o hain ihtilâlcilerdi. Tam bir komitacılıkla işi olgunlaştırmışlar, kendi bekaları, ikballeri ve totemlerini sağlamlaştırmak için o hain ihtilâli yapmışlardı. Milleti birbirine düşman, evlerde aileleri birbirine hasım, komşuyu komşuya öcü yapmışlardı. O zamanlar, bizim biraz geri kalmış talebelik günlerimizdi. Okulumuz olan şimdiki Ankara Gazi Mühendislik Mimarlık Fakültesi’ni; bir gün komünistler, bir gün ülkücüler zapt ediyordu. Sabah okula grup halinde gelen bu güruhları, biz okulun içinden seyrediyorduk. Dikkatimizi çeken birisi vardı. İki grubun da önündeki, 30-35 yaşındaki adam. Yani hangi grup o gün okulu işgal ettiyse, onların önünde hep aynı adam… İhtilâlden sonra öğrendik ki, o bir yüzbaşı imişti.

Çok zulmettiler, çok can yakıp, ocak söndürdüler. Yaşayarak geldiğimiz o hadiseleri teker teker anlatmaya kalksak, her halde, bu gazetenin oniki sayfası bile yetmeyebilir. Ama birkaç tanesini yazayım.

Liseden ve üniversiteden, ülkücü bir arkadaşım, saf bir çocuk vardı. Adı Mehmed idi. O da benim gibi, yurtta kalmıyor, ailesi Ankara’da olduğu için, kendi evlerinde kalıyordu. İhtilâl olunca, yurtta kalan bir arkadaşının tabancası varmış. Buna demiş ki, “yahu, yurtta bu tabancayı bulurlar, sen bunu evinizde sakla” o da öyle yapmış, ama nasıl olduysa, evlerinde tabancayı bulmuşlar. Bir gün bir baktık, TRT nin öğle 13 haberlerinde, idamlıkların ismi okunuyor. Bizim Mehmed’in ismi de, o tabanca bulundu diye okunmaz mı, zavallı kafayı yedi. Sonradan biraz yattı çıktı, ama o gün bu gündür, hâlâ psikolojik ilâçlar alıyor.

Ankara veya İstanbul’da solcuları yakalayıp, GMC (halk dilinde “cemse”) ile hapishaneye götürürlerken, başlarındaki kumandanın, üst kumandanlarına telsiz ile sayıyı bir eksik söylediği için, kaldırımda simit satan bir zavallı simitçiyi (internetten “12 Eylül simitçi” yazıp bakabilirsiniz) de GMC’ye atıp, onu da hapse götürdüklerini… 

PKK alçak teşkilâtının, Diyarbakır Hapishanesi’nde, Kürtlere yapılan zulüm ve (affedersiniz) kendi pisliklerini yedirme gibi iğrenç bir fiilin neticesinde doğduğunu biliyor muyuz acaba?

O günden birkaç ay sonra, bir devlet teşkilâtı olan iş yerimizde, iki mühendis arkadaş, aynı odada oturuyorduk, arkadaş da Alevî idi. Ama aramız iyiydi. Biz tabiî şükür her hâl ve şartta hizmetimize devam ettiğimizden, iş yerinin mescidinde tanıştığımız, birkaç şoför arkadaşla, öğle paydosunda, diğer mühendis arkadaş yemeğe gidince, Risale okuyorduk. Bir gün nasıl olduysa erken döndü, bizi gördü ve suratını ekşitti. Onlar gidince, bana dedi ki; ” bak kardeşim, daha senin memurluğun yeni, bunlar bizim elemanlarımız, sen onlarla oturup kalkma, bu doğru değil. Sonra böyle şeyler iyi değil, seni şikâyet ederler” ve neticede şikâyet edildik ve 12 Eylülün bir zılgıtını yedik. Allah’a şükür, yukarıdaki idârî kadro, AP hükümetinin kadrosuydu. Beni de eskiden severlerdi. Sağ olsunlar, yumuşak bir geçişle işi hâllettiler.

Daha çok misâl var. İsteyenler araştırıp bakabilir. Fakat hadisenin, bir de Nur Cemaati’ne bakan cephesi var.

 Cemaate yapılan en büyük fitnenin, cemaati böldüğünü herkes biliyor zaten. Ne kardeşlerimiz vardı, bu fitne yüzünden, birbirimizden ayrı kaldık. Tabiî, o zaman ihtilâle taraftar olanlar, sonradan haksızlığını anlayıp da, “hatadan dönmek fazilettir”i gösteremediklerinden, cemaat işte böyle ayrıldı gitti. Cemaatin de gücü, fitneciler tarafından zayıflatıldı. Şunu bilir, şunu söyleriz ki, ''Yeni Asya, bütün ihtilâllerin karşısında olmuştur. Ve ne dediyse, söylediği, 3-5 sene sonra tahakkuk etmiştir.''

Allah, bu ihtilâlci fitnecilerin hepsine, hem bu dünyada, hem ukbada, hesap sorsun inşâallah!

Okunma Sayısı: 1812
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Veli Kul

    14.9.2020 00:01:57

    Bir milleti diline dinine yazisina, kültürüne örf ve adetlerine DÜSMAN EDEN CAHILLESTIREN SÜRECIN FITNELERI sanli Orduyu IGFAL ederek ASKERI DARBELERE CUNTALARA sevkeden mel'un fikir ile Medeniyetten 100 yil kaybettik. Hamdolsun ki ORDU KURTULDU! Halkimiz hem Dinine hem örf ve adetlerine hem de diline sahip cikiyor Elin Ermenisi Agop Martiyan'in dilimizi TAHRIF eden uyduruk Türkcelestirmelerini Milletimiz cöpe atiyor. Risale-i Nur Külliyatinin önderliginde Tarihiyle Kültürüyle Lisaniyla köprüler kuruyor. Daha cok yeni baski Risalelere ihtiyac var!

  • Necati

    13.9.2020 15:54:03

    Tebrikler ağabey, Allah razı olsun, kaleminize gönlünüze sağlık. Hala anlamakta zorlandığımız en önemli mesele, yaşanan bunca olaylar hep Yeni Asya"nın haklılığını ve istikamet çizgisini hiç bozmadığını gösterdiği halde, diğer gruplar neden takdir edemiyorlar halen hatalarında ısrar ediyorlar. Risale-i Nurlardan hicmi Hakikat dersi almamışlar. Gerçekten çok üzücü

  • Omer Arcok

    13.9.2020 11:35:51

    Tesekkurler guzel bir yazi olmus.Darbecilerin Loket ucak yolsuzlugundan ve diger talan ettikleri konulardan da bahsedilse darbecilerin asil niyetleri anlasilir herhalde

  • Hilal

    13.9.2020 11:33:49

    Osman abi, sizden, çok güzel bir yazı daha okuduk. Biz o yılları yaşamadığımız için, ancak işte bu şekilde okuyup, öğreniyoruz. Sizin üslup ve anlatış tarzınız, özellikle de, nur cemaatimize yapıldığı şeklindeki nazara verişiniz, takdire şayan.

  • Hüseyin

    13.9.2020 07:08:27

    Osman kardeş tebrik ederim. Gene iyi bir mevzuyu anlatmışsın. Yalnız dikkatimi çeken bir şey var. Senin yazı günün dündü ve tam da 12 Eylül dü. Niye dün değil de bugün yazdın?

  • Ahmet Aydın

    13.9.2020 07:06:15

    Allah razı olsun abim. Yüreğine sağlık

  • Oğuz Yiğiter

    13.9.2020 05:17:52

    70'li Üniversite kuşağı neslin hatıra ve müşahedesine dayanan ve hasbi bir üslûpla ortaya konulan 12 eylül yorumlu bu makale de, Yeni Asya feraseti patentiyle belge niteliğinde, arşivdeki yerini alıyor. Tebrikler, dualar...

  • Mehmet Türeli

    13.9.2020 03:19:06

    Amin

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı