"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hastalık için ne kadar şükür etsek... (2)

12 Ocak 2020, Pazar
Hastalanınca âdet olmuş ve dünya adına, namına etrafındakiler; ah, vah, çok acıdım, üzüldüm vs. uzayıp gider…

Hastaya bakıyorsun; bu dünya ve zevkleri fanidir diyor… Dünyanın zevkleri geçicidir diyor… Yokluk ve kaybolmanın arkasına düşüp de üzülmeye değmez diyor… Ve bu dağdağalı, elemli, musîbetli, hastalıklı dünya bizlere ahireti ve Allah’ı daha çok hatırlatıyor diyor… Hastalıktaki manevî ibadet, uhrevî sevap ve faydalar bana yeter diyor ve şükrediyor, hamd ediyor ve hastalık geçene kadar zevkli bir sabır ve ubudiyet gösteriyor.

Her şeyin zıddıyla bilindiği bir dünyada yaşıyoruz. Eğer Allah bizlere hastalığı ve elemini vermişse, sıhhatini, lezzetini ve zevkini, ücretini verecektir inşallah. Hayatın ve vücudun, kâinatın ve mükevvenatın her yönüyle kıymetini nimetlerini anlamaya sebep olan ve bize en iyi nasih olan hastalıklara; merhaba sen Rabbimin izni ve iradesiyle geldin, hoş geldin diyerek halis bir şükür, zikir, fikir kapısını kendimiz için anlayabilmeliyiz.

Bu dünyada hastalıklar var diyoruz. Ahirette yok mu? Evet, “Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalp, vicdan, ruh için manevî hastalıklardır.” Bizler sıhhatin lezzetini hastalık vasıtasıyla kaybettiğimizde; hastalığı bir nimet bilip bütün nimet-i İlâhiye için bir hamd, şükür, fikir, duâ, niyaz ve sabırda muvaffak olabilmeliyiz ki; bu fırsat için bizlere çok büyük bir kapı açıyor. Eğer hastalıklar bizi bulmasaydı ne vücudumuzun, ne azalarımızın, ne Rabbimizin bize verdiği; pervane gibi etrafımızda dönen nimetlerin hiçbirine hakkıyla şükür edemeyecek, hamd ve sena söyleyemeyecek kadar şuursuz ve vurdum duymaz olacaktık. Belki de sefahat ve dalâlet derelerine, şikâyetler ve kanaatsizlikle düşecektik.

Madem Fatır-ı Hâkim bizlere kendini ve verdiği nimetlerini tanıtmak, ihsas etmek, ihsan etmek istiyor; bizler de hastalıkları bir nimet olarak bilen O’nu tanıdığımızı nimetlerin kıymetlerini en iyi ifade edebilen hastalıklı vücudumuzla ifade edebilmeli; kendimize ahiret âlemlerine birer ihtiyat akçesi olacak olan; hamdleri, şükürleri, senaları, duâ ve teşekkürleri; Rabbimizin kabule karin olabilecek hastalık zamanımızda yollamalıyız, yapmalıyız, okumalıyız ve ifade edebilmeliyiz.

Küfre düşmekten, sefahate atılmaktan, günahlara bulaşmaktan, şerlerden, belâlardan, vesvese ve şübehattan bizi ikazlarıyla muhafaza eden hastalıklar için Şafi-i Hâkimimize ne kadar şükür ve hamd etsek azdır.

Okunma Sayısı: 1215
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı