"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İşte taziye...

Ahmet BATTAL
11 Mart 2014, Salı
Geçen hafta bu köşede Cumhuriyet gazetesinden bir taziye ilanı okudunuz.
Muhtemelen sarsıldınız.
Zira ahirete inanmayan birinin ölümden kaçışına ve ölmeye utanışına aitti.
Şimdi bir taziye ilanı daha okuyacaksınız.
Fatsa’dan.
Dostlarıyla konuşmadan halleşmesini ve manen de helalleşmesini Şubat tatilinde bizzat izlemiş biri yazıyor:
Böyle kaya gibi “sağlam aza”nız olursa elbet adı da “Kaya Organ” olmalı.
Zira o bir vücudun azası...
Bir cemaatî hayatın en hayatî organı.
O bir şahs-ı manevinin en esaslı ve dirayetli azası.
Geçen cumartesi, o aza, bu vücuttaki ve bu varlık âlemindeki “hizmet” vazifesini tamamladı ve göçtü.
Ama o vücudun diğer azaları, teşekkülüne onun da katkı yaptığı samimi diğer azalar; o sağlam ve kâmil vücudun hayatını, hem de kıyamete kadar, tekamülen devam ettirecekler.
Elbette onlar, Fatsa’da her biri on akılla düşünen ve meşveretin hakkını veren en az on kişiydi, halen de öyle.
Elbette, her birinin, görülmesi gereken herşeyi gören yirmi gözü vardı ve görmeye devam edecek.
Her daim, her biri, dedikoduya ve gıybete kapalı yirmi kulakla işitiyor bir tarzda haberdar oluyorlardı herşeyden ve yine öyle olacaklar, ta kıyamete kadar.
Kimi Ömer’di, Tevfik, Alinaci, Şevki, Selahattin, Abdullah, İbrahim, Alirıza, Ali, Osman’dı. Kimi Ahmet, Mehmet, Hasan, Said, Furkan, Numan ve diğerleri.
İsmini saymadıklarımız kıskanmaz. “Beni unuttu” sanmaz. Zira onlar “ben”lerini unutur ve Hak onları unutmaz.
Zira onlar, o halis hıllet tepesinin zirvesindeki dostlar, yekvücutlar.
Onlar “bir” manevi vücut sahibi. Zaten “Bir”den geliyorlar, “Bir”e gidiyorlar.
Ayrı “ben”leri yok. Sadece “biz”leri var.
Zira hepsinin adı aynı: Nur, Said, Berk ve Bekir.
Hepsinin cinsi aynı: Nurî ve Nuriye!
Kimi Yunus’tu, Yusuf’tu ve İbrahim’di o azaların.
Bazısı Arif idi, İsmet idi o Organ’ların.
Ama hepsi İsmet sıfatından nasiplenmiş Arifler gibiydiler.
Ve her biri biliyor ve inanıyordu ki her birinin en az on ruhu var.
Ve ölümle gelse Azrail, bir ruhunu alır.
Ve en az dokuz ruhu sağlam kalır.
Hem de ne sağlamlık, ne kuvvet Ya Rabbi.
Değil çizgi film kahramanı Voltran, bu tesanüdü, âlem duysa kıskanır.
Zira sağlam kalan ruhları ona her vakit sevapları kazandırmakla manevi bir hayatı devam ettirir.
Ölürse sadece günah cihetinde ölür o organ, ama sevap cihetinde yaşamayı sürdürür. Ta haşre kadar.
Ve der ki ölürken:
-Ben halen de yaşıyorum; kardeşlerimde, maddi ve manevi evlatlarımda.
-Ben sağlamım, ölmedim.
-Ben, ömr-ü ebedîye aday bu manevi vücutta, kaya gibi organım.
Ben Kaya Organ’ım!
Yeter ki siz, Sarsılmaz Sıddıklar olun.
Okunma Sayısı: 1823
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • mustafa gör

    11.03.2014 16:32:00

    EYVALLAH. YAZINA RAHMET

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı