"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Acele et

03 Ekim 2019, Perşembe
Çok aceleci birisi olarak bu soruyu sormak biraz abes olacak, ama yine de soruyorum: Neden ve niçin aceleci oluruz?

En ufak bir hadise de, en küçük bir fikirde, en küçük bir ayrıntıda bile sabretmeyiz, sabırla dinlemeyiz, sabırla konuşmayız, sabırla karar vermeyiz ve sabrederek yapılması lâzım gelenleri, acele ile ters yüz ederek yaparız.

Elbette acele edilecek işler var, olmalıdır da… Ama her şey ve her iş değil. Meselâ en yaygın ve kabul görmüş “Hayırda, hayırlı işlerde ve yapılmasında acele ediniz.” Hem de yarışarak acele ediniz.

Dini öğrenmek ve öğretmekte acele ediniz… “Hele şu olsun, hele şu da olsunlarla” işi uzatmayınız. Allah’ın emir ve yasaklarını öğrenmekte ve yapmakta, yerine getirmekte acele ediniz. Hac gibi belli zamanlarda yapılması lâzım gelen; zekât gibi belli miktarlarda verilmesi gerekli ibadetleri yapmakta, yerine getirmekte acele ediniz.

Ama böyle çok hayatî ve dinî konuların dışında insanoğluna lâzım gelen fiil, davranış ve tarzlarda acele etmemek; sabırla, teenni ile, yerli yerinde; araştırarak ve soruşturarak her işi, her fiilî yapmak, yerine getirmektir.

Acelecilikle, normal seyrinde ve normal şartlarında yapılması lâzım gelen işler; daima zamanını ve seyrini şaşırır raydan çıkar insanın kendisine ve başkalarına zarar verir. Boşuna dememişler acele eden, ecele gider. Yani kendi eliyle yapılacak işleri zamanından önce bitirir ve neticeyi de müsbet olarak alamaz.

İnsanın kendisi fikrini ve işlerini acelecilik ile karıştırmazsa, şeytan da karışamaz, Allah da buna müsaade etmez. Teenni, sabır, mülâyemet ve itidal ile işlerin karışmasını önler ve karışanları da düzeltir, doğrultur.

İnsanın fıtrî olarak aceleciliğe meyli vardır. Ve kendisi daima; “acele ettim böyle oldu, şöyle oldu diye” bunu itiraf eder, önemli olan bu fıtrî arzuyu gemleyebilmek veya yönünü müsbete, iyiye, güzele, hayıra ve iyi işlere çevirebilmektir.

Acele acele okunacak herhangi bir müsbet mesele veya imanî bir mesele de aynı şekilde fiiliyatta ve öğrenmekle hedefine varamaz. Daima yanlışlık, eksiklik olur ve menfi neticeler elde edilir. En faydalı okumalar, anlayarak, tekrar tekrar okuyarak ve acele etmeden yapılacak okumalardır. Bu tecrübelerle sabittir.

Okunma Sayısı: 671
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı