"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seyyar armutlar ve çocukları

Ahmet BATTAL
25 Ocak 2020, Cumartesi
Dünkü Cuma hutbesinden sonra hutbe saatinde ve hutbe makamından yapılan vaazda babalar ve evlâtlardan bahsedildi. Güzel dersler aldık. (Hutbe Arapçadır, Türkçe olan kısmına “hutbe” dememe kararımız var!).

Anne babaların, evlâtlarının hayırlı insanlar olmasını hem ihlâsla ve kavlileyyinle evlâtlarından ve hem de samimiyetle el açıp yalvararak bilhassa Allah’tan istemeleri gerektiğini hatırladık.

Ama asıl, samimiyetle örnek olma meselesi var ki galiba işin bu yönü Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yeni bir vaaz konusu yapılacak kadar önemli.

Konu bize şunları çağrıştırdı:

“Armut dibine düşer” denilmiştir. Bu doğrudur.

Ama armut ağacı uçurumun dibinde durursa düşen armut uçurumdan yuvarlanır gider. Demek “armut ağacı” olmak isteyenin uçurumun kenarında durmaması lâzım.

Bir de “armut ağacı” olmak isteyen, köküne iyi sahip çıkmalı. Zırt pırt taşınan armut ağacının dibi de çok olur.

“Seyyar armut”ların, meyveden yana zayiatı da çok olur.

Seyyarlık iki anlama gelir:

Birincisi fizikî ve fiilî seyyarlık. Bu kolay anlaşılanıdır.

İş değişikliği ve tayin gibi mecburî sebeplerle olanlar bahsimizden hariçtir.

Ama gerekmediği halde ailelerin sık ev/mahalle değiştirmesi, üstünde durulması ve hatta bir çaresi bulunup olabildiğince engellenmesi gereken bir problem.

Atalarımız göçmüşler, ama hep birlikte göçmüşler, kültürlerini de yanlarında taşımışlar.

Bugünün şehir göçebeleri ise maalesef kültür ve göreneği ve sosyal çevre ve değerleri de geride bırakarak göçüyor. Yalnızlaşıyor.

Sık ev değiştiren ailelerde yetişen çocukların bu sebeple kafası karışıyor. Ziyan olma riskleri artıyor.

Özetle “sık taşınma olgusu” çocuk yetiştirmeyi riskli hale getiren önemli bir sosyal problem. Çocuğu geniş ve kalıcı bir sosyal çevre desteğinden ve denetiminden mahrum ediyor.

(Hep aynı “bakkal”dan alış veriş yaparak büyüyen çocuğun avantajını düşününüz.)

Bu probleme, sivil toplumun da katkısıyla çare bulması gereken asıl kurum, her halde Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıdır.

İkinci ve asıl göçme ise fikren ve ruhen göçme halidir. Dün “ak” dediğine bugün “kara” diyen, dün sevdiğinden bugün nefret eden ailelerdeki çocukların halini lütfen tasavvur ediniz.

Evlâda fikir kalitesi vermesi gereken aile ve ana babanın “fikren göçmesi” çocuk için “fikirsizlik”ten bile daha mühim bir problem olabilir.

Öyle ya, boş beyin ve boş kalp kolay dolar, ama kirli beyin/kalp önce temizlenmeli ki sonra doğru fikirle doldurulabilsin.

Ailede fikre intizam verilmemişse akıl da kalp de perişan olur.

Bu hastalığın çaresini bulacak “İstikamet Bakanlığı” ise maalesef henüz kurulamadı.

Bu gidişle de zor!

Okunma Sayısı: 1612
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı