"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’la Barla özdeşleşmiştir

Ahmet ÖZDEMİR
14 Eylül 2020, Pazartesi 00:15
Bediüzzaman’la Barla birbiriyle özdeşleşmiştir adeta. Birini birisiz düşünmek mümkün değil. Ülkemizde Barla gibi daha nice güzel köyler, beldeler var. Ama Nur Talebelerinin gözünde Barla bir mehtaptır. Risale-i Nurlar’ın yazılmaya başlanmasının etkisiyle Barla, Kur’ân’dan akseden Nur’u yeryüzüne yansıttığı için dünyanın her tarafında ehlince bilinen ve gezilip görülmek istenen mehtabî bir cazibe kazanmıştır.

Dizi - 1: Ahmet Özdemir
Nur Menzili Barla Rehberi

Barla, ehl-i îmanın manevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatı’nın telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir. 

Barla, millet-i İslâmiyenin, husûsan Anadolu halkının başına gelen dehşetli bir dalâlet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân’dan gelen bir hidayet nûrunun, bir saadet güneşinin tulû ettiği beldedir. 

Barla, rahmet-i İlâhiyenin ve ihsan-ı Rabbanînin ve lûtf u Yezdanînin bu mübarek Anadolu hakkında, bu kahraman İslâm milletinin evlâtları ve âlem-i İslâm hakkında, hayat ve mematlarının, ebedî saadetlerinin medarı olan eserlerin lemean ettiği bahtiyar yerdir.” (Tarihçe-i Hayat, s. 240)

Bugün nurun bayramından söz edebiliyorsak, Barla’yı iyi okumak ve iyi tanımaktan geçiyor. Nur sevdalıları, hakkı ve hakikati öğrenmek için Barla’ya koşuyorlar. 

Bediüzzaman için Barla, Barla için Bediüzzaman…

Bediüzzaman’la Barla birbiriyle özdeşleşmiştir adeta. Birini birisiz düşünmek mümkün değil. Ülkemizde Barla gibi daha nice güzel köyler, beldeler var. Ama Nur Talebelerinin gözünde Barla bir mehtaptır. Said Nursî, sürgün şartlarında orada bir süre kalmasaydı, belki oradaki insanlar bile bir sebep olmadıkça oradan pek söz etmeyeceklerdi. Fakat Risale-i Nurlar’ın yazılmaya başlanmasının etkisiyle Barla, Kur’ân’dan akseden Nur’u yeryüzüne yansıttığı için dünyanın her tarafında ehlince bilinen ve gezilip görülmek istenen mehtabî bir cazibe kazanmıştır.

İlk Medrese-i Nuriye

Bediüzzaman Said Nursî’nin yıllarını geçirdiği ilk Nur dershanesi iki odalı ahşap küçük bir mekândı. Bugün restore edilen dershanenin sadece arka odasının dolapları ve bir kapı orijinalliğini korumaktadır.

Dershanenin önünde büyük bir çınar ağacı üç büyük dalıyla duâ eder gibi göklere yükselmektedir. Köylülerin şehadetiyle Üstad bu ağacın dalları arasında yer alan kulübecikte geceleri sabahlara kadar sürekli zikir yapmıştır. Üstadın tefekkür ettiği, evrad ve ezkârını okuduğu bu ağaç da öksüz bırakılmıştı, onun ölümünden kısa bir süre sonra. Dalları arasındaki kulübecik tahrip edilmiş, bazı dalları kesilmişti. 

Medrese-i Nuriye’nin altında gürül gürül akan bir çeşme bulunuyor. Bediüzzaman’ın kaldığı o mekân Nur hizmetlerinin kalbi gibi görev yapmıştı, yıllarca. Şimdi ise bir başka manada hizmetlerini sürdürmektedir.

Evler birer matbaa gibi çalıştı

1928 yılında harf değişikliği yapılarak basın-yayın hayatına yasaklar getirilmişti. Baskılar, aramalar, akla ve hayale gelmeyen işkencelere rağmen Risaleler Kur’ân yazısıyla yazılmaya ve okunmaya devam etti. Barla merkezli Nur hizmetine kısa sürede İslamköy, Sav, Atabey, Eğirdir, Kuleönü, Bedre, İlama gibi köyler de katıldı. Buralarda sabahlara kadar kilerlerin ve yüklüklerin içinde gaz lambası ışığında Risaleler yazıldı. Yazılan Risaleler kalemle çoğaltılmağa başlandı, “ilim tekniğe meydan okudu” ve devam eden yıllarda 600.000 nüsha Risale elle yazılmak suretiyle çoğaltıldı. Nur hizmetine katılanlara “Nur postacıları”, “Nur iskele memuru”, “santral”, “Nur ve gül fabrikaları” unvanları verildi.

Barla herkese kucağını açıyor

Bu güzel beldeye gelip nerede kalacağım diye düşünmeye gerek yok. Artık Barla’ya gelip kalmak isteyenlere uygun mekânlar da yapılmış. Eğirdir Gölü’ne arkanızı verip Barla yokuşunu tırmanırken az yukarıda yeni bir cami ile karşılaşırsınız. Caminin yanından bir yol sağa döner. Yolun köşesinde “Yeni Asya Sosyal Tesislerine Gider” levhasını okursunuz. Karşı yolun köşesinde de “Bediüzzaman Said Nursî’nin Evine Gider” levhasını görürsünüz. Zannediyorum, Barla’da insan ve araba trafiğinin en yoğun olduğu yer buralardır. Nur cemaatlerinin ev ve tesislerinin çoğu bu iki yol üzerinde dağılmıştır. Uzun süre kalacaklar dünyevî ağırlıklarını buralara bırakıp uhrevî ve manevî şarj olmak için “Cennet Bahçesi”ne, Üstadın kaldığı evlerine, kabristana ve Çamdağı’na yönelirler; Risale-i Nurlar’ın yazıldığı mekânlara koşarlar. Ellerinde Risaleler hayalen yazıldığı zamanlara giderler. Isparta kahramanlarını, Barla sıddıklarını vazife başında görürler. Üstadın söyleyip onların yazdıkları manzarayı seyrederler. Sonra “Nur Postacıları”nın peşine takılırlar, “Santral Sabri”yi ziyaret ederler. Yazılan Risalelerin kayıklarla karşıya geçişlerini yaşlı gözlerle takip ederler. Yüzbaşı Hulusi Beyi Eğirdir’de bölük komutanı olarak görürler. Sav’a geçip “Bin kalemli” Nurculara selâm vermek isterler. “Gül Fabrikası”nın etrafa yaydığı güzel kokuları teneffüs ederler. Şimdi bize hayal gibi gelen şeyler yıllar önce hakikatti. Onlara hayal gelen şeyler şimdi hakikat oldu.

Nur’un ilk kahramanlarının “Bunları biz yazıyoruz, kim okuyacak?” diye hayal kokan sözlerine karşılık Nur Üstadın “Nurlar, zaman gelecek dünyanın kanun-ı esasisi olacak” veya “Bütün dünya okuyacak” sözleri hiç de hayal olmadığını anlatmaktadır. Aslında Bediüzzaman yıllar öncesinden istikbali okuyor veya istikbale ait müjdeler veriyordu.

Bediüzzaman’ın evi “İlk Medrese-i Nuriye” ile “Cennet Bahçesi” arasında günün hemen her saatinde değişik insan grupları ile karşılaşırsınız. Kimisi gider, kimisi gelir; kimisi iner, kimisi çıkar. Bir bayram havası eser oralarda. Nurlu yüzlerle karşılaşırsınız her adımda. Bazıları oraları belgelendirmeye çalışırlar; ellerindeki kameralarla, fotoğraf makineleri veya cep telefonları ile.

Yolunuz Çamdağı’na düşerse kendinizi açık bir sarayda hissedersiniz. Yukarıda yıldızları, aşağıda dağları ve üzerinde yemyeşil çam, katran ağaçlarını, çimenleri ve çeşit çeşit hayvanları görürsünüz. Adeta Üstadın tabiriyle “Yıldız Sarayı”na değişmediği bir yerdir orası. İçinizden değil, belki bütün gücünüzle, “Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şirinine, Nâme-i nurunu hikmet bak ne takrir eylemiş” diye başlayan “Yıldızname”yi okumak istersiniz.

BARLA’NIN TARİHÇESİ

Barla, Eğirdir Gölünün batı yamacında kurulmuş, dağlar arasında küçük bir beldedir. Bahar aylarında dolup taşan dereleri, kardan sarıklı yüce dağları vardır. Dağlarda eriyen karların ve pınarların meydana getirdiği Barla Deresi, şırıl şırıl akıp gider ve göle kavuşur. Etrafta yüksek dağlar, her mevsim karlı tepeler, güzel pınar başları ve mesire yerleri vardır. Her mahalli ayrı bir güzellik taşır.

Barla’daki eski yapılara baktığımızda ise, Rumlar’dan kalma Aya Georgios Kilisesi, Osmanlılar’dan kalma Çasnigir Paşa Camii ve 2 hamamdan başka 2 köprü, 4 tane ulu çınar ve tarihî çeşmeler vardır. Yine Barla’da Karaca Ahmet, Seyit, Peyk ve Çırak Gaziler ile Bedre çiftliğinde Süt Dedesi’nin yatır mezarları bulunmaktadır. Barla’nın batısında bölgenin en önemli dağlarından olan Çam Dağı yer alır. Dağın en yüksek tepeleri 2.734 m. ile Gelincikana ve 2860 m. yükseklikte Ayıyatağıbaşı’dır. Kuzeydoğu ve doğu yamaçlarında karaçam ve köknar ormanları ve fundalıklar vardır. Dağın bir kısmı da çayır ve otlaktır.

-DEVAMI YARIN-

Okunma Sayısı: 2928
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı