Müzâkereli derste “Şek ile imanın zâil olmayacağı” anlaşılmıştı. Neticeyi şair ağabeyime bildirdim.
Cevaben, Sorularla Risale-i Nur sitesinden kopyaladığı yazıyı gönderdi: “Âcizâne ben buradaki izaha göre meseleyi değerlendirmiştim; müzakere sonuçlarını gönderdiğin için Allah razı olsun.”
Sitede hakikaten “Acaba öldükten sonra hesap günü olacak mı?” diye kalbinden bir tereddüt geçiren ve bu hususta şekke düşen kişinin o anda imanı gider.” şeklindeki saçma misaller, Nurlardaki bir metnin açıklaması(!) sadedinde serd ediliyordu.
O siteye bir yazı göndermek vacip olmuştu. "Risale-i Nur'a göre böyle" iddiasıyla, itikada ve Nurlara bu kadar mugáyir bir misal verilebilir mi?
Ve minel garâib!
Mezkür sitede Kavram Açıklamaları başlığıyla "Şek" ve "Şüphe" ne demektir? sorusunun işlendiği yazıda:
“Acaba öldükten sonra hesap günü olacak mı?” diye kalbinden bir tereddüt geçirse ve bu hususta şekke düşse, o anda iman gider. Bunu imanın diğer rükünlerine de tatbik edebiliriz, deniyor ve soruluyordu:
-Faydalı oldu mu?
Cevaben:
“Hayır, maalesef çok hatalı bir misal vererek çok tehlikeli bir kapı açtınız ve insanları şeytan vesveselerinin kucağına oturttunuz:
“Meselâ; ‘Acaba öldükten sonra hesap günü olacak mı?’ diye kalbinden bir tereddüt geçirse ve bu hususta şekke düşse, o anda iman gider. Bunu imanın diğer rükünlerine de tatbik edebiliriz."
Böyle açıkça hatalı bir misalden sonra "Yalnız bu gibi tereddüt ifade eden şek ve şüpheler kalpte değil de, akıl ve hayal âleminde olursa, imana bir zarar vermez." demenizin hiçbir kıymet-i harbiyesi kalmıyor.
Vesveseli adam, şüphenin kalpten mi hayalden mi, akıldan mı geldiğini nasıl tefrik edecek? Şeytan üfleyecek ona artık: Kalbin bozulmuş... Dinden çıktın...
Bu çok tehlikeli ve hatalı misalin âcilen kaldırılmasını tavsiye ederim. Bunun yerine Kastamonu Lâhikası'ndaki “Kalbin ve hayalin âyinelerinde rızasız, ihtiyarsız gelen pis ve çirkin ve küfrî hâtıralar zarar vermezler. Çünkü ilm-i usulde tasavvur-u küfür, küfür değil; ve tahayyül-ü şetm, şetm olmaz. Hasene ise, nuranî olduğundan, tasavvur ve tahayyülü dahi hasenedir.” gibi ifadeleri koyunuz ki vesveseli insanların yüreğine su serpilsin.”
-Değerli Kardeşimiz; cevabımızı gözden geçirdik, bildiriminiz için teşekkür eder, hayırlı günler dileriz.
Düzeltilmiş(!) şekli şöyleydi:
Meselâ; “Acaba öldükten sonra hesap günü olacak mı?” diye aklını kullanarak ölçüp biçerek kalbinden bir tereddüt geçirse ve bu hususta şekke düşse, o anda iman tehlikeye girer. Bunu imanın diğer rükünlerine de tatbik edebiliriz.
Tekrar Yazdım:
“Güzel kardeşim, gene olmamış. Bu paragrafı tamamen kaldırın. Ne şekilde olursa olsun "şüphe" sebebiyle iman gitmez. Lütfen kaldırın bu paragrafı.
Bu metinde muhatabınız, zaten şeytanın "İmanın gitti senin, ıslaha kabiliyetin yok, kalbin ne kadar bozulmuş." diye üfleyerek pençesine aldığı insanlardır. Deva için bu satırların olduğu yazıyı okuyacak, perişan olacak. Siyak ve sibakında ne yazdığınızın hiç bir önemi yok böyle vesveseli bir hasta için. Misal kesinlikle hem hatalı hem de ziyanlı. "Şüphe / vesvese" ile iman hiçbir şekilde zâil olmaz. Fî emânillah!
Cevap geldi:
“İlgili misali kaldırdık, Allah razı olsun…”
Elhamdülillâh! Hâzâ min fadlı Rabbî!