"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir 28 Şubat hikâyesi

SABRİ ÖNSOYLUOĞLU
28 Şubat 2019, Perşembe
28 Şubat’ın en hararetli olduğu günlerdi.

O zamanlar ülkemizde birçok trajikomik başörtüsü olayları oluyor, ehl-i imanı üzüyor, ehl-i dalâleti sevindiriyordu. Öyle bir günde İmam-Hatip Lisesi Müdürü olarak kızların başını açtırmıyorum diye soruşturma geçiriyorum. Müfettiş başmuavinin odasında ifademi alıyor:

“Müdür Bey, niçin kızların başını açtırmıyorsun?”

“Açtırıyorum, beyefendi.” (O zamanlar bu konuda beni epey yalan söylemeye mecbur ettiler.)

“Hayır, açtırmıyorsun. Çünkü bize yapılan ihbarlar da açtırmadığın tesbit edilmiştir.”

“Kızların başlarının kapalı olarak görülmesi Kur’ân-ı Kerîm dersinden sonradır. Diğer derslerde başlar açılıyor. İsterseniz kontrol edebilirsiniz” diye ifade veriyorken, o anda idarenin kapısı çaldı. İçeri başörtülü bir öğrenci girmesin mi? Bir anda müfettiş ayağa kalktı, kollarını öne doğru açarak sanki çok önemli bir delil bulmuş gibi...

“İşte yakaladım” dedi.

Bir tarafta; sanki büyük bir cürüm işleyen ve kırmızı bültenle arananı, “İşte yakaladım” şeklinde yüksek sesle bağıran müfettiş...

Diğer tarafta iki kılıç arasında kalmış, yalanı ortaya çıkmış, kıpkırmızı kesilmiş bir müdür...

Öteki tarafta beti benzi bir anda bembeyaz olmuş bir halde ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırmış ve titrek sesle; “Özür dilerim, ben müdür başyardımcısını aramıştım” deyip kaçarcasına dışarı çıkan bir kızımız...

Müfettiş, müdüre dönerek:

“Hocam hani başlar açılıyordu?”

Ben, “Açıyorlar elbette. Zaten şu an öğrenciler teneffüste. Kur’ân dersinden de çıkmış olabilir.” Başka ne diyebilirsin ki... Maalesef bu davranışı gösteren müfettiş, soruşturmaya başlamadan kendi dindarlığından bana övünerek anlatmıştı.

O haftanın sonunda Cuma günü İstiklâl Marşı töreninde öğrencilere:

“Arkadaşlar, sizler ve velilerimiz beni kızların başını açtırıyor diye suçluyorsunuz. Ben mi, yoksa başkaları mı? Şimdi sizlere, hafta içinde benim ve bir arkadaşınızın yaşadığı olayı kendisi anlatacak.”

“Arkadaşlar müdürümüzü hiç suçlamayın, Müfettiş Bey beni çok korkuttu” diye söze başlayan öğrencimiz yaşadıklarını bir bir anlattı.

Bu olaydan sonra soruşturmanın neticesi olarak kınama cezası aldım. O yıllarda bu halleri çok yaşadık. Çok kaliteli ve zeki, hayırlı bir nesli kaybettik. 

Üzüldük, ama Mahkeme-i Kübra ‘nın olması tesellimiz. 

Okunma Sayısı: 1604
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı