Ankara’da NATO Zirvesi’nin hazırlıkları sürerken, siyasetin gündeminde “Terörsüz Türkiye” süreci ile yeni anayasa çalışmaları var.
Tatile girmesi gereken Meclis, 1 Temmuz’dan sonra da çalışma kararı almıştı. Ancak zirve dolayısıyla Meclis çalışmaları da aksadı.
Süreçte tarafların beklentileri farklı.
DEM Parti, Meclis kapanmadan çerçeve yasaların çıkarılmasını isterken, süreci başlatan taraf olan MHP de sürecin bir an önce tamamlanmasını istiyor. AKP bir taraftan sürecin yüzde 75-80 oranında tamamlandığı, ancak yine de yapılması gereken bazı hususların bulunduğunu ifade ediyor.
Silah bırakma sürecinin tam anlamıyla tamamlandığına ilişkin raporlar bu aşamada belirleyici olacak.
***
AKP HAZIRLIKLARA HIZ VERİRKEN
Ancak dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta var.
Bu süreç ile yeni anayasa tartışmaları aynı zeminde yürütülmemeli
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mayıs ayı sonunda partisinin il başkanları toplantısında yeni anayasa hazırlıkları kapsamında hukukçulardan oluşan 10 kişilik bir komisyon kurulduğunu açıklamıştı.
AKP içinde oluşturulan “yeni anayasa çalışma komisyonu” ilk toplantısını 11 Haziran’da yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığındaki toplantıda komisyonun çalışma usulleri belirlendi. İktidar partisinin hedefi, anayasa konusunu TBMM’nin yeni yasama yılında gündeme getirmek. İlk toplantıda alınan kararlara göre komisyon her hafta toplanacak.
İlk aşamada partinin daha önce yeni anayasa konusunda yaptığı çalıştayda hazırlanan taslaklar derlenecek. Arkasından sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin görüşleri alınacak.
Partinin anayasa taslağı tamamlandıktan sonra, TBMM Başkanı’nın başkanlığında Meclis’teki siyasî partilerle görüşmeler yapılarak, “yeni anayasa masası kurulması” için uzlaşma aranacak.
İktidarın hedefi, yeni anayasayı 2028 seçimlerinden önce hayata geçirmek.
Öncelikle şunu söylemek gerekir: Bu iki konunun aynı anda tartışılması doğru değil.
Anayasa değişikliğinin Meclis’te kabul edilebilmesi için en az 360, referanduma gitmeden kabul edilebilmesi için ise 400 milletvekilinin oyuna ihtiyaç var.
Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısına Özgür Özel, “Seninle menemen bile yapmam, Anayasa mı yapacağım!” sözleriyle kapıları kapatmıştı. CHP içinde butlan krizi yaşansa da partinin AKP’nin hazırlayacağı anayasa değişikliğine destek vermesi mümkün görünmüyor.
***
BERABER YÜRÜTÜLEMEZ
Parlamento aritmetiği, AKP ve MHP’nin başını çektiği Cumhur İttifakı’nın anayasa değişikliğini tek başına gerçekleştirmesine imkân vermiyor. Bu nedenle yeni anayasa için DEM partinin oyuna ihtiyaç duyuluyor. Zaman zaman süreç ile anayasa değişikliğinin birlikte değerlendirilmesi yönündeki formüller de bu nedenle gündeme geliyor.
Oysa yeni anayasa konusunun bir pazarlık unsuru hâline getirilmesi, demokratik ve sivil bir anayasa yapılmasının önünü tıkar. Böyle bir metin Meclis’ten geçse bile tartışmalı olur; dolayısıyla toplumun üzerinde uzlaştığı yeni bir anayasa niteliği kazanamaz. 1982 Darbe Anayasasının 177 maddesinin 134’ünü değiştiren AKP’nin, sonuçsuz kalacağını bile bile her sıkıştığında “Yeni Anayasa” söylemine gündeme getirmesi, bu konuyu 2028 seçimleri öncesinde yeniden siyasî gündemin merkezine taşımaya çalıştığı yorumlarına neden oluyor. Erdoğan’ın dördünce kez yeniden cumhurbaşkanı seçilme imkânı sağlayacak bir değişiklik gündeme gelir mi, bunu da hazırlıklar tamamlandığında göreceğiz.
***
DEĞİŞMELİ AMA BÖYLE DEĞİL
Darbe Anayasası değişmeli mi? Elbette değişmeli. Darbe Anayasası’na “hayır” oyu vermiş bir camia olarak bunu en çok isteyenlerden biri de elbette biziz.
İktidar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin aksayan yönlerinin düzeltilmesini isterken; muhalefet istişarenin hâkim olduğu ve Meclis’in daha güçlü olduğunu Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilmesini savunuyor.
Yeni bir anayasa yapılmak isteniyorsa, bu sadece partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne uyum sağlamak amacıyla değil; toplumun bütün kesimlerinin üzerinde uzlaşacağı, sivil, demokratik ve hürriyetçi bir anayasa hedefiyle hazırlanmalıdır.
Mevcut siyasî tabloda ise bunun gerçekleşmesi şimdilik mümkün görünmüyor.