Önceki günkü yazımızda Yeni Asya’yı da kastederek yazdığımız “muhalif medyanın yaşadığı baskılar ortada” cümlesi bazı okuyucularımızın dikkatini çekmiş.
“Siz muhalif misiniz, neden kendinizi siyasi bir pozisyona sokuyorsunuz” diye soruyorlar. İzah edelim.
Biz siyasete “siyaset yapmak” için bakmıyoruz.
Siyasi konuları da “siyaset yapmak” için yazmıyoruz.
Eğer birileri bunlara da “siyaset yapmak” derse de itiraz edecek halimiz yok. “Demek onun ‘siyaset yapmak’tan anladığı şeylerden biri de buymuş” der geçeriz.
“Siyaset yapmıyorsunuz da neden partiler arasında taraf tutuyorsunuz” diyenlere de cevabımız hazır: “Taraf tutmak demokrasinin gereğidir.”
“Tamam, taraf tutun ama tarafınızı neden alenen yazıp söylüyorsunuz” diyenlere de cevabımız belli:
“Siz önce elinizi vicdanınıza koyunuz. Parti tercih edip duyurduğumuz için mi yoksa sizin tercih etmediğiniz bir partiyi tercih ettiğimiz veya sizin tercih ettiğiniz bir partiyi tercih etmediğimiz için mi siyaset yapmış oluyoruz?”
Hem partilerden bir partiyi tercih etmek neden yanlış olsun ki? Yanlış olan yanlış partiyi tercih etmektir ve o da herkese göre değişebilir. En doğrusunu Allah bilir. Bizim doğrularımızın istikametini belirleyen ise Kur’an’ın siyasetteki doğrularıdır.
Elbette biz demokrasiden ve cumhuriyetten yana tarafız. Ve elbette her seçimde bizim de bir reyimiz var ve nereye gideceğini ortak akılla tesbit edip delilleriyle ve izahlarıyla duyuruyoruz.
Hem bizim muhalif sayılmamız sadece bir güne/döneme ve bir partiye göre değil. Biz genellikle her dönemin muhalifi sayılıyoruz. Kaderimiz böyle.
Ama aslında demokratlar bizi kendilerine muhalif saymıyorlar -ki bize göre siyasi hayatta bundan daha büyük şeref olmaz- ve bu isabetli bir değerlendirme.
Zira bu aynı zamanda bizi kendilerine muhalif sayanların demokrat olmadıklarını da tescil eder.
Dünkü yazısında Yeni Asya’nın Ankara Temsilcisi Mehmet Kara’nın da dediği gibi, iktidar siyasetçilerinin bir kısmı ve iktidar bürokratlarının çoğu Yeni Asya’yı “muhalif sayıyor”.
Olsun. Bu kötü dönemde bu da bir şereftir.
Kendi doğrularımızı yazdığımız ve iktidarı olur olmaz övmediğimiz için muhalif sayılacaksak sayılalım.
Eleştirdiğimiz için kaderimiz muhalif sayılmaksa sayılalım.
Mesela Celal Şengör isminde bir zat var. Diğer fikirlerini ve tavırlarını ayrıca tartışabiliriz. Ama şu tweet ile söylediklerini siyaseten değerlendirmek şart:
“Ak partinin bu millete yaptığı çok büyük bir hizmet var ancak kimse farkında değil. Atatürk’ün, cumhuriyetin, demokrasinin, modernlik ve laikliğin kıymetini hiç unutulmamak üzere hatırlattı.”
AKP döneminin bu millete demokrasinin kıymetini tersten hatırlattığı açık. Ama diğer hatırlatmaların neye dayalı olduğunu yazıp söylemeyecek miyiz?
Ya da “bu sözler ciddiye almaya değmez” deyip geçiştirecek miyiz?
Bu zatın diğer konularda dedikleri ciddiye alınmayabilir ama bu konuda söylediklerini ciddiye almamak mümkün değil.
Siyasetle ve memleketin mukadderatıyla biraz da olsa ilgili her bir vatandaş bunları duymayacak da neyi duyacak?