"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cüz’î irade mi öndedir, meyelan mı?

Süleyman KÖSMENE
18 Ocak 2022, Salı
Ali Vapurlu: “Cüz’î irade mi öndedir, meyelan mı?”

Cüz’î İraderade iki kısımdır:

Küllî İrade, Cüz’î irade.

Küllî irade, zerrelerden kürelere kadar, bütün kâinatta gerçekleşen bütün işleri vakıada olduğu gibi takdir eden Allah’ın iradesidir. Her şey Allah nasıl dilerse öyle oluyor. Allah’ın dilemesine küllî irade deniyor. Allah’ın irade sıfatı bütün diğer sıfatları gibi sonsuzdur ve bütün her şeyi kuşatmıştır. 

İnsanın iradesine gelince, insanın kendi davranışları ile sınırlı ve bir emr-i itibariden ibaret olan kendi küçücük iradesidir. Bediüzzaman’ın, “Cüz-î ihtiyârînin icada kabiliyeti yok, bir emr-i itibârî hükmünde olan kisbden başka insanın elinde bir şey bulunmuyor.” 1 Keza, “İrâde-i cüz’iye-i insaniye ve cüz-î ihtiyâriyesi, çendan zayıftır, bir emr-i itibârîdir.” 2 Cümlelerinden anladığımız, kisbin emr-i itibarî olduğu gibi, kisbe mahal olan cüz’î iradenin de emr-i itibarî olduğudur. Maturidîye göre de zaten meyelan da, cüz’î irade de emr-i itibari’dir. Eş’ârî ise meyelana ve cüz’î iradeye mevcud nazarıyla bakıyor. Eş’âiye’ye göre emr-i itibarî olan, cüz’î iradenin tasarrufudur.

Emr-i itibarî aslında yok hükmünde bir şeydir. Fakat insanın hür davranışlarına mercidir; bu bakımdan var kabul ediliyor. Var diyemiyoruz. Çünkü var dediğimiz anda, o şeyin yaratılmış mevcut bir şey olması gerekiyor. Yaratılmış mevcut şeyler ise doğrudan Allah’a aittir. İnsana aidiyeti yoktur. Böyle bir durumda insanın iradesi de, hürriyeti de kalmaz. İnsana ait olan bir şeyin ise, ancak emr-i itibari derecesinde, yok hükmünde varlığı kabul edilir.  

Meyelan

Meyelan, bütün meyil ve eğilimleri ifade eder. “Cüz’î irade” dediğimiz mekanizma ise, meyiller içinden bir meyil ile harekete geçer.  

Üstad Hazretleri’nin şu cümlelerini inceleyelim: “Şu meyelanlar, irade-i İlâhiyeden gelen evamir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir.” 3 Bu cümlede “meyelan”, İlâhî iradeye bağlı olarak ortaya çıkan tabiattaki eşyanın fıtrî meyilleridir. Meselâ suyun “fazla yer tutacağım!” demesi bir fıtrî meyelandır ki, metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. 

“Meyelanın muzaafı olan arzu ve onun muzaafı olan iştiyak ve onun muzaafı olan aşk-ı İlâhî, onu daima marifet-i Zülcelâl’e sevk eder.” 4 cümlesinde meyelan, arzunun temelinde, öncesinde var olan şeydir. Meyelan arzudan zayıftır. Cüz’î irade de zayıftır. Arzu ise, meyelanın ve cüz’î iradenin bir tercihe evrilmiş şiddetli istek halidir. Meyelan istek demek değildir. Ama arzu istektir. 

“İnsanın fiilleri kalbin, hissin temayülatından çıkar. O temayülat, ruhun ihtisasatından ve ihtiyacatından gelir.” 5 cümlesinde ise, “kalbin ve hissin temayülatı” cüz’î iradeyi de kapsayan bir mefhum mahiyetindedir.  

Öncelik Sonralık Meselesi

Anlaşılan odur ki, “meyelan ve cüz’î irade”, birbirini açıklayan birer anahtar kelimedir. İnsanın binlerce meyli içinden bir meylin öne çıkması “cüz’î irade” demek oluyor. Bu manada meyelan, Allah’ın insan ruhuna derc ettiği bütün eğilim, duygu ve meyillerin genel adıdır. 

Cüz’î irade ise, bu binlerce meyilden bir meylin sebepli ya da sebepsiz biçimde ileri geçmesidir. 

Tercih sebepli de, sebepsiz de olabilir. Her ikisinin de öncesinde meyelan vardır. Meselâ on masa’lı bir yemek salonuna giren bir adam, masalardan birine geçer. Bu geçiş on masa arasından bir masa tercih edilerek yapılmıştır. Kişinin ruhunda on masaya da oturma meyilleri, eğilimleri, yönelişleri varken, kişi bunların içinden bir meyli öne çıkarır ve onu tercih eder. Bu tercihi cüz’î iradesi ile yapar.  

Bu durumda meyelan, cüz’î iradeden öncedir. Çünkü cüz’î iradenin işi, meyiller içinden bir meyli tercih etmesidir. Nitekim Üstad Hazretleri, “Cüz’-i ihtiyarînin üssü’l-esası olan meyelan” 6 sözüyle meyelana “üssü’l-esas” makamı vermiştir. Üssü’l-esas, esasın esasıdır ve esastan daha önce gelir. Bu durumda temelde meyelan vardır, cüz’î irade meyelandan sonra gelir.       

Dipnotlar:     

1- Sözler, s. 526. 2- Sözler, s. 529. 3- Mesnevî-i Nuriye, s. 276. 4- Mesnevî-i Nuriye, s. 276. 5- Eski Said Dönemi Eserleri, Nokta, s. 265. 6- Sözler, s. 529.

Okunma Sayısı: 1404
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İrfan Çakmak

    18.1.2022 15:35:22

    Harika. Allah ilminizi artırsın.

  • Ömer

    18.1.2022 13:48:10

    Maşallah binlerce tebrikler güzel bir makale olmuş kaleminize sağlık.

  • Nahit Topaloğlu

    18.1.2022 09:13:44

    Mâşâallah! Kösmene Kardeşim, pek istifadeli bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Bâki selam ve muhabbetlerimle. Fi emânillah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı