Camiler bizim ‘Allah’ın evi’ diye nitelendirdiğimiz, ibadethanelerimizdir. Caminin Allah ile kul arasında sağlıklı bir mekan olması, cami fonksiyonu açısından çok önem taşır.
Camiler sadece ibadet mahalli değil, din görevlilerinin marifetleriyle cemaatin hac, umre, sünnet, hasta ziyareti, taziye gibi sosyal ihtiyaçların karşılandığı merkezlerdir. Ve yine çocuklar ve gençler için dinini öğrenme ve yaz dönemlerinde hüsn-ü hat, tezhib gibi bazı İslâm sanatlarının yapılabildiği kurumlardır.
Diğer taraftan camiler, hutbelerin merkezî olması ve siyasete bulaşması gibi konularla eleştiri gündemindedir. Bu konu da ciddî ele alınmayı bekliyor. Çünkü bu durum pek çok inananı rahatsız ediyor. Oysa milleti, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun Allah’ın evine gelmenin önüne maddî ve manevî hiçbir engel konulmamalıdır.
Yine bazı camilerimizde, -belli ki imam veya müezzin ilgilenmiş- caminin içine amaca uygun dokunuşlarla ulvî hisler uyandıran görsellerle zenginleştirilmiş ve dış avlu güllerle, çiçeklerle ve farklı bitkilerle adeta cennet bahçesi haline getirilmiş; cami, birer uğrak yeri, cazibe merkez olmuştur.
Cami sınırları içinde küçük çaplı bir kütüphane, çalışma salonu, farklı yaş guruplarına eğitim ve İslâmî sanat faaliyetleri yapılması cami amacına uygun adımlardır. Özellikle Kur’ân-ı Kerîm mealleri, tefsirleri, hadis-i şerifler ve onlar üzerinde yapılan çalışmaların bu kütüphanelerde yer alması, caminin eğitim fonksiyonunu güçlendirecektir. Tabiî buradaki kitapları da sadece diyanet çıkışlı olacak diye sınırlandırmak doğru olmaz. Amaca uygun kitap yayınlayan yayınevlerinin eserleri temin edilir ve istifadeye sunulur. Cami, kitapla, eğitimle ön plana çıkmalıdır.
Camilerimiz bizim göz bebeklerimizdir. Konu ile ilgili fikirler Allah’ın evinin daha sağlıklı ve nezih olması, bu mekanların gelişmesi ve zenginleşmesi içindir. Her camiadan ehl-i iman düşünürler camilerin içerik zenginliğine ve siyasete bulaşmamasına dönük fikirler ortaya koymalıdır.
Cami programlarında vatan, millet, bayrak, ezan gibi mukaddesler çocukların gönüllerine işlenmelidir. Camiler her milletten, her ırktan, her yaştan insanların gönül rahatlığı ile gelip ibadetlerini yapabildikleri Allah’ın evleridir.
Bir de Cuma günleri camilerde hutbeden sürekli para yardımı için anons yapılması, çocuk eğitimlerine ve hayır işlerine diye genişçe çerçevesi çizilen bu para toplama hali artık terk edilmelidir. Diyanetin de bu konuda camilerin ihtiyaçlarını karşılaşacak vakıf kurumlarının var olduğu herkes tarafından biliniyor. Bu ihtiyaçların temin edilmesi için başka bir yöntem geliştirilmelidir. Diyanet teşkilatının bu konuya özen göstermesi ve camilerin Müslümanların gönül rahatlığı ile gelip, çayını yudumlayarak kütüphanesinden kitap alıp okudukları ve eğitim, sosyal ve kültürel pek çok ihtiyaçlarını karşıladıkları birer merkez olmasına çalışılmalıdır. ‘Allah’ın evi’ olan camilerimiz, günlük tartışmaların odağından çıkarılmalı ve bu mekanlar eğitim amaçlı birer merkez haline getirilmelidir.