"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kafkaslar’da barış mevsimi…

Şükrü BULUT
16 Kasım 2020, Pazartesi
Ortadoğu’dan sonra dünyamızın en ziyade barış ve sükûnete muhtaç coğrafyalarının Balkanlar ve Kafkaslar olduğunu biliyoruz.

Günümüzde buralarda meydana gelen olayları doğru anlayabilmek için, hiç olmazsa yakın geçmiş tarihini bilmemiz gerekiyor. Hadiselerin köklerini bazı tarihçiler Büyük İhtilâlden sonra ararlarken, bir kısmı da kendisini 19. yy. ile sınırlıyor. Yazımızın çerçevesi, kısa da olsa bu yakın geçmişten bahsetmeye müsait olmadığından; hepinizin bildiği bir-kaç paradigma ile esas konumuza döneceğiz.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki harplerde devletler ve milletlerin bayrakları görünse de, mücadelenin sermayeler ve sınıflar arası olduğunu kabul etmek zorundayız.

Balkan Savaşı ve çatışmalarının pimini çeken tetikçinin materyalizm ve dolayısıyla sosyalizme ait olduğunu da biliyoruz. Bu savaşa silâh ve maddî imkân sağlayan harp zenginlerinin isimlerini, tarihçiler bildikleri halde yazmaktan imtina ediyorlar.

Eski Komünist Sovyetler’in dağılımında Kafkasya ve Balkanlar’da yeni formatlarda çatışmayı çıkaranların, bölgelerinin eski efendileri ve komiteleri olduğu hakikati mutlaka yazılacaktır.

İngiltere’yi “Büyük Britanya“ yapan sermayenin 17 Ekim St. Petersburg ihtilâlini Hazar Havzası karşılığında finanse ettiğini tekrar hatırlamak zorundayız. Aynı sermayenin hem Balkanlar’da ve hem de Kafkaslar’da savaşan taraflara silâh hibe ettiği hakikati de önemlidir.

Sovyetlerin dağılışında Kafkaslar’da ve Balkanlar’daki Müslümanları oradaki hâkim güçlerle çarpıştıranlar da komünistlerdir. Sırplarla Boşnaklar, Makedonlarla Hırvatlar, Çeçen ve Dağıstan Ruslar’la bu “yeni komünistlerce” karşı karşıya getirildiler. Akıbeti hepimiz biliyoruz.

Doğrusu tahribatçıların global projesini anlayabilmek için, zamanın müceddidini çokça okumak gerekiyormuş. Maalesef bunu yapmadığımızdan, yıllarca neocon-neoliberal ittifakının teçhiziyle Rusya’ya karşı savaşan El-Kaide militanlarını alkışlayanlar oldu. Hatta; Çeçenistan ve Dağıstan savaşlarını, bağımsızlık savaşları zannettik. Bir Avuç mücahidin koca Rus Ordusunu mağlûp etmesini bekledik ve yanlış yaptığımızı; ancak Tiflis’in, Kiev’in, Bişkek ve Belgrad’ın renkli devrimleriyle anladık. Gecikmiştik. Bilhassa Kafkaslar‘da büyük zayiat olmuştu. Grozni harabeye dönmüştü.

Farkına varamadığımız bir paradigma da Rusya’daki değişim ile alâkalı idi. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, Sovyetler Rusya’sı İslâm’a olan radikal düşmanlığını, içindeki Müslüman nüfusu nazara alarak azaltmak istiyordu. Hatta Hicaza Hacı gönderme yarışında Türkiye’yi geçmekle övünüyordu. Bu değişimi bir mektubuyla talebelerine haber veren Said Nursî, “İki dehşetli Harb-i Umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî (kuvvetli bir uyanış) ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat’iyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlakı (mutlak dinsizliği) kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’ân ile bir musalâha (barış) veya tâbi olabilir. O vakit dört yüz milyon ehl-i Kur’ân’a kılıç çekemez.” (Emirdağ Lâhikası, s. 311)

Said Nursî’nin 1945-49 yılları arasında Emirdağ’dan yazdığı mektuplarında bu değişimi haber verdiği halde, maalesef Müslümanlar okuyamadılar. Temelde Enternasyonal Marksist guruba ait olan terör ve iç savaşı da “cihad“ zannettik. Elbette, bizim gibi hakikatin rengini bilmeden ve iyi niyetle bu çatışmalarda vefat edenler şehittir. Çeçen Mülteciler’e yapılan yardımlar da makbul ibadetten sayılır. Fakat netice, bildiğiniz üzere beklediğimiz gibi çıkmadı.

Ermenistan’ı silâhlandırıp Karabağ’da katliâm yapanlarla, sokağı organize ederek Gürcistan Devlet başkanı Schwardnaze’yi uzaklaştıranlar, aynı merkezden emir ve para alıyorlardı. Basayev’i Dağıstan’a çekerek yangını genişletenlerle Bişkek’te Bakiyev’i iktidara getirenler gibi…

Kafkaslar’da güneş bugün, dünden daha parlak. Ve sisler kayboluyor. Karabağ’da mesele kalmadığına göre, bu bölgede düşmanlık bitiyor demektir. Demokrasi ve hürriyetlerin yolunu artık neocon-neoliberal ittifakı kapatamayacak, barış güneşinin şavkı Almatı’yı da kucaklayarak bütün Bozkırlar ısınacak. Şu noktayı da vurgulamak durumundayız. Bölge barışının anahtarının bizde olduğuna birileri itiraz etse de, hakikat değişmiyor. Tıpkı bin seneden bu yana olduğu gibi. Türkiye, İran ve Ermenistan ile müttefik olan Rusya’nın bölgede düşmanlık ve anlaşmazlıklardan yana olacağına, hiçbir akıllı hükmetmeyeceğine göre, barış mevsiminin geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Okunma Sayısı: 1398
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şevket Paksoy

    19.11.2020 22:37:49

    Masaallah barekallah... Efkar ve hissiyatimiza tam manasiyla tercuman olmuş bu yazi... Hakikaten muazzam tesbitler tebrik ederim.. Selam ve dualarimizla... Evet Ermenistan sorunu hallolur bariş tesis edilirse demokrasi ve hurriyet gunesi bizdeki zulmetli perdeyi aşıp orta Asyayi taa sincan uygura kadar neden aydinlatmasin...

  • Hıdır Yıldırım

    19.11.2020 20:53:08

    Yazınızda günümüze kadar olan tarihi ve sosyal hadiseleri risale-i nur ölçüleri ile değerlendirdiğiniz için sizleri tebrik ediyoruz. Bediüzzaman'ın istikbale ait müjdeli haberleri bir bir tezahür etmiştir. “Ümitvar olunuz, şu istikbâl inkılâbı içinde en yüksek gür sedâ, İslâm’ın sedâsı olacaktır!” İnşallah o günler yakındır.

  • Abdullah

    18.11.2020 02:43:34

    Görüyorsunuz ki, lemeât-ı müteferrika, tele'lüe başlamış. Yavaş yavaş incizab ile imtizaç edecektir. Fenn-i hikmette takarrur etmiştir ki: Hiss-i dinî, lâsiyyema (bâhusus) din-i hakk-ı fıtrînin sözü daha nâfiz, hükmü daha âlî, tesiri daha şedittir… Evet, evet... Eğer sivrisinek tantanasını kesse, balarısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz. Zira, kâinatı nağamatıyla raksa getiren ve hakaikin esrarını ihtizaza veren musika-i İlâhiye hiç durmuyor; mütemadiyen güm güm eder.

  • Eddai

    17.11.2020 01:10:30

    Bilginin kuvvet oldugunu, 21. yy'da yani icinde bulundugumuz bilgi caginda "Data" tabiriyle daha iyi anladik sanirim. Yakin tarihimizi Dezenformasyonla günümüz kaosuna sürükleyen global cereyan 21. yy'da terör kuvvetiyle korkukültürü olusturup akli, düsmanlik ile kalb ve vicdanlari bloke etmeyi amaclarina arac secmisler. Hürriyetini ve güvenligini sorgulayanlara, yogun bilgikirliligin oldugu bu zamanda, dogru sorgulama yapmaya rehber olmus yaziniz. Allah razi olsun.

  • İhsan

    16.11.2020 19:33:53

    Rus Harp akademisinde tahsillerini tamamlayan Kafkas ve Türkistan'ın Kahraman evlatlarının güzel günlerini müjdeleyen bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık, Allah razı olsun.

  • Haydar

    16.11.2020 18:21:40

    2. Dünya savaşından kurulan BM ve buna üye 5 devlet dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yönetmeye kalktı. Filistin, Kıbrıs, Bosna Hersek, Karabağ, Nijerya, Somali, Kore, vb. bir çok noktada çözümsüzlük üzerine ve her zaman çatışma potansiyeli olacak şekilde tarafları kışkırttılar, yardım adı altında silah satarak çalıştılar / çalışmaktalar. Islamın bayraktarlığını 1000 seneden fazladır yapmış olan bu millet öz benliğine dönüp çalışma yaparsa her zaman kilit rolünde olacaktır. Şuan Karabağ’da, Libya’da, Suriye’de, Katar’da, Somalide görülmekte.

  • Erhan

    16.11.2020 13:24:18

    Nalçıktan ta Nahcıvana kadar...Kafkas kahramanları barış ve demokrasiyi çoktan hakkettiler....

  • Selim

    16.11.2020 13:17:52

    Nur talebeleri hasenidirler. Barış ve hürriyet merkezli düşünürler. Azarbaycanda üstadımızın müjdeleri tezahür ediyor.Figüranlara takılıp büyük resmi kaçırmayalım.

  • Hüseyin

    16.11.2020 13:01:02

    Küresel emperyal güçler teknoloji ve bilimdeki önemli buluşlar sayesinde dünyanın neresinde ve hangi noktasında ne gibi zengin kaynaklar olduğunu  öğrendikten sonra, zoolog, biyolog, sosyolog, teolog, psikolog, antropolog, jeolog ve silahlı güçleriyle zengin topraklara misafirmiş havasında yerleştiler.. Geriye burada yaşayan etnik ve dini çeşitlilikleri tanımak, kaşımak, karıştırmak, birbirine kırdırmak sonra gidip barış gücü havasıyla su başlarını tutmak kalmıştı.. Asrın müceddidi vakti zamanında sinsi projeleri, 100 yıllık emperyalist niyetleri, koloniyalist hedefleri, fitneci maksatları deşifre etmişti..Dinleyen oldu mu?  sonuçlar ortadır..

  • Nura

    16.11.2020 11:43:35

    Kafkasya Enver Paşa’nın da diyarı. O kahramanın düşüncelerini evlatları unutmadan barışta acele etmeli.

  • Ahmet Danışmaz

    16.11.2020 11:33:17

    Haklısınız, Karabağ meselesi çözüldüğüne göre bize de ermenilerle olan meselelerimizi kökten çözmek düşer. Inşallah Üstad hazretlerinin işaret ettiği gibi konu Sulhle biter. Selamlar

  • Ertuğrul

    16.11.2020 11:26:21

    Dünyamızın savaşlara tahammülü kaldı mı ki... Artık barış ve demokrasi mevsimi de başlasın. Ellerinize sağlık

  • Osman

    16.11.2020 11:10:17

    İyimser bir yazı bence başka oyunlar var durup dururken karabağjı niye versinler bölge iran için karışabilir

  • Mustafa coban

    16.11.2020 11:00:24

    Butun bu organizasyonu yapanlar tatilemi ciktilar.hayat devam ediyor.imtihanlar devam ediyor.hak batil savaşi devam ediyor

  • Hayati

    16.11.2020 10:35:44

    Dünya hadiselerini Kur’ani düsturlarla ölçüp tartmak ne güzel. Dost da düşman da beliriyor. Risaleinur ile olaylara bakmak insanı çok rahatlatıyor.

  • Sezai MUMCU

    16.11.2020 04:50:07

    1)Beraber sulh ve adaletle yasamak mümkün oldugunu Ahirzaman'da idrak etmeyen kalmadi, zira aksi yönde tüm yollar denendi. Eger insan tam manasiyla aklina-nefsine- midesine hakim vicdanina itaat eden bir asamaya gelebilse Allah'a kulluktaki sonsuz baris duygusunu, korkulardan azade, mes'ud bir hayati fakirlik icinde bile olsa tadacaktir. Kaldi ki hepimiz bir anadan bir babadan kardesiz ki makul müstereklerde ortak paydayi bulmak zorundayiz.

  • Sezai MUMCU

    16.11.2020 04:49:58

    2) Küresellik cografyalar ötesi isbirligini gerektiriyor. Risaledeki igne ustalarinin ittifaki gibi müsterek cikarlar beynelmilel müsbet hareketi gerektiriyor. Gerci insanlik aleminde fitne ve fesat ticaretiyle kendi kavminin zenginligi refahi gayrinin zulme ugramasina müsamahakar olanlara ragmen, kahir cogunluk sefkatli, merhametli, yardimsever iyiniyetli münasebetleri arzuluyor. Risalelerden ögrendik ki karsilik buldugunda bu istidatlar her cografyada ve insanda nesv ü nema bulacaktir ve selamet-diyari olan bir Darüsselam'i insa etmek hepimizin elinde. Zulmün ve zalimligin akibetini tarif etmeye ve hatirlatmaya hic de lüzum kalmayan Ahirzaman cereyanlarinda ufukta dogan günesin hepimizin gününü aydinlatip bizi sicagiyla kucaklayacagini bilerek huzura kavusalim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı