"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Terörist damgası kullanıcıları-2

Ahmet BATTAL
23 Ekim 2020, Cuma
Dünkü yazımızda “eli damgalı kolu kuvvetli” olanların, önüne gelene terörist dediği bir ülkede yaşamanın zorluklarına dair iki örnek yazdık.

Bugün de diğer iki kitlesel örneği yazalım ki hak geçmesin ve bu vahim tutumun ne kadar geniş bir kitleyi etkilediği anlaşılsın. 

“PKK eşittir HDP” ya da “HDP eşittir PKK” varsayımı sayesinde, memleketin kurumsal muhalefet partisi ve akımı durumunda olan bir parti neredeyse bütün kitlesiyle adeta terörize ediliyor.  

Öyle ya “sen de teröristsin” damgasını yiyen bir insan; bir dayanır, iki dayanır, üçüncüde “demek ben teröristmişim, bari böyle diyenleri haksız çıkarmayayım” der ve en azından fikren terörist olur. Üstelik kendince haklı da olur. 

Sadece bu basit ve net netice bile “PKK eşittir HDP” ya da “HDP eşittir PKK” varsayımına dayalı damgalamanın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. Ama maalesef devlet yetkisi kullananlar bu işin ciddiyetinin farkında değiller ve çok eskiden beri habire damgalayıp duruyorlar. Bu da PKK’yı ve “Kürt meselesi”ni bitirmeye değil büyütmeye hizmet ediyor. 

İkinci örnek daha vahim: 

Geçen hafta AKMHP cumhurbaşkanı Erdoğan aynen şunları söyledi: “Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere, düşünebiliyor musunuz terör örgütünden birini getirip TTB’nin başına koyuyorlar. Bunun adı terör örgütlerinin STK’lara adeta el koyması hadisesidir.”

Cumhurbaşkanı kendisini yargı makamı yerine koymuş. Delilleri toplamış, hükmü vermiş ve açıklamasını yapıyor! 

Halkın önemli bir kesimi de maalesef bu açıklamaların aslında siyasî bir beyan olduğunu düşünmek yerine “devletin bütün gizli bilgileri elinde, demek var bir bildiği” diyerek bu peşin hükme kolaylıkla ikna oluyor ve yargısız infazlar başlıyor. 

Anlaşılan, “masumiyet karinesi”ni, Anayasa Mahkemesi’nin de başını yemeye hazırlanan bir balık yutmuş… 

Ama daha vahimi şu: Cumhurbaşkanı, bütün görev makamları seçimle belirlenen ve Anayasada “kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu” olarak tarif edilen bir sivil toplum kuruluşları grubunun en üst birliğinin başındaki kişinin seçimle geldiğini görmezden geliyor ve öznesi/faili belirsiz bir eylem tarif ederek “birini getirip başına koyuyorlar” diyebiliyor. 

Bu örneklerin çoğaltılması mümkün. A- ma yeterli. 

İki günlük yazımızdaki dört örnekle varlığını iyi bildiğimiz bu damgalama hastalığının toplumun yüzde kaçını “damgalı …” hale getirdiğini tahmin edebilir misiniz?

Entelektüel birikime sahip insanların yüzde yetmiş sekseninin, devlet kuvvetini bir biçimde ele geçirenlerce bir bahaneyle bir şekilde “terörist” damgası ile damgalandığı bir ülkede yaşamanın zorluğunu hepimiz hissediyoruz. 

Sonuçlarını ise yine hep birlikte, güvensizlik, adaletsizlik ve bilhassa “ürün verimsizliği” olarak görüyoruz. 

Çare nedir? 

Çare münevverlerin ışık yakmasıdır. 

Çare entellektüellerin beyin yakmasıdır. 

Çare cesarettir. Hakikate sadâkattir… 

Okunma Sayısı: 2482
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet özdemir

    25.10.2020 15:41:00

    15 Temmuz ertesiydi, 15 Temmuz gecesi şehit olanlar için gıyabi cenaze namazı kılınacaktı, ben de oradaydım. Müftü bir konuşma yaptı, kaymakam ve belediye başkanının önünde ve dedi ki sinirli bir şekilde: "ne demişler insanı yaşat ki devlet yaşasın halt etmişler, devleti yaşat ki insan yaşasın", ve ben şok... Diyaneti temsil eden şahsiyetten bunu duymaktı tabi beni şok eden fakat sonra gördük ki bu sadece bir başlangıçtı

  • İ. Seyda

    23.10.2020 16:41:16

    Eskiden fikri bir tutarlılık vardı ve denirdi ki, "insanı yaşat ki, devlet yaşasın." Bu fikirlerle gücü ellerine geçirenler şimdi, "devleti yaşat ki, insan yaşasın" demeye başladılar. Hatta bir adım daha öteye giderek, "devleti yaşatmak" için insanları ölmeye davet ediyorlar. Ne hazin bir değişim ve dönüşüm. :(

  • İsmail Atak Cebecili

    23.10.2020 13:32:13

    "..devlet yetkisi kullananlar", "...devlet kuvvetini bir biçimde ele geçirenler....", EĞER Devleti, Milleti, Memleketi seviyorlarsa, o sevginin gereğini yapmalılar. Aksine davranış, tutum ve fiiller; aksine bir sonuç verir, sevgisizlik var demektir.

  • Özkan

    23.10.2020 07:14:50

    Ahmet Bey yazılarınızı okuyorum ve size çok çok teşekkür ediyorum iyi ki varsınız siz ülkesini Seven bir yazar olarak düşüncelerinizi yazın yazın ki SIRATIMÜSTAKİM üzere yaşadığımıza inanalım Hergün okuyup Anlamayandan eylemesin RABBİM...

  • Oğuz Yiğiter

    23.10.2020 01:33:56

    Makalenin son cümlesi,hem final, hem de üzerine çok makaleler yazılacak "velüd" bir cümle. Battal Hocam gibi, ilim dünyasından, akademi dünyasından değerli bilim insanlarımızın seslerinin daha gür ve daha çok çıkmasını, ilimlerinin zekâtlarını vermelerini bekliyoruz.Bugün değilse ne zaman konuşacaklar. Hep söylediğimiz, istikbal nesillerinin, " hakikatleri korkusuzca söyleyecek hiç mi kimseler yoktu?" ta'rizleri çok incitici olabilir, henüz fırsat kaçmadan ilmin iktidardan daha güçlü olduğunu gösterme zamanı... Tekrar tebrikler, dualar Hocam...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı