"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir ev değil, bir şehir yanıyorsa

Servet GİRASUN
14 Temmuz 2026, Salı
Bir evde yangın çıksa ne yaparız?

Hemen yardıma koşarız. İtfaiyeyi ararız. Komşular seferber olur. Çünkü biliriz ki küçük bir yangın, zamanında müdahale edilmezse büyür ve daha büyük zararlara yol açar.

Peki ya yanan bir ev değil de bir şehir olursa? O zaman bir kova su yetmez. Bir kişinin gayreti yetmez. Daha büyük bir mücadele, daha güçlü bir müdahale gerekir.

Bediüzzaman Said Nursî’nin Şualar adlı eserinde dikkat çektiği mesele tam da budur. Bazı insanlar, iman hakikatlerinin neden bu kadar ayrıntılı anlatıldığını, neden aynı meseleler üzerinde tekrar tekrar durulduğunu merak ederler.

Oysa ortada tamir edilmeye çalışılan şey sadece bir kişinin şüphesi değildir. Tamir edilmeye çalışılan şey, geniş bir manevî dünyanın aldığı yaralardır. Bugün etrafımıza baktığımızda bunu görmek zor değildir.

Aileler sarsılıyor. Gençler kimlik arayışı yaşıyor. İnsanlar kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor. Bilgi artıyor ama hikmet azalıyor. İmkânlar çoğalıyor ama huzur aynı ölçüde artmıyor. Teknoloji gelişiyor ama insanın iç dünyasındaki boşluk büyümeye devam ediyor.

Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Bozgunculuk yapmayın.” (A’râf Sûresi: 56)

Bugün yaşanan birçok problemin temelinde de aslında görünmeyen bir bozulma yatıyor.

Bu bozulma bazen ailede ortaya çıkıyor. Bazen eğitimde... Bazen insanın kendi iç dünyasında...

Ve çoğu zaman sessizce ilerliyor. İşte bu yüzden iman hakikatlerine duyulan ihtiyaç azalmıyor.

Çünkü yara küçülmedi.

Aksine büyüdü. Sorular çoğaldı. Şüpheler arttı. İnsanlar sadece geçim sıkıntısıyla değil, anlam arayışıyla da mücadele etmeye başladı.

Bediüzzaman’ın dikkat çektiği gibi, büyük yaralara büyük tedaviler gerekir.

Derin yaralar yüzeysel ilaçlarla iyileşmez. Asırlık problemlere birkaç slogan çözüm olmaz.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır. O düzgün olursa bütün beden düzgün olur. O bozulursa bütün beden bozulur. İşte o, kalptir.” (Buhârî, Îmân 39; Müslim, Müsâkât 107)

Kalbin bozulduğu yerde huzur da bozulur. Vicdanın zayıfladığı yerde merhamet azalır.

İmanın sarsıldığı yerde ise insan, sahip olduğu her şeye rağmen kendini eksik hisseder.

Belki de bugün yeniden hatırlamamız gereken hakikat budur: Mesele sadece bir insanı ikna etmek değildir. Mesele sadece bir şüpheyi gidermek değildir.

Mesele; yorgun kalpleri yeniden hakikatle buluşturabilmektir.

Çünkü bazen yanan bir ev değildir.

Bir ailedir. Bir nesildir. Bir toplumun vicdanıdır. Ve eğer bir ev değil de bir şehir yanıyorsa, elbette daha büyük bir gayret gerekecektir.

Okunma Sayısı: 230
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı