Sevgi, muhabbet her insan ve hayvanda şefkat ve merhametin sonucu ortaya çıkan bir duygudur.
Sözlük anlamına bakarsak, sevgi, insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi, bağlılık ve derin şefkat göstermeye yönelten, en temel ve olumlu duygulardan biridir.
İnsanlar, bazı şeyleri sever bazılarını sevmez.
Her insanın sevdiği nefret ettiği şey farklıdır.
Kimisi kendini sever, kendinden başkasını sevmez.
Kimi gülü sever, kimi de sümbülü.
Kimi sevgiler karşılık bulur kimileri bulmaz. O zaman insan gerçek sevilmesi gerekene, Vedud’a sevgisini yöneltmeli.
Maide Suresi 54. ayette, Allah'ın mü’minleri, mü’minlerin de Allah'ı sevdiği "Allah onları sever, onlar da O'nu severler" (yuhibbu-hum ve yuhibbûneh) ifadesiyle belirtilir.
Bir yerde gördüğüm şu alıntı da sevmenin başka bir çeşidini anlatıyor:
"Annem çok sevmelerin kadınıydı...
Daldaki kirazları,
Yazmasındaki oyaları,
Fistanındaki çiçekleri,
Asmadaki üzümleri,
Evin kedisini,
Sokağın delisini..
Babamın gömleğini..
Beni, bizi, mahalleyi...
Bildiğim her şeyi severdi.
Bana da sevmeyi öğretti.
Öyle az buz değil “çok sev” derdi."
Aslında şu söz de güzel değil mi; “Sevmelerin en güzeli de seni anlayan birini sevmektir.” Bunun sonucu da “Allah’ı sevmek” tir.
Kimisi aynadaki görüntüsünü sever, bununla birlikte kendini gösteren aynayı da sever.
Kimi varlıkları manay-ı ismî ile sever, kimi de aklını ve hislerini doğru kullanıp varlıkları manay-ı harfî ile sever.
Kimisi dünyayı sever onun için hayatını harcar, kimi de dünyayı ahiret hesabına sever. Bundan anlıyoruz ki; “…fıtrat-ı insaniye’deki [insanın yaratılışındaki] aşk-ı beka [sonsuzluğu sevmek] muhabbet-i İlahiye’den [Allah sevgisinden] teşaub eden [kısımlara ayrılan] bir muhabbettir.” (4. Şua)
Demek insan sevdiklerini kendileri hesabına değil onları sevilmeye layık yaratan ve cemîl isimlerini gösteren Allah hesabına sevmesi gerekir.
Kısaca; “Muhabbet şu kâinatın bir sebeb-i vücududur. Hem şu kâinatın rabıtasıdır, hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan kâinatın en câmi' bir meyvesi olduğu için, kâinatı istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. İşte, şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir.” [24. Söz]
Yani, hakikî sevilmeye layık O’dur (cc).
Sevmelerimizin onun rızasına uygun olması ve Vedud’un da bizleri sevmesi duasıyla...