"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyük değişimin eşiğinde Risale-i Nur’un yeni paradigmaları…

Şükrü BULUT
11 Ocak 2021, Pazartesi
İnsanlığın peş peşe uğradığı büyük global musîbetler, zamanın ne denli sür’atli aktığını herkese gösterdi.

Said Nursî Hz.lerinin “seriüsseyr zamane çocuğu” nitelemesini de zamanın sür’atinde sendeleyerek yaşıyoruz, son zamanlarda. Bu günün zamanı dünden çok farklı, zira “sür’at peyda etmiş.” Belki de hedefine ulaşmak üzere olan gezegenimizin yolculuğundaki sondan bir veya ikinci dönemecine sür’atlice giriyoruz. Yani materyalistlerin “zamanın sonu” zannettikleri istasyona doğru. Zamanın son bulmayacağına inanıyoruz, lâkin imtihanın son bulacağına herkes kani olmalı, değil mi?

Peki, Kur’ân’ın bu dünya zamanının sonuna doğru çıkacağını haber verdiği hadiseler… Sevgililer sevgilisinin biricik ümmetine verdiği müjdeler… Hâlbuki biz bu hadiseleri ve müjdeleri, Risale-i Nur’un perspektifindeki anlatımı içinde bekliyorduk. Bediüzzaman’ın Kur’ân ve hadisten çıkardığı hakikatlerle verdiği haber ve müjdelerden… Nurlar’da yazılan birçok şeyin henüz vukua gelmediğini düşünüyoruz.

Hani Kur’ân dünya anayasalarına kaynaklık ve belki de annelik yapacaktı… Hani Türkiye’mizin üniversiteleri “Medresetüzzehranın” şubeleri olacaktı… Her birisi birer Nur mektebi… Bediüzzaman İmam hatip okulundan bahsederken, oradaki talebelerin çoğunun nurcu olacağını söylüyor. Talebelerinden Re’fet Barutçu’yu Ankara’ya Diyanet Dairesi’ne gönderdiğinde, oranın bir Nur dairesi olduğunu Üstadına yazıyor.

Ehl-i siyaset ve idareye yönelik yazdıkları ve söylediklerini çoğu talebeleri duydu. Risale-i Nur’un bu memleketin idaresine program olacağını ve her yolu deneyen idareci ve siyasetçilerin bütün yolları denedikten sonra çözümü Risale-i Nur’da bulacaklarını haber vermiyor mu? Kur’ân’ın zamanımızdaki bu harika tefsirinin bütün okullarda ders verileceğini müjdelemiyor mu? Kur’ân’ın ahir zamana olan büyük mesajını taşıyan bu eserlerle İsevilerin düşmanları olan deccaliyete galip geleceğini ve Hıristiyanlık âleminin Müslümanlarla ortak tevhid çizgisinde Nurlar’ın ortaya koyduğu programla ittifak edip dünyadaki küfür, zulmet, anarşi, gözyaşı, zulüm ve savaşları bertaraf edeceğini söylemiyor mu?

Peki nerede? Bu denli sür’atle yer küremizin kıyamete doğru koştuğu şu zamanda; yukardaki haberleri, müjdeleri, henüz gerçekleşmiş onlarca olayı nereye koyacağız. Anlaşılan müşkilimizin çözümünü yine zamana bırakıyor ve artık onun tefsirini bekliyoruz. Olan bitenlerin hakikatini bize o anlatacak. Bazen bin seneyi bir güne, bazen bir dakikaya bin seneyi sığdıracak zamanın sahibinden zamanın dersini dinlemekten başka yapacağımız bir şey var mı? İsterse Bediüzzaman onu zerrelerin hareket ve rengi olarak tarif eylesin, ben anlayamadıktan sonra… Ana karnında zaman, hayatta zaman, hastalıkta zaman, rüyada zaman, kabirde zaman, haşirde zaman… Ve ebedî âlemde zaman… Bütün bu kelimelerden hiç objektif bir tanım çıkarabilir miyiz? Yumurtanın beyaz kabuğundan başka bir şey görmemiş pilicin zaman tarifinden öteye geçmiyor, zamanı tanımlamamız, değil mi? Fakat zamanın sahibi, yaratıcının fermanından medet alarak zamandan haber verenler, elbette daralan ruhlarımıza nefes aldıracak pencereler açacaklardır ve zamanın mahiyetini azıcık da olsa bize hissettireceklerdir. Dedim ya, çocukluğumdaki zamana benzemiyor, yaşadığım şu günler. Öyle sür’atlice geçiyor ki… Her akşam ellerimi bomboş hissederek geceye yürüyor ve sabahlarımız da korkutuyor bizi. Zira güneş erken batacak, diye…

Korona, global olarak dünyamızda öyle büyük, öyle derin ve öyle kalıcı bir değişime gidince, zamanı yeniden düşünmek zorunda kalıyoruz. Bildiğimiz üzere bu küçük virüsün bizi evlerimize hapsetmesinin üzerinden henüz bir sene geçmiş değil. Fakat meydana getirdiği değişimi yapmaya belki de dünya harpleri veya büyük zelzeleler şu zamanda başaramazlardı. Milyonlarca ekonomik projeler, sosyal projeler, askerî projeler veya başka bilimsel projeler ansızın tarihe karıştılar. Öyle sessizce, derince, insanların patırtı-gürültülerine fırsat bırakmaksızın ve temizce büyük bir değişime götürüyor ki dünyamızı, bu teceddüt veya tebeddül için kimisi bir asır, bazıları da daha fazla zamana ihtiyaç vardı, diyorlar.

Eski zaman insanlarının “değişimi” mücerretçe ne kadar düşündüklerini bilemiyorum. Fakat ilk insan ve ilk Peygamber Âdem (as) babamızdan Efendimize (asm) kadar gelen İlâhî çizginin bütün pişdarları değişimden bahsetmişler ve çoğu kez de değişimin önderleri olmuşlar. İnsanın ruhunda ”değişime karşı” bir açlık veya bir cazibe olduğunun farkında olan felsefeciler de çokça değişimi konuşmuşlar. İstibdatlar, felâketler, harpler, kıtlık veya başka musîbetler de gözleri-gönülleri değişime yöneltmiş. Bazen soyut bazen somut olarak ufuklara bakıp onu beklemişler.

Zamanın hadiselerle omuzlara çöktüğü demlerde değişim bazen Peygamber, bazen müceddit, bazen Mesih ve bazen de Mehdi hasretine bürünerek insanlara, onu bulmak üzere diyardan diyara mecnun gibi gezdirmiş.

İşte globalleştiğini zannettiğimiz dünyamız da küçülerek bir köye döndü. Köyün sakinleri olan bizler tedirginlikten korkuya dönüşen bu zamanın akıntısında, sür’atin bize göstereceği değişimleri heyecan içinde bekliyoruz. Elbette tayyare ile gezenler deve ile gezmişlerden daha ziyade yasayacaklar ve görecekler. Bazen yolculuğumuz öyle sür’at kazanıyor ki, akıl, havsala ve hafızamız sabahtan akşama görüp yaşadıklarımızı kaydetmeye imkân vermiyor. Dünya haritasının dört cihetini bohça gibi dürdüğümüz anlar oluyor, tıpkı dört mevsimi bir arada evimize misafir ettiğimiz gibi. Zamanın bu dehşetli sür’ati karşısında aza ve bedenlerimizin karşılaştığı olağanüstü değişimler hakkında, müsbet ilimlerle uğraşan akademisyenlerimiz henüz net bir çalışma ortaya koymadılar. Fakat ruhumuz, duygularımız, asabımız ve latifelerimizin yaşadıklarını izah edemiyorsak da, azıcık hissediyoruz.

Bu gezegene irademizle binmediğimizi, gittikçe sür’atleşen bu seyyaremizin dizginin elimizde olmadığını ve çok yakın bir zamanda bu aklımıza sığıştıramadığımız yolculuğun aniden biteceğine inanarak, bizi bekleyen büyük değişimi aramaya devam edeceğiz, inşaallah.

Okunma Sayısı: 1803
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Eddai

    15.1.2021 23:32:39

    Zaman Cenab-i Hakkin c.c. DEHR esmasi; herkese ve herseye farkli akiyor. Peki neden bu farkliliklar? Bedendeki zaman? Kalbdeki zaman? ruhdaki zaman? Zamanin sahibi nekadar zengin ve cömert Elhamdulillah. Zaman da vazifesini yapiyor, deyismek istemeyenleri de deyistiriyor. Biz ümidvariz, ihlasla , sadakatle, sebat ile vazifemizle mükellefiz (zikir, fikir, sükür/hamd). Belki de insanligin icine girdigi bu girdap, vazifesini bilmemesi, kendi varligini tanimamasi. Akli, kalbi, ruhu bozulmamis her bir beserin bu tecrit zamaninda intibaha gelmesi ümidiyle, yazinizi tebrik ediyoruz ve devamini bekliyoruz.

  • Nura

    13.1.2021 12:30:01

    Değişimde insanlar çalışacağına göre, her şeyden önce onların değişimi anlamaları gerekmiyor mu?

  • Murat

    12.1.2021 20:53:36

    Peygamberimizin verdiği müjdeleri bize anlatan Said Nursi’nin dedikleri inşaallah gerçekleşecektir.

  • Hıdır Yıldırım

    12.1.2021 14:56:57

    Dünyayı saran corona'nın da binler hikmeti vardır. Bu günleri iyi değerlendirmemiz gerekir. Cenab-Hak bizleri bu asrın cazibedar fitnesinden muhafaza etsin. Amin.

  • Sertaç Lüser

    12.1.2021 14:09:50

    Bizler bu dünyanın iyi güzel ve nur'lu bir şekilde yoluna devam etmesini ve bu şekilde nihayete ermesini istiyoruz.Daha azgın ve tahribatçı kesim ise düzensiz,başıbozuk ve ben merkezli devam etmesini ve sona ermemesini istiyor.Fıtraten onlarda devam ederken kendi krallıklarına zarar gelmemesi isteğinde. Dünya bir çok son ve başlangıca hadiseler eşliğinde şahit olmuş.İnsanlık birbirine girdiğinde İspanyol gribi askeri bu hadiseyi sonlandırmış.Şimdide akan kanlar durmazken Corona aynı görevi yapmadı mı?. Netice: Kavli ve Fili duaya devam ve elimizdeki Risale-i Nur hazinesinin satır aralarının da farkına varmak.Çünkü KUR'AN'ın şifreleri orda. Vermek istemeseydi,istemek vermezdi. Biz makaledeki ümit edilen satırları merakla bekliyor ve istiyoruz.Taki KUR'AN hakikatleri dimağlarda tahakkuk etsin.Yaşantılara geçsin.

  • Zeliha Özpamukcu

    12.1.2021 14:02:19

    Hadiseleri doğru okuyan Rahim ismine Mazhar Risale-i Nur'un şahsi manevisine tabi olanlar ,zamanı Sahibinin emir ve yasakları dairesinde kullanırsa bütün dünyaya menfaati olur insaallah. İsmi Kayyum'a da Mazhar olan Risale-i Nur her an değişim içinde değil mi.? Esma-ul Hüsnadan Zerreden şemse kadar derecelere kapılar açan Risale-i Nur kalibrasyon görevide görmektedir sanıyorum. İhlas, tesanüd ve sadakat şartı ile az sayıda da olsa bunu başaracaktır inanıyoruz. Elhamdülillah, çünkü önce talebelerini, dikkat ve tefekküre okuyanları kalibre eden son derece hızlı değişimlerle adabtasyon kabiliyetine sahip bir tefsir. Asırlara gönderilmiş Kur'an'ın mucizevi bir tefsiri. Yeterki hakkını vererek okumalı okutmalı ve yaşamak için azami çalışmalı. En önemli gündemle yine ruhları ihtizaza getirdiniz. Allah razı olsun.

  • Sezai MUMCU

    12.1.2021 06:36:45

    Bu bir sanki SATRANC oyunuymus gibi, tarihte nam salmis ayni FITNE ve FESAD KAVMINI veza onları temsilen ZINDIKA KOMITASI GÜNÜMÜZDE TANRIYI güya KIYAMETE ZORLAYARAK kendilerini acilen ARZDA acacagi CENNETIN TEK VARISI KILACAGINI ZU'M ediyorlar. Kiyamet insan eli karısması yüzünden bazi olaylar zuhur etmeksizin koparsa kendilerinin yine isyanlarindan ötürü KAYBEDECEGINI hic hesaba katmiyorlar. Biz kiyamet sürecini bildirilenin haricinde bilemiyoruz! Hz Isa AS'in tepede Iblis'e verdigi cevabi o fitne ve fesad kavmine tekrarlariz. "Allah abdini imtehan eder, kul Rabbini imtehan edemez!"

  • Abdullah Tunç

    11.1.2021 21:57:01

    Zamanın temeli,esası ha rekettir.Zerreden şemse kadar bütün varlıklar,atom lar hareket halindedir. Ve hepsinin bir yaratılış hik meti ve vazifesi vardır.Ve bir kemale doğru yürüyor lar.İnsanoğlunun haricinde ki bütün mahlukat,son de rece vazifelerine dikkat ediyorlar.Halık ne görev vermiş ise bihakkın yerine getiriyorlar.İnsanlar hariç. Ve görevlerini ihmal eden, yaratılış hikmene aykırı ha reket eden biz insanlar,top lumların,devrletlerin siyasi ve içtima-i hayatlarında büyük değişim ve dönü şümler bekliyoruz.Büyük gelişmeler intizar ediyo ruz. Asrı saadete bakalım; insanların şahsi,içtima-i ve siyasi hayatlarında inkilabı azimi İlahiyi göre lim.Nasıl olmuş,tahkik edelim. Hakikatını öğre nip,ona göre hareket etsek,büyük inkilaplara izni İlahi ile bizde mazhar olabiliriz...

  • Abdurrahman KOÇAK

    11.1.2021 20:15:52

    Sonuç odaklı faaliyetler şevkleri kırıyor dahili dalgalanmalara ve nizalara neden oluyor. Bu durum Risalei Nurların geniş kitlelere ulaşmasına engel oluyor.

  • İ. Seyda

    11.1.2021 18:09:53

    Hz. İsa'ya "Mesih" denmesinin elbette birçok anlamı vardır. Bu anlamlardan biri de O, elleriyle mesh ederek (sıvazlayarak) birçok maddi hastaları iyileştirirdi. O yüzden bu isimle de anılır. Şimdi bize düşen de doğru yolları ve kanalları bularak manevi hastaların ruhlarını mesh etmektir. Bunu nasıl yaparız, yapabiliriz? Üzerinde durmamız gereken konu bu. Dahili çarpışmaların içindeki Nur müntesipleri bunu başarabilir mi? Başarmalı! Yoksa hesabımız çok çetin olacak. Zira birbirleriyle kavga edenler müspet hareket edemez.

  • İhsan

    11.1.2021 17:25:32

    Pandeminin tüm nurcuları bir sene boyunca alim seviyesine çıkarmasına bir ağızdan dua edelim

  • Ertuğrul

    11.1.2021 17:17:21

    Kıyamete iyice yaklaştık, bir hesaba göre. Beklediğimiz güzel günlere hazırlıkları yapmaya teşvik bu yazı.

  • Hüseyin

    11.1.2021 13:03:22

    Hayata gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren, doğumdan ölüme kadar, hayatın ve zamanın bize çizdiği yolda, sona doğru durmadan ilerleriz . ama yalpalayarak, ama saparak, doğru veya yanlış.. Yolun seyrini, hava durumu, yolcunun hazırlığı ve azığı, özgür iradesi şartlar ve zaman belirler. zamanla beraber maddi olan her şeyle birlikte akar.. bedenler, hastalıklar, nedenler, edenler, ömürler defterler sırlar.. aklımıza gelen her şey? Evvel zamanlar içinde çok hikayeler birikir.Bitmiş ömürler,neticelenmiş hikayeler, dramlar, trajediler, ahirete intikal eden hesaplar günahlar ve ahlar . Zamanın ruhu denen akımlar, modalar, idollar takip eden kalabalıklar ..ruhunu, zamanın ruhundan kurtarmaya çalışanlar . masanın, kasanın, nisanın bozduğu insanlar .. Kişiler ve olaylar hakkında en iyi değerlendirmeyi yapan zaman, bize şunu söyler: bitmemiş noktalanmamış ömürler ve maskesi düşmemiş hayatlar hakkında karar vermeyin ...

  • Ahmet Danışmaz

    11.1.2021 12:40:46

    Evet, bu gezegende yolculuğumuz her an bilebilir. Tüm işaretler o yönde. Selamlar

  • Ahmet Rıza

    11.1.2021 12:22:29

    Büyük değişimlere çok kuvvetli ve geniş kitleleri etkileyecek fikirler yol vereceğinden, Risale-i Nur'un büyük değişimi başlatacağına olan imanımız tamdır. Toplum genellikle ne zaman ve ne biçimde sorularına cevap arıyor.

  • sefer hoca

    11.1.2021 12:14:40

    Beşer büsbütün çizgiden çıkmazsa, erken bir kıyametin kopmasına fetva verdirmezse müjdelenen günler gelecektir.Biz mü'minler için her ikisi de güzel..Sa'ye sarılıp kesbimizle destek verelim.Gerisi Kadere teslimden ibarettir

  • Sultan Selim

    11.1.2021 11:49:03

    çok güzel olmuş. tebrikler. elinize dilinize zihininize sağlık. Mevlam, görelim neyler demekten öte laf kalmamış. selam ve dualar

  • Muhammed Said

    11.1.2021 10:06:29

    Kimisi aklını çok iyi kullandı ve şimdi dünyaya hakim olmak istiyor kimi insanlığa hizmet etmek istiyor. Kimi başka hayaller peşinde. Ama murad-ı ilahide esas olan kulun her şeyde olduğu gibi mana-i harfiyi görebilmesidir, öylece okumasıdır eşyayı ve hadisatı. Beşer şimdi ekseriyetle dünyaya mana-i ismiyle bakıyor, Halıkı pek hatıra getirmiyor, nimeti ziyadeleştiren şükrünü tam manasıyla eda edemiyor. Fen ve teknolojiyi hayatı kolaylaştırmak için istimal etmesi gereken beşer, kendini şaşırtacak, vazife-i asliyesini unutturacak hale getiriyor kendi eliyle. İşte bu yaklaşım değişmeli. Zamanın kıymetini iyi bilmeli beşer. Az bir ömürde şükre medar olacak, esma-i ilahiyi talim edecek, filcümle tüm dünyayı okuyacak hale gelmesi lazım. Yapmazsa ne olur? Hep birlikte görüyoruz, yaşıyoruz.

  • Muhammed Said

    11.1.2021 10:05:49

    “İnsan bu aleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmeye gelmiştir” Zamanı yaratan Allah C.C, bize zaman içinde esmasının tecellilerini gösteriyor, öğretmek, fenleri, teknolojileri keşfetmemizi istiyor. Zira ziakıl ve zişuuruz. Boşa vermedi latifelerimizi, hisselerimizi.

  • Said

    11.1.2021 09:06:18

    Güzel bir başlangıç olmuş. Tüm insanlığın değişime kulak kesildiği bir zamanda, orjinal ve yeni şeyler okumak dileğiyle.

  • Capar

    11.1.2021 08:47:48

    Zamani elinde tutan Cenabi hak bizlere güzel sonları göstersin. 🤲🏻

  • Naim Kav.

    11.1.2021 08:10:45

    Sade, yormayan; zamana güzel bir perspektif katmissiniz. Sade dil içinde hem somut soyut hem mücerret kullanmissiniz. 🥺😊, Elbette müşahhas olanı tercih ederiz .. Teşekkürler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı