"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB ve düşmanlıklar

Ahmet BATTAL
15 Eylül 2020, Salı
Son yazımızda insan hakları için demokrasiyi, demokrasi için cumhuriyeti, cumhuriyet için cumhuru ve bilhassa sivil toplumu güçlendirmek gerektiğini ve bunun için de AB’ye ihtiyacımız olduğunu yazdık.

Bazı dostlarımız bu AB meselesini gereğinden fazla önemsediğimizi düşünüyor.

Diğer bazıları “AB bize dirsek atıyor, sırt çeviriyor, siz ise hâlâ AB taraftarlığı ve hatta AB hayranlığı içindesiniz” diyor. 

Önce şunu söyleyelim: Biz AB üyeliğini, bilhassa insan hakları açısından, Türkiye’nin, bölgenin ve dünyanın hayrına olacağı için istiyoruz. Aksini iddia eden sanırız yoktur. 

Şunu da tesbit edelim: AB homojen bir birlik değil. Böyle bir gayreti ve niyeti de yok. Aksine “başkasını yutmakla beslenen” eski ve yıkılmış Avrupa’nın yerine, çoğulculuğu muhafaza için kurulmuş. 

AB içinde etkili konumdaki siyasî akımların ve siyasetçilerin bazılarında genetik olarak bir Osmanlı korkusu ve buna bağlı bir “Türk düşmanlığı” var. Ama bu, ana akıma nazaran oldukça marjinal bir yaklaşım.  

Yine AB içinde etkili konumdaki bazı kişiler bazen Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanlığı denilebilecek haller gösteriyorlar. Ama bunlar da dönemsel hadiselerden ve daha ziyade tarafların iç siyasî meselelerinden kaynaklanan konjonktürel yaklaşımlar. 

Yine bazı AB’li siyasetçiler Türkiye’deki hâkim siyasî partiler ve bilhassa Erdoğan için olumsuz şeyler düşünüyor ve söylüyorlar, ama bunların hepsinin düşmanca ve haksız şeyler olduğunu söylemek de mümkün değil. 

Zira unutulmamalı ki Türkiye-AB ilişkilerinin iyi gittiği dönemde AK Parti bunu içerideki ve dışarıdaki demokratların desteğiyle ve AB’nin kurumsal yardımıyla ve bilhassa “MHP’ye rağmen” başarıyordu. 

Bugün ise ortada AK Parti yok. İktidarda dün dediklerinin tam tersini söyleyen ve yapan bir AKP var. Hatta politik iktidarda AKMHP+Avrasyacılar var. 

Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz’deki ekonomik kaynakların paylaşımından kaynaklanan ve fakat iç siyasette “mavi vatan” abartıları ile pazarlanan konuda ise, AB, doğru tavrı ortaya koyup koyamadığını sorgulamayı bile engelleyecek kadar büyük üslûp hataları yapıyor. 

Meselâ 24-25 Eylül’de yapılacak zirveye hazırlanan Avrupa Birliği Konseyi’nin Başkanı Charles Michel’ın geçen haftaki açıklaması şöyle: 

“Dış politikamızdaki araçları belirleyeceğiz, bir havuç ve sopa yaklaşımı; ilişkileri geliştirmek için hangi araçları kullanalım, eğer saygı görmezsek hangi araçları kullanalım. Saygı görmek istiyoruz.”

Metnin tamamına baktığımızda, bu deyim “bir problemi teşvikle çözmek ve bu mümkün olmazsa yaptırım mekanizması işletmek” anlamına gelen bir yaklaşımı anlatıyor. 

Ama benzetme vahim ve nezaket dışı. Ve Türkiye’deki AB düşmanlarının ekmeğine yağ sürmekten başka bir amaca hizmet etmiyor. 

Buna karşılık Merkel geçen gün Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki Moria Sığınmacı Kampı’nda çıkan yangın ve göçmenlerin sosyal ve insanî şartları sebebiyle Yunanistan’ı ve hatta AB’yi eleştiren bir konuşma yaptı ve Fransa ve Almanya’nın çocukları sığınmacı olarak almaya hazırlandığını ve diğer AB ülkelerinin de bu girişime katılmasını umut ettiğini bildirdi.  

Doğu Almanya kökenli olması sebebiyle kendisi de bir tür göçmen olan Merkel’in şu cümleleri önemli: “Avrupa’nın göç politikasından memnun olamayız. Böyle bir şey de yok. Bu böyle kalırsa Avrupa için ağır bir yük olacak. Biz bu sorunu sadece birlikte çözebiliriz.”

Sistemleştirilmiş istişaresiyle AB bizim için her şeyden önce bir “müzakere kültürü”nün adıdır ve biz buna “Asya’nın bahtının miftahı meşveret ve şûrâ” olduğu için önem veriyoruz. 

Meşveret ve şûrâya önem verdiğini söyleyen herkesten de aynı hassasiyeti göstermesini isteriz ve bekleriz. 

Okunma Sayısı: 1494
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    15.9.2020 08:29:25

    Her konuda olduğu gibi,toptancı yaklaşım bizi yanlıış sonuca götürür. AB ni'de artıları ve eksileri ile değerlendirip ya hep ya hiç anlayışından uzak olmalyız.Sizde zaten bu yönü ile objektif bir değerlendirme yapmışsınız Ayrıca Demokrasi ve Cumhuriyet hakkıdaki yazı serinizden istifade ettik .Teşekkür ederiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı