"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tabiat zannedilen şey, İlâhî bir sanattır

Risale-i Nur'dan
24 Ağustos 2019, Cumartesi

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Şu görünen umumî âlemde, her insanın hususî bir âlemi vardır. Bu hususî âlemler, umumî âlemin aynıdır. 

Yalnız umumî âlemin merkezi şemstir; hususî âlemlerin merkezi ise şahıstır. Her hususî âlemin anahtarları o âlemin sahibinde olup, letaifiyle bağlıdır. O şahsî âlemlerin saffeti, hüsnü

ve kubhu, ziyası ve zulmeti, merkezleri olan eşhasa tâbidir. Evet, âyinede irtisam eden bir bahçe, hareket, tagayyür ve sair ahvalinde âyineye tâbi olduğu gibi, her şahsın âlemi de merkezi olan o şahsa tâbidir–gölge ve misal gibi.

Binaenaleyh, cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme. Çünkü kalbin kasâvetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün yıldızlarını küsufa tutturur.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Otuz seneden beri iki tağut ile mücadelem vardır: Biri insandadır, diğeri âlemdedir; biri ene’dir, diğeri tabiat’tır.

Birinci tağutu gayr-i kasdî, gölgevârî bir ayna gibi gördüm. Fakat o tağutu kasden veya bizzat nazar-ı ehemmiyete alanlar, nemrut ve firavun olurlar.

İkinci tağut ise onu İlâhî bir sanat, Rahmânî bir sıbgat, yani nakışlı bir boya şeklinde gördüm. Fakat gaflet nazarıyla bakılırsa, tabiat zannedilir ve maddiyyunlarca bir ilâh olur. Maahâzâ, o tabiat zannedilen şey, İlâhî bir sanattır. Cenab-ı Hakk’a hamd ve şükürler olsun ki, Kur’ân’ın feyziyle, mezkûr mücadelem her iki tağutun ölümüyle ve her iki sanemin kırılmasıyla neticelendi.

Evet, Nokta, Katre, Zerre, Şemme, Habbe, Hubab risalelerimde ispat ve izah edildiği gibi, mevhum olan tabiat perdesi parçalanarak, altında şeriat-ı fıtriye-i İlâhiye ve sanat-ı şuuriye-i Rahmaniye güneş gibi ortaya çıkmıştır. Ve keza, firavunluğa delâlet eden “ene”den Sâni-i Zülcelâl’e râci’ olan “Hüve” tebarüz etti.

Mesnevî-i Nuriye, Habbe, s. 131

LÛ­GAT­ÇE:

ahval: Haller, durumlar.

delâlet etmek: Delil olmak, işaret etmek.

ene: Benlik.

eşhas: Şahıslar, kimseler.

gayr-i kasdî: Kasdî olmayan.

hüsn: Güzellik.

Hüve: Arapçada “o” zamiri. (üçüncü tekil şahıs).

irtisam etmek: Resmi çıkmak, şekillenmek.

kasâvet: Katılık.

kubh: Çirkinlik.

küsuf: Tutulma (güneş tutulması).

letaif: Lâtifeler, duygular.

maahâzâ: Bununla birlikte.

râci’: Dönen.

saffet: Saflık, hâlislik, temizlik, paklık.

sanat-ı şuuriye-i Rahmaniye: Sonsuz merhamet sahibi olan Allah’ın bilerek, şefkat ve merhamet ile yaptığı sanat.

sanem: Put, Allah’tan başka tapınılan şey.

Sâni-i Zülcelâl: Celâl sahibi ve her şeyi sanatla yaratan Allah.

sıbgat: Boya.

şems: Güneş.

şeriat-ı fıtriye-i İlâhiye: Cenab-ı Hakk’ın bütün kâinatı kuşatan yaratılış kanunları.

tagayyür: Değişme.

tağut: Allah’tan başka tapınılan her şey; bâtıl ma’bud.

ziya: Işık.

zulmet: Karanlık.

Okunma Sayısı: 1232
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı