"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Asrın nuru değil, nurun asrı!

Süleyman Alp Özcan
26 Nisan 2026, Pazar
Her çağ kendi şartlarıyla bellidir; fakat hakikat, şartların diliyle sınırlı değildir. Bugün sıkça duyduğumuz “asrın nuru” ifadesi, sanki hakikat çağın üretimiymiş gibi bir algı doğurur.

Foto: ERHAN AKKAYA - Yeni Asya

Oysa Risale-i Nur’un işaret ettiği yön bunun tersidir: Bu zaman, nurun asrıdır. Yani çağ, hakikati üretmez; hakikat, çağın karanlıklarını aydınlatır.

“Asrın nuru” denildiğinde, modern düşüncenin, teknolojinin veya çağdaş söylemlerin imanî meseleleri çözdüğü zannedilir. Hâlbuki asrımızın en belirgin vasfı, şüphelerin artması, inkârın yaygınlaşması ve insanın manevî istikametini kaybetmesidir. Böyle bir zeminde ışık, çağdan değil; çağın üstünde ve ötesinde olan Kur’ânî hakikatlerden gelir. İşte bu yüzden doğru ifade “nurun asrı”dır: Nur, bu asra gönderilmiş; bu asrın yaralarına merhem olacak şekilde tecelli etmiştir.

Risale-i Nur, herhangi bir fikrî akımın ürünü değildir. O, doğrudan Kur’ân’dan süzülen iman hakikatlerini, bu zamanın idrakine uygun bir üslupla izah eder. Fen ve felsefeden gelen itirazlara karşı, yine aklı ve kalbi tatmin eden delillerle konuşur. Bu yönüyle Risale-i Nur, asrın rüzgârına kapılan bir yorum değil; asrın fırtınasını dindiren bir rehberdir.

“Nurun asrı” ifadesi bize önemli bir ölçü kazandırır: Hakikati zamana uydurmak değil, zamanı hakikate uydurmak. Zira iman, modası geçen bir fikir değil; insanın fıtratına hitap eden ebedî bir ihtiyaçtır. Asırlar değişse de insanın soruları değişmez: Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Ölüm nedir? Hayatın anlamı ne? Risale-i Nur, bu temel sorulara, çağın anlayabileceği bir lisanla fakat değişmeyen bir hakikatle cevap verir.

Bugün gençliğin zihni çok meşgul, kalbi çok yorgun. Bilgi var ama hikmet az; hız var ama istikamet zayıf. Böyle bir zamanda nur, sadece okunacak bir metin değil; yaşanacak bir hayat düsturudur. Nurun asrı demek, imanın hayata yön vermesi, ahlâkın merkezde olması ve insanın kendini sahipsiz hissetmemesi demektir.

Velhasıl, bu çağın kurtuluşu çağdan beklenemez. Kurtuluş, çağın içine doğan fakat çağı aşan nurdadır. Asrın nuru arayışı, bizi geçici parıltılara götürür; nurun asrı idraki ise kalıcı bir aydınlığa çağırır. Bugün bize düşen, bu asrı “nurla okuyanlar”dan olmak ve karanlığı şikâyet etmek yerine, elimizdeki ışığı fark etmektir.

Okunma Sayısı: 147
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı