Erzincan’a yaptığımız ziyaret; hizmet, kardeşlik, maneviyat ve dostluklarla unutulmaz hatıralara dönüştü.
Hizmet yormaz insanı, hücrelere can verir. Hizmet amaçlı yollarda olmak güzel bir şey. Böyle yolculuklar yormuyor insanı. Aslında yoruyor ama gelen dualar o yorgunlukları kısa sürede atıyor. Bir de O’nun yolunda her şey güzelleşiyor. Yeni mekânlar, yeni insanlar, yeni çalışmalar insanı canlı ve diri tutuyor.

Yine bir hafta sonumuzda eşim ve kızım Süeda ile çok güzel, anlamlı bir hizmet hatırası kattık hayatımıza. Ağrı, Kars, Erzurum illerinin de katıldığı bir bölge daveti üzerine Erzincan Yeni Asya temsilciliğinde bir derse iştirak ettik. Eşim ve kızımın iştirak ettiği kadınlar programının oldukça verimli geçtiği ile ilgili heyecanlı konuşmaları beni de mutlu etti. Binler şükür. Gittiğimiz illerdeki kadınlar programının daha aktif ve canlı olması elbette iyiye alâmet. Çünkü kadınlardaki okuma ve hizmet gelişmeleri hem eve hem de hizmet alanlarına yansıyor. Bir de bu tür programların bölge olarak yapılması daha bir anlam taşıyor. Çünkü bölge illeri birbiriyle daha yakından tanışmış oluyor. Kadınlar, çocuklar, gençler ve erkekler arasında müfritane irtibat gerçekleşiyor. Bu da haliyle tesanüde dönüşüyor ve hizmetlere yansıyor.

Nur talebelerinin görüşmeleri de bir hizmettir
Doğrusu bu tür programlarla dostlarla yüz yüze görüşmek, dertleşmek, tesellileşmek, istişarelerde bulunmak oldukça faydalı. Belli ki önceden planlanan Risale-i Nur programları pek çok hayırlara vesile oluyor. Her şeyden önce aylar öncesinden ilgili konularda okumalar başlıyor. Mütalaalar gerçekleşiyor. Böylece programlar kişi dünyasında, evlerde çok yönlü etkileşimlere vesile oluyor.

Hizmetin ‘yol hikâyeleri’ yazılmalı
Biz de böyle bir heyecanla çalıştık Erzincan programımıza ve çıktık yollara. Nereden, nasıl gidelim derken, daha kısa olması hasebiyle yol rehberimiz navigasyona tabi olduk. O da bizi Tunceli güzergahına sevk etti. Sabah erkenden Şanlıurfa’dan düştük yollara. Sonbaharını çok sevdiğim Hazar Gölü'nün bu sefer ilkbaharına hayran kaldık. Bir yerleşimi sadece belli bir mevsimiyle tanımamak gerektiğini anladık. Belki insan da öyle işte, bir duygu halinde gördüğünüz bir insanın bin bir türlü duygu halleri vardır. İnsan budur demek ne kadar daraltıcı değil mi? Şehir ve mevsim de öyle işte.
İlkbahar yolculuğunun ikramları da özel oluyor. Meselâ yol boyu dalından taze badem koparıp yemek çok özeldi. Mor, kırmızı, sarı, beyaz renkli çiçeklerin tarlalarda nasıl da ekilmiş gibi bir tatlılık oluşturduğunu ben size hangi kelimelerle anlatabilirim ki.

Manevî bir menzil
Seyyit Muhammed Kattalî Hazretleri'nin türbesinde dualar ettik. Çok özel bir hatıra da, navigasyonun azizliği ile girmiş olduğumuz bir ara yolda ilerlerken karşılaştığımız Peygamberimizin (asm) 5. Torunu Seyyit Muhammed Kattalî Hazretleri’nin türbesi oldu. Bu toprakların İslâm’la ne kadar yoğrulduğunu nereye gitseniz büyük zatların türbeleriyle karşılaşınca anlayabiliyorsunuz. Buralara ihtiyacımıza binaen sevk edildiğimizi anladık ve dualar ettik. Bu türbeler, camiler İslâm’ın birer kimlik kartı gibi değer taşıyor.

Tabiî Müslüman kimlikli ama camileri bulunmayan yerleşimleri de ayrıca bir ele almak gerekiyor. Neden bu kardeşlerimize ulaşamıyoruz? Neden İslam’ın birlikte yaşanması noktasında bir kültür alış-verişi yapmıyoruz? Bu da çalışılması gereken bir konumuz olsa gerek. Yani Alevîlik ile Sünnîliğin daha yakından tanışması ve kaynaşması hem toplum olarak hem de sivil teşekküller olarak ele alınması gereken bir konudur.

Her mevsimde her şehrimiz ayrı bir güzel
Tunceli bölgesinde Munzur ve Pülümür vadilerinde yol boyu su ve yeşilin size eşlik etmesi tadına doyum olmayan bir lezzetti. Bu güzergah özellikle bu mevsimde ayrı bir güzel. Yolculuk boyunca uygun yerlerde durup, dinlenmek, tefekkür etmek ayrı bir zenginlik. Tunceli sınırına girdiğimiz andan itibaren farklı bir kültürel kimlik görüntüsü hemen kendini hissettiriyor. Bu da toplum mozayiği anlamında bir renklilik. Munzur Üniversitesi yerleşimi oldukça dikkat çekici bir konumda. Sarp dağların arasında, yemyeşil vadilerin orta yerinde ilim merkezi olan bir üniversitenin kendini göstermesi ayrı bir anlam taşıyordu.

Biz Erzincan’ı sevdik
Uzunca bir yolculuktan sonra ikindi vakti Erzincan’a ulaşıyoruz. Yol boyu bizi bekleyen dostların telefonları yolculuğu daha bir heyecanlı hale getiriyor. Ağabeylerinizin, kardeşlerinizin iman kardeşliği içinde sizi bekliyor olmaları ayrı bir anlam taşıyor. Erzincan’a ulaşıp, Yeni Asya temsilciliğine kavuştuğumuzda muhabbetle, uhuvvetle kucaklaşma sonrasında, yemeğimizi yiyip, ders saatine kadar biraz dinlenme doğrusu iyi geldi. Farklı şehirlerden gelip, ‘ben misafirim’ diyerek köşeye çekilmeden, mutfağa girerek yemek hazırlayan, sofra kuran, bulaşıkları düzenleyen ve bu hizmetleri de güler yüzle, tatlı dille yapan eğitimci ve mimar kardeşlerimize bolca dualar ettik. Rabbim onların ihlâslarına zarar vermesin. Muhabbetleri daim olsun inşallah. Erzincan cemaatimizin kahramanlarından olan hac arkadaşımız Arif abi ve Akar ailesiyle ve diğer kahraman hizmet erleriyle tanışmak bizi zenginleştirdi.

Vicdan dersi
Sonrasında güzel bir katılımla daha önce üzerinde çalıştığımız Risale-i Nur’da Vicdan konusunu, ‘küresel vicdan, insaniyet ve hürriyet’ bağlamıyla iki oturum şeklinde paylaştık. Vicdan konusunun her dinleyiciye bir şekilde dokunduğu ve ihtiyaç olduğu kulaklar dinlerken gözlerin kelimeleri, cümleleri takip etmesinden anlıyorum. Tabiî seminer sonrası konu ile ilgili katkılar ve sorular da bize iyi geliyor. Nur medresemizin şehrin merkezi bir yerinde olması, derslere olan katılımı kolaylaştırıyor.
Her şeye yeniden başlamak
Seminer sonrası son kitabımız olan "Her Şeye Yeniden Başlamak" ve diğer kitaplarımızı öncelikle gençlerimize imzaladık ve onlarla sohbetler ettik. Bu kitabın içeriğinin de biraz da gençler ve aileler üzerinde olması kitabı okuyan okuyucularımızı memnun etmiş görünüyor. Özellikle Erzincan Yeni Asya ile özdeşleşmiş olan Erol beyin, derse girmeden kurduğu tanıtım cümlelerinde, “Genciniz varsa veya gençlerle birlikte çalışıyorsanız, bu kitabı okumalısınız.” ifadeleri, kitabımızın hedefine ulaştığını gösteriyordu.

Maneviyatı yüksek bir şehir
Erzincan oldukça güzel bir şehir. Maneviyatı da bir o kadar yüksek. Ertesi gün dostlarımızla Erzincan’ı biraz daha yakından tanıdık. Şunu anladık ki, Erzincan öyle bir iki gün ile tanıdım denilecek bir şehir değil. Gezi günümüzün de hafif serin ve güneşli olması Nur talebelerine, ‘buyurun gezin’ anlamında özel bir sayfa olduğu söylendi.
Erzincan’ı tertemiz bulduk. Bir de şehir planlaması oldukça güzel olmuş. Zaten Erzincan’ın deprem bölgesinde olması ve neredeyse son depremlerde şehrin ciddî bir yıkıma uğraması yeni adımlar atmaya ve şehri yenilemeye bir anlamda vesile olmuş. Birlikte şehir gezine katıldığımız Kars’tan mimar Recep Kan kardeşimizin, “Hocam biz mimarlar için yeninden yapmak eskiyi düzeltmekten daha kolaydır.” ifadesi de bu gerçeğe dikkat çekiyordu.

Dağları karlı, ovaları bağlı
Erzincan Mayıs ayında dört bir tarafındaki dağlarındaki karlar ve ovasındaki bağlar ile muhteşem bir görünüm içerisinde idi. Yani ne soğuk ne sıcak. Sıcak ile soğuk kol kola idi. Bu iklim özelliği insanların psikolojisine de yansımış. Erzincan insanı görebildiğimiz ve konuşabildiğimiz kadarıyla muhabbetli ve temkinli bir yapıda. Hani “hüsn-ü zan adem-i itimat” sözü var ya, “insanlar hakkında güzel düşün, ama tedbiri de elden bırakma” misali, oldukça güzel ve ölçülü bir tutum görüyorsunuz.
Terzi Baba'da ders
Gezi günümüzde önce Terzi Baba türbesini ve hemen yanındaki Nur talebesi Refet Kavukçu ve eşinin mezarlarını ziyaret ettik, dualar ettik. Terzi Baba türbesinin o gün o saatte önceden planlanmış bir program nedeniyle açık olması da yine aramızdaki ihlâslı kahramanların ihlâsına bağlandı. Normalde açık olmazmış.

Biz de bu vesileyle Terzi Baba türbesinde dualar ettik. Terzi Baba’nın mesleği adı üstünde terziymiş. Ama mesleğini öyle güzel icra ediyormuş ki, adeta iğneyle her dikişinde zikrini, fikrini ihmal etmiyormuş. Nakış nakış zikir dokurmuş adeta. Anlaşılıyor ki, helal kazançlı mesleğini güzel ve bir kulluk şuuru içerisinde yaptığında Allah o meslek üzerinden sana velîlik makamı verebiliyor.

Şifalı sular bir arada
Ekşisu mesire alanında hem sodalı, hem termal ve hem de kükürtlü su var. Erzincan’da nereye gitseniz ortam sizi piknik yapmaya davet ediyor. Her yer güzel anlayacağınız. Ama Ekşisu daha bir cazibeli. Hem sodalı su hem termal hem de kükürtlü su aynı mekanda bulunuyor. Yani ‘Nasıl olur?’ demeyin, nimet içinde nimet var burada. Allah isterse olmaz diye bir şey yok. İnsanlar buraya hem pikniğe hem bu şifalı, sodalı ve kükürtlü sulardan istifade etmeye geliyorlar.
“Çaylar ikramdır”
Pir Muhammed Sami el Erzincanî türbesine gittik. Oldukça bakımlı, temiz ve çevre düzenlemesi güzel yapılmış bir türbe. Cami ile yan yana olması hem ibadet etmeyi hem de ziyareti kolaylaştırıyor. Türbenin ve caminin avlusunda mezarlıklar müdürlüğüne bağlı, Muhabbethane diye bir mekan yapmışlar ki, oldukça güzel düşünce. Yorulan ziyaretçiler gelip burada otursunlar, dinlesinler ve çaylarını içsinler diye. Çaylar ikram. Hatta görüştüğümüz görevli, “Efendim misafirden ücret mi alınır?” diye, samimice duygularını paylaşıyor.
Dost ziyaretleri ne güzeldir
Erzincan’a gidip de bizim üniversitemizden kendi memleketinin üniversitesine giden Gaye Hocamızla görüşmemek olmazdı. Zaten babası emekli Yavuz öğretmen ayrı bir dünya. Muhabbet, samimiyet, fedakarlık timsali. Yavuz Abiyi evinde ziyaret ettik ve kıymetli damatlarıyla da tanıştık. Yavuz Hocam, akşamki vicdan sohbetimize de nezaket gösterdi ve katıldı. Gaye Hocam ve eşi Can Hoca ile oldukça güzel ve nitelikli sohbetler ettik. Can Hoca'nın, Van eşrafından bizim dostlarımızdan olması bizi ayrıca memnun etti. Daha da güzeli, “Hocam bizim temelimizde Can Kardeş var, biz o dergi ile büyüdük. Sohbet ortamları bizim hayatımızın mayası olmuştur” sözleri karşısında daha bir mutlu olduk ve sohbeti koyulaştırdık. Tabiî Gaye Hocamızın minik kızı Elif de aramızda idi.
Ergan Dağı görülmeli
Ergan Dağı’nda dünyaca meşhur bir kayak tesisi var. Böyle olunca dünyanın pek çok ülkesinden kayak sporu ilgilileri bu şehri kış mevsiminde tercih ediyorlar. Tabiî Ergan dağı eteklerinde güzel oteller ve konaklama yerleri yapılmış. Yemek, çay ve kahve imkanları oldukça güzel.
Dağ Kütüphanesi
Bir de tesislerin arasına dağ kütüphanesi yapmışlar. Biz de küçük ama hoş görünümlü kütüphanede biraz kitaplarla meşgul olduk ve burada çalışan İlahiyat mezunu Büşra hanımdan detaylı bilgi aldık. Ayrıca o kütüphaneye bir de "Her Şeye Yeniden Başlamak” kitabımızdan imzaladık. Büşra Hanım bize çok güzel bir Erzincan tanıtımı yaptı. Biz de kahvemizi yudumlarken ona hayırlı, başarılı gelecekler temenni ettik.
Erzincan candır
Doğrusu Büşra Hanımın Erzincan’la ilgili cümleleri dikkat çekici idi. “Erzincan, can Erzincan’dır. Neden? Çünkü Erzincan ağır depremlerle acıyı bizzat yaşamış bir şehirdir. Acının, yokluğun, acziyetin ne demek olduğunu bu şehir insanı bilir. Erzincan insanı, candır. Çünkü şehir depremle yerle bir olmuş, yeniden kurulmuş ve el ele, gönül gönüle bu insanlar bir can olmuşlardır. Acıyı, kederi, sevinci hayatında bizzat yaşamış olan insan bu duyguların ne anlama geldiğini daha iyi bilir.” Bu ve benzeri cümleleri dinlemek ayrı bir güzeldi. Tebrikler Büşra’ya.
Ayrılık vakti
Şehirden ayrılırken şehrin markası olan tulum peynirini almayı ihmal etmedik. Ama emin olun gözümüz gerilerde kaldı. Çünkü gittiğimiz bütün mekânlarda adeta tadımlık bir ziyaret yaptık. Bu ziyareti birkaç şehirden gelmiş Nur talebeleriyle yapmak ise ayrı bir güzel oldu. "Hayat, hatıradır" sloganımız burada da kendini gösterdi. Hatıranız yoksa, bağınız yok demektir. Doğrusu Risale-i Nur programları çok meyveli ağaç gibidir. Bir amaç için gidersiniz ama onlarca güzel amaçlar gerçekleşir. Bu da bu hizmetlerin Kur’ânî olduğunun alâmetidir.
Erzincan programımız bizi Erzincan’la, dostlarımızla tanıştırdı. Bağlarımız bir kat daha güçlendi. Türbelerinde dualar ettik, dualar aldık. Anladık ki, her program yeni yeni başlangıçlar içeriyor. Kim bilir sonraki zamanlarda nasip olursa, Erzurum’da, Kars’ta, Ağrı’da, Erzincan’da gençlerle, yetişkinlerle ve ailelerle neden okuma programları olmasın?
Program vesilesiyle kadın erkek bütün Erzincan Yeni Asya okuyucularına çok teşekkür ediyoruz. Nice nice güzel programlarda görüşmek dileğiyle. Muhabbetler.