"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Pembe incisiz kaftancılar

Ahmet BATTAL
11 Eylül 2019, Çarşamba
Ömer Seyfettin’in meşhur “Pembe İncili Kaftan” hikâyesini hepimiz duymuşuzdur.

İkinci Beyazıt’ın Şah İsmail’e gönderdiği “sivil” ve “onurlu” elçi Muhsin Çelebi Şah İsmail’in huzurunda kendisine oturacak minder verilmeyince kendi parasıyla satın alıp omzunda götürmüş olduğu kıymetli kaftanını serip oturur ve çıkarken “kaftanınızı bıraktınız” dendiğinde de “biz altımıza aldığımızı bir daha sırtımıza almayız” diyerek yiğitlik postasını koyar. 

O kaftan ve sahibiyle bugünün Kaftancı’larının ilişkisini herkes kendi zihninde kursun. Biz gelelim meseleye.

CHP İstanbul İl Başkanı ve asıl unvanıyla muhalefetin son İstanbul galibiyetinin ismi Canan Kaftancıoğlu, yine tartışmalı bir dâvâda oldukça tartışmalı sürecin ardından ceza aldı. Şimdi söz istinaf ve temyiz makamlarında. 

Gerekçeli kararı henüz görmedik. Kısa karara göre Kaftancıoğlu’na; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılama suçundan 1 yıl 8 ay, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan 1 yıl 6 ay 20 gün, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 2 yıl 4 ay, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek suçundan 2 yıl 8 ay, terör örgütü propagandası yapmak suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası olmak üzere toplamda 9 yıl 8 ay 20 gün hapis ceza verildi.

İlginç bir durum var. Apar topar açılan tek dosyada yargılanan beş suçun üçü hakaret, ikisi de propaganda suçu. “Fiil ve eylem” içeren bir suç yok. 

Bu durum, bilhassa son kırk yılını “fikir suçları” tartışmaları ile geçiren güzel ülkemizde bu tartışmanın yeniden alevleneceğini gösteriyor. 

Doksanlı yıllarda, eski TCK’daki 141-142’nin kaldırılmasıyla “komünizm propagandası”, 163’ün kaldırılmasıyla “şeriat propagandası” ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesinin değiştirilmesiyle de “bölücü propaganda” suç olmaktan çıktı ve böylece şeklen “propaganda suçu” diye bir suç kalmadı. 

Buna göre her tür fikir her mecrada açıklanabilir halde. Ancak fikir açıklamasının fikir olmaktan çıkıp suç eylemine dönüştüğü üç hal var. 

Ki, bunlar siyasetçinin ve gazetecinin de en riskli alanı: 

1. “Terör örgütü”nün propagandasını yapmak bir “propaganda suçu” yani bir “fikir suçu” değildir, “terör suçu”dur. 

2. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek de “kanunca yanlış görünen bir fikri açıklama” olduğu için değil “suça teşvik/tahrik” sayılarak cezalandırılır. 

3. İnsanlar fikirlerini hakaret etmeden de söyleyebilir ve söylemelidir. Dolayısıyla hakaret suçu da çoğu zaman “fikir açıklama kılıfı”nın içinde görünür, ama bir “fikir suçu” değildir. 

Ancak bu üç ihtimalde de suç olanı olmayandan ayırt etmek oldukça zordur ve kararlar genellikle kamu vicdanını tatmin etmez. 

Bu bilgilerle bakıldığında Kaftancıoğlu’na verilen ceza için de benzer bir durumun ortaya çıkması kaçınılmaz görünüyor. 

Kararın siyasî sonuçlarının neler olacağını ise zaman gösterecek. 

Okunma Sayısı: 1650
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı