"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Spelunka kâşiflerine adalet

Ahmet BATTAL
03 Ocak 2020, Cuma 00:08
Son yazımızda, ahirete inanmayanların adaletin bu dünyada tam olarak tecelli edemeyecek olması meselesine nasıl baktığını merak ettiğimizi yazdık.

Yine son yazımızda, Anayasa Hukuku Hocası Prof. Dr. Mustafa Erdoğan’ın “Hukuk Yayınları”ndan çıkan “Hukuk ve Adalet” adlı kitabından söz ettik. 

Bugün bu kitapta yer alan (benzerlerini başka yerlerden de okumuş olabileceğiniz) bir hukuk ve adalet problemini dikkatinize sunalım. 

Lon Fuller’in kurguladığı ve Loughlin’in naklettiği hikâyenin özeti şöyle: 

Beş kişilik ilim adamları grubu keşif için bir mağaraya giriyorlar. Onlar içeride iken beklenmedik bir kaza oluyor ve çıkış kapanıyor. Dışarıdan yardımın gelebilmesi için geçecek olan uzun sürede hepsinin açlıktan ölecekleri anlaşılınca ne yapacaklarını müzakere ediyorlar ve hep birlikte karar alarak kur’a ile içlerinden birini öldürüp onun etiyle hayatta kalmaya karar veriyorlar ve gereğini yapıyorlar.

Bu arada operasyon başlıyor. Operasyona katılan on görevli bu sırada yaşanan bir kazada ölüyor. Ama sonuçta dört kazazede kurtarılıyor. 

Kurtulan dört kişi, adam öldürme (katl) suçundan dolayı “her kim iradi olarak başkasının canını alırsa ölümle cezalandırılır” diyen kanun hükmüne göre idam talebiyle yargılanıyorlar. Mahkeme net ve sağlam deliller sebebiyle sanıkları idama mahkûm ediyor.

Temyiz talebi üzerine nihaî karar için toplanan beş kişilik yüksek hâkimler heyeti konuyu çeşitli yönlerden müzakere ediyor. (Ayrıntıları kitaptan okuyabilirsiniz. 

Biz ufuk açması için bir özet verelim):

1- Basitçe yazılmış bir ceza kuralının böyle girift bir problem için de aynen ve yorumlanmaksızın uygulanması adalete uygun mudur? Somut olay için yeni bir kural yazmak ya da var saymak gerekir mi?

2- Mağarada “tabiat hali”nde kalan ve -doğru ya da yanlış, ama neticede- kendi adalet sistemini geliştiren beş kişiden hayatta kalanları o izole mağara dönemi için dahi sorgulamak ve yargılamak gerekir mi?

3- Kur’a sonucu öldürülenin ölüme rızası bu eylemi suç olmaktan çıkarır mı? En azından cezada indirim sebebi midir?

4- Dört kişinin kanun gereği öldürülecek olması “bire bir kuralı”nı ihlâl etmez mi? Eder dersek içlerinden biri hakkında idam ve diğerleri hakkında başka ceza verilecek olması halinde tercih nasıl yapılacak? Akla yatkın görünen “yeni bir kur’a” formülü yeni bir zulüm olmaz mı?

5- Genel bir kural olan “kişinin kendi kendisini savunmak için başkasını öldürmesi caizdir” kuralını esnetmek ve nefsi müdafaayı oldukça aşan bu olayda da uygulamak mümkün müdür? 

6- On kurtarma görevlisi, tehlikeli kurtarma operasyonunda kendi hayatlarını, adalet sisteminin dört suçluyu “öldürebilmesi” için mi feda ettiler?

7- Bir “halk mahkemesi” kurarak ya da bir referandum yaparak kararı halka bırakmak mümkün olmalı mıdır? Evet ise kimin (hangi halkın) kararıyla ve hangi halka?

8- Temyiz heyetinin kanunu uygulayıp hükmü onaylaması ve “adalet böyle gerektiriyor ise o affetsin” diyerek, infaz ya da af kararını, af yetkisi de bulunan, ama işi adalet dağıtmak olmayan devlet başkanına bırakması âdil midir?

9- Mağarada açlık ve kur’a usûlü devam etseydi ve tek kişi hayatta kalıp kurtarılsaydı o tek kişiye yukarıdaki hangi bakışa göre nasıl bir ceza verilecekti? 

10- Kader ve kur’a arasındaki ilişki nedir?

Gördüğünüz gibi hâkimlerin işi kolay değil. Niyetleri ve vicdanları önemli. 

Bu girift örnekten bizim aldığımız ders: 

Masumun ahı için de zalimin zulmü için de ahiret var ve olmalı. 

Allah’a ve ahirete inanmak sadece muhafazakârları değil, adalet arayan herkesi rahatlatır. 

Okunma Sayısı: 1826
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman AYDIN

    4.1.2020 13:44:10

    Dünyadaki adalet terazisi bu sıkleti çeker mi, bilemiyorum. Çünkü kararın ne olduğu yazılmamış. Fakat vicdan terazisinin doğru tartması için aklı çok yönlü düşünmeye zorlayacak böyle hikayelere ihtiyaç var Muhterem Hocam. Alzheimer olmamak için bulmaca çözenlerin, vicdanları kör olmaması için de böyle hukuki bulmacalar gerekli. Tebrik ve teşekkür ederiz.

  • HÜSEYİN İLHAN

    3.1.2020 12:17:18

    Zihinlerimizi hak,hukuk ve adalet gibi eksikliği,yanlışlığı olduğunda cemiyetin hayatını dumura uğratan bir konuyu hem sual ederek hemde akıl yürütüp bu hususta dikkatimizi çekmenizi tebrik ederim.Normalde hukuk fakültesi veya hukuk dersi olan sosyal bilimler fakülte sorusu amma anımız için tüm toplumun zihnini açması açısından ehemmiyetli bir yazı olmuş.Allah bizleri HAKK,HUKUK,ADALETTEN AYIRMASIN.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı