"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ey Müslümanlar, katillikten daha dehşetli fitnecilikten vazgeçin

Zekeriyya Kocalan
03 Eylül 2015, Perşembe
“Bu başlık da başlık mı yani” diyenler olabilir. Müslüman fitneci olamaz. Olamaz, çünkü fitne büyük günahtır.

Cenâb-ı Hak âyette; fitne fesat çıkarmanın adam öldürmekten daha şiddetlidir, buyurur. (Bakara; 217)

Toplumu birbirine düşüren, toplumun huzurunu kaçıran, toplumu birbirine düşman eden fitne, adam öldürmekten daha kötüdür.

Âyette Rabbimiz müşriklerin, mü’minleri imandan vazgeçirmeye, Kâbe’yi tavaf etmeye engel olmaya, mü’minleri yerinden-yurdundan çıkarmaya çalışmalarını fitne olarak göstermiştir. Ama fitnenin her türlüsü fitnedir.

Bugün, âlem-i İslâmın, Müslümanların içinde bulunduğu duruma baktığımızda maalesef, fitne, Müslümanlar arasında kol gezmiyor, tsunami felâketi olmuş.

En güvendiğimiz, ihlâslı bildiğimiz, önde görünen değerli zatlar bile bir tarafa durup, öbür tarafa nasihat ediyor, çeki düzen vermeye çalışıyor, ama kendi durduğu taraftaki büyük günahlara, fitnelere, aşağılamalara, haysiyet cellâtlarına dönüp ‘Ne oluyor yahu’ demiyor?

Onun için belâlardan başımız kurtulmuyor. Bu gidişle kurtulmaz da. Nasıl kurtulsun? Allah belâları ümmetlerin işledikleri günahlardan dolayı verdi. Günahlarımızda ayrıcalığımız mı var?

Bir yönüyle var. Ama ayrıcalığımız değil, ayrı bir durumumuz var. Onların işledikleri günahlar sınırlıydı.

Ama günümüzde farklı. Bir günah, bir kalmıyor. Yaygınlaşan iletişim araçlarıyla günahlar oluyor. Değerlendirenler sayısınca günah oluyor. Yani bir günah binler, yüz binler, milyonlar günah haline geliyor.

Televizyonlarda da aynı şekilde işlenen günah-ı kebair. İşleyene mahsus kalmıyor. Anında milyonlar günah haline geliyor.

Bu yüzden belâlar üzerimizden eksik olmuyor. İkaz-ı İlâhî arka arkaya geliyor.

Ama biz sebeplere bağlıyoruz. Kendimize dönüp bakmıyoruz. Ne kusur işledik acaba demiyoruz. Ehl-i dünya gibi şöyle olmasaydı, böyle yapmasaydı, şunlar eksik yapılmasaydı bunlar olmazdı, diyoruz. Bunların arkasında ki irade-i İlâhiyeyi görmüyoruz. Sanki irade-i İlâhiye devre dışı kalmış.

Dostların yüzünü güldüren, düşmanları hasetten çatlatan hizmetler gerçekleştiren iki güzide gurubun, iki topluluğun düştüğü durum Rabbimin en büyük cezası değil midir ?

Birbirlerinin şereflerini kırdılar.

Haysiyetlerini ayaklar altına aldılar.

Karşıdakini bitireceğiz derken yaptıkları işlerle, söyledikleri sözlerle kendilerine zarar verdiler.

Millet bu imkânları birbirinize düşmanlıkta kullanın diye vermedi.

Allah takdir ettiği bu imkânları, birbirinizi harcayın, birbirinize kıyın, birbirinizi hançerleyin diye ikram etmedi.

Fazl-ı İlâhî bunlar için değildi.

Bu yol eğri, bu yol dallin yolu. Bu yol gayri-l mağdubilerin yolu.

Bu yol Kabil’lerin yolu.

Bu yol sırat-ı müstakim değil. Doğru yol değil.

Nebilerin, şehitlerin, salihlerin yolu değil.

Habillerin yolu değil.

Ümmet, ümmet diyoruz.

Ümmet şuurunun semtine uğramıyoruz. Kırıntısı yok.

Ümmetten anladığımız, benim gibi düşünenler, benim gibi yaşayanlar ümmet. Diğerleri hain. Diğerleri haçlı topluluğu. Diğerleri fitneci.

Ümmetçiliğin altına dinamitleri koyup patlatıyoruz. Ümmetin her bir parçası tuz-buz. Kolu-kanadı parça parça. Ümitler hak ile yeksan.

Allah inancı, Kâbe, Kur’ân, Peygamber ortak değerler olarak yetmiyor, kesmiyor kardeşlik için.

Sosyal olaylara bakışta, siyasî duruşta, hizmet tarzı da tek tip olsun. Benim düşündüğüm gibi olsun. Hizmetler benim istediğim gibi olsun.

Allah, Kâbe, Kur’ân, Peygamber gibi değerler ikinci planda.

Ümmetin iki büyük parçası, iki büyük topluluğu birbirini bitirme yarışındalar.

Birbirlerinin kuyusunu kazmakla meşguller.

Bu iş haklı-haksız olma durumundan çıktı. Çoktan çıktı. Bu ümmet arasında tam bir fitne oldu.

Her türlü kötülüğün, yanlışlığın Müslümanlarda olduğunu Müslüman gazetelerinden öğreniyoruz.

28 Şubat gazeteleri Müslümanlar hakkında, yani cemaatler, imam-hatipler, tarikatlar, Siyasal İslâmcılar hakkında bu günkü iki grubun gazetesi kadar haddi aşmışlar mıdır. Her gün kusur aramışlar mıdır. Bu kadar günah işlemişler midir? Bu kadar iftira atmışlar mıdır? Yazarları bu kadar seviyeyi düşürmüşler midir? Bilemiyorum.

Allah’ın verdiği bu imkânlar ellerinde iken, iradeleri ve imkânları varken, Kabillikten vazgeçip, Habilleşmeleri gerekir. Rıza-ı İlâhî Habil gibi olmaktan geçiyor. Hizmet Habil gibi olmakla mümkün.

Sözleri, fiilleri, gazeteleri, televizyonları Habilleşmeli. Habil olmalılar. Kabilin kırıntısına prim vermemelidirler.

Partinin ve hizmetin egosu terk edilmelidir.

Yoksa şu fani dünyada gök kubbede hoş seda değil, son zamanların fitnesiyle anılırlar.

Okunma Sayısı: 2688
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa BİTER

    3.9.2015 18:52:11

    Allah razı olsun kardeşim.Müslüman fitneci,Müslüman riyakar,Müslüman münafık olur mu ? Olmaz,olmamalı... Ama şahsi menfaatler,çıkarlar,hodgamlık,hodbinlik, hodendişlik ön plana çıkınca bir Müslümanın bütün sıfatlarını bir kenara bıraktığı,kalplerinin nasıl katılaştığını, dillerinin lal,kulakların sağır,gözlerinin kör olduğunu tarihler satır satır yazıyor...

  • mehmet çaloğlu

    3.9.2015 16:06:57

    Aydinlatci guzel bir yazi tebrikler .Muhterem kardesimiz Zekeriya Koca , Garib Dogu kardesimiz her ne kadar umitsiz olsada, bizim vazifemiz hakkı tebligdir .Netce Allaha aittir.Bu yuzden boyle irsadi yazilari yazmaya devam. Allah sizlerden razı olsun.

  • Garib Doğu

    3.9.2015 11:05:51

    Doğru yolu gösterenler,doğru çizgide olanlar etkisiz ve yetersiz. Bunlar azınlıkta olup,doğru yoldan sapanlar ekseriyette. İçtima-i ve siyasi alanda yalpalamayan,şaşırmayan,tökezlemeyen çok az insan kaldı.Değişik,değişik nedenlerle hattı müstakimden ayrıldılar.Haksızlık ve zulüm karşısında bu kadar duyarsız,bu kadar lakayt ve umursamaz bir tavır sergileme hiçbir insani,islami ve ahlaki yapıda yoktur. Zihinler,allak bullak vicdan ve insaflar donmuş vaziyette. Ahlaki ve insani değerlerde bu kadar yıpranma olur...Bir kısım insanların bakış açılarında o kadar ciddi sapmalar,sorunlar oluşmuş ki;artık hak ile batılı birbirinden ayırt edemez hale gelmişler.Kısaca içtima-i ve siyasi istikamet kaybedilmiş durumda. Yaşadığımız hal ve keşmekeşlikler bunun neticesi...Cenab-ı Hak istikamet versin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı