"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Burası Sisi’nin arazisi mi?

Ahmet BATTAL
19 Şubat 2024, Pazartesi
AKMHP cumhurunun başkanı Erdoğan’ın “kardeşi” Sisi’yi sevgililer günü ziyaret etmesi çok eleştirildi.

Bizlerin de benzer tenkitler yaptığını bilen ve “siz de hep muhalifsiniz” diyen ama kendisi de iktidarın “…öcü” zulmünden payını almış olan ve fakat “ben gazeteleri okumayı bıraktım, Yeni Asya’yı da okumuyorum” diyerek güya siyaset dışı kalmaya çalışan bir dostun ziyaretinde bu konu da konuşuldu.

“Siyasette küslük olmaz. İslam siyaseti de küslük kaldırmaz. Barışmak iyiydi. Doğrusu yapılmıştır.” dedi.

“Evet doğrudur ama …” dedik.   

“Diplomaside manevra caizdir ve hatta lazımdır. Filistin meselesinin çözülebilmesi için geri adım atması gerekiyordu.” dedi.

“Olabilir de neticesini görmek lazım, aman Suriye gibi olmasın da …” dedik.

“Erdoğan kendi gururunu çiğnemek pahasına milletin menfaati neyi gerektiriyorsa onu yaptı” deyince ağzımızda bakla kalmadı. 

Şunları söyleyiverdik:

“Tükürdüğünü yalayanı yaladığı için eleştirmek yanlış olabilir. Yalayacağı şeyi tüküreni tükürdüğü için eleştirmek elbette doğrudur.” 

Dostumuzun nefsine ağır geldi ama “haklısınız” da dedi.

“Ferd mütekellim-i vahde olsa müsamahası, fedakârlığı amel-i sâlihtir. Mütekellim-i maal-gayr olsa hıyanet olur.” cümlesini okuduk. 

Konumuzla ilgisi nedir dedi. Cevap verdik:

“Ben kendi hakkımı, mesela alacağımı ve davamı takip ederken hakkımdan kısmen veya tamamen fedakârlık edebilirim. Hak benim, alacak benim, fedakârlık kararı benim, kimse de karışmaz ve karışamaz. Üstelik bunu, hak eden kişiye karşı yaparsam fedakârlığım güzel iş ve salih amel olur. Ama sizin avukatınız olarak sizin alacak davanızı takip etme ve alacağınızı tahsil etme yetkisi almışsam size sormadan sizin adınıza sizin hakkınızı feda edemem, edersem bu ihanettir ve hıyanettir.” dedik.

“Erdoğan milletin hakkını feda etme yetkisi almadan ‘el cebinden mal bağışlayan bonkör bağışçı’ gibi davranıyor.” diye de ekledik.

“Demokratik seçimle iktidara geldi, bu konuda da yetki almış sayılmaz mı” deyince yine bakla çıktı. Zira zurna zırt dedi. 

Ardından “Bir şahıs kendi namına hazm-ı nefs eder, tefahur edemez; millet namına tefahur eder, hazm-ı nefs edemez.” cümlesini okuduk. 

Konumuzla ilgisini hemen anladı.  

“Sen Erdoğan’a ‘bana da babama da hakaret ettirebilirsin, yetki veriyorum’ diyerek mi oy verdin” diye sorunca suratı düştü. Biz de saydık:

Öyle ya… Mursi’yi deviren Sisi’ye yıllardan bu yana Erdoğan ve ekibi hakaretler etti de karşı taraf ve bilhassa arkasındaki dış güçler Erdoğan’a ve “Türkiye’ye aferin, siz haklısınız” mı dedi? Onlarda da bize hakaretin bini bir para ile satıldı. 

Erdoğan şimdi Sisi’ye gitmekle “hakaretlerimi geri alıyorum” demiyor ki? “Milletime hakaretlerinizi yok sayıyorum” diyor.

Erdoğan kendi şahsına yapılan hakaretleri kendi adına isterse kabullensin ona bir şey demeyiz ama Türk milletine yaptırdığı onca hakareti millet adına nasıl kabullenir? Buna ne hakkı var? 

En doğrusu hiç hakaret etmemek ve ettirmemek değil midir? Adam gibi siyaset yapıp sağlam bir ekiple iyi bir dış politika ve diplomasi yürütmek mümkün değil mi ki sürekli milletin yüzünü yere düşürüyor? Bu nasıl bir onurdur, nasıl bir gururdur… 

O dostumuza bir de şunu sorduk: 

Efelik meraklısı Erdoğan’ın Mursi-Sisi-Rabia meselesini iç siyasette kötü biçimde kötüye kullanmış olmasına ne dersin? 

Dostumuzun mecali kalmamıştı. Cevabını söyleyemedi. Biz anladık. Siz de anlamışsınızdır… 

Okunma Sayısı: 1805
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • MEHMET C.

    19.2.2024 11:20:46

    iyi ki Yeni Asya var yoksa siyasetin kötülüklerini ölçemeyeceğiz. Tam bir mihenksiniz. Varolun sağolun ... ne hallere düşmüşüz ibretlik ... vesselam

  • Erhan

    19.2.2024 11:04:31

    Allah razı olsun, muhteşemsiniz hocam. Eğer beyfendinin o gün söyledikleri doğru ise bu gün neden sisinin ayağına gitti, bu gün yaptıkları doğru ise, o gün neden öyle tavırlar aldı, bunun gibi bir sürü taklalar, saltolar arşivde duruyor.devlet yönetiyorsun kafe değil! celladına aşık olmuş iradesini kiraya veren insanlara ne söylerseniz bir anlam ifade etmez, etmiyor, etmeyecek. Taaa ki; mevtanın cemaat dağıldıktan sonra kalkmak isteyipte kafasının taşa çarptığında ölenin kendisi olduğunu anlayana kadar. O zamanda iş işten geçmiş olacak.

  • ahmet

    19.2.2024 09:38:49

    Allah razı olsun ağabey. Böyle yazıları gazetede okumak insanı ayrıca rahatlatıyor.

  • Doğukan Pamir

    19.2.2024 06:44:57

    Sayın yazar! İradesini başkasının cebine koyanlar, tarafgirlik ve taassup muhabbetiyle davrananlar ıslah olmazlar.... Allah gerçeği görmeyi nasip etmemiştir. Milyon hatasını göstersen cerbeze ile te'vil yoluna saparlar... Bu durum ruhî bir marazdır, tedaviyi red eder...

  • Arda Yıldız

    19.2.2024 02:33:54

    Süleyman Demirel der ki, dün dündür. Yunus der ki, dün geçti, bugün yeni şeyler söylemek lazım. Sanki Erdoğan dan önce çevremizdeki tüm ülkelerle kuzu sarması mıydık. Hayır. Demekki bu işler böyle böyle devam ediyor. Biz iman hizmetine bakmalıyız.

  • fikret aydoğdu

    19.2.2024 01:41:42

    Eh hocam dostunuzla Hacivat-Karagöz misali atıştınız! Perde arkasında söylenecek pek bir şey de bırakmamışsınız..." Erdoğan kendi şahsına yapılan hakaretleri kendi adına isterse kabullensin ona bir şey demeyiz ama Türk milletine yaptırdığı onca hakareti millet adına nasıl kabullenir? Buna ne hakkı var? En doğrusu hiç hakaret etmemek ve ettirmemek değil midir? Adam gibi siyaset yapıp sağlam bir ekiple iyi bir dış politika ve diplomasi yürütmek mümkün değil mi ki sürekli milletin yüzünü yere düşürüyor? Bu nasıl bir onurdur, nasıl bir gururdur… " Evet biz de anladık ! Hele merhum Akif' ten " tükürün" sözünün yanı başına dizdiği kelimelerine karşılık sizin: " Tükürdüğünü yalayanı yaladığı için eleştirmek yanlış olabilir. Yalayacağı şeyi tüküreni tükürdüğü için eleştirmek elbette doğrudur.” sözünüzü de anladık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı