"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhika Risalesi

Ali Demir
16 Haziran 2021, Çarşamba
Yirmi Yedinci Mektup-1

Günlük okumalarımızda Kastamonu Lâhikası’nda 33. Mektubun baş kısmında “Bu defa, cidden ve hakikaten Mübarekler Heyetinin cem’ ve telif ettikleri Lâhika Risalesi’nin..” ibaresi dikkatimizi çekti. Bu “Lâhika Risalesi” tarifine hangi Risaleler giriyor ve neden Üstad Hazretleri böyle bir tarif yapmıştı? Lâhika Risalesi ne demekti?

Teknolojik imkânlarla Külliyatta yapılan kısa bir taramada bu tarifin Emirdağ Lâhikası-I/67. Mektubunda “…Senin bu güzel mektubunu Lâhikaya yazdık. Risale-i Nur’un Lâhika Risalesi’nde Feyzi ile Emin ehemmiyetli mevki kazanmışlar; acaba ne haldedirler?” şeklinde var olduğu görülür. Ve ‘Lâhika Risalesi’ olarak kastedilenin, 33 parça Risaleden müteşekkil Mektubat’taki ‘Yirmi Yedinci Mektub’ olduğu ve bu Mektubun nasıl vücut bulduğuna dair ip uçlarının ise bu iki mektubun içinde var olduğu müşahede edilir.

Genel hattıyla; imanî bahisler, müdafaalar ve Lâhika Mektupları olarak üç başlık altında toplanabilecek 130 parçalık Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstadımızın dikkat çekici sınıflandırma ile isimlendirmeleri mevcuttur. Meselâ iki ayrı Risaleye ‘Fihrist’ ismi verdiği gibi, farklı konuların farklı tarzlarda izah edildiği iki ayrı Risaleye ‘Âyet-ül Kübra’ ismini vermiştir. Veya 14 cilt/mecmua olarak neşredilmiş Külliyat’a dahil 3 Risaleyi Yirmi Yedinci Mektup ismiyle Külliyat’a dahil etmiştir. İşte bu üç Risalenin takdim yazısını kaleme alan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin Hizmetkârlarından Tahirî, Zübeyir, Hüsnü, Bayram, Mustafa Sungur, Bayram Abiler söz konusu eserler hakkında;

“Bu lâhika mektupları-ki Yirmi Yedinci Mektuptur-Risale-i Nur’un ilk telifiyle başlayıp devam edegelmiştir. Risaleler Barla’da telif edilmeye başlanıp Isparta ve civarındaki kıymettar talebeleri bu Risaleleri okumak ve yazmak suretiyle istifade ve istifâza ettiklerinde, hissiyatlarını, iştiyak ve ihtiramlarını, bir şükran borcu olarak muhterem müellifi Hazret-i Üstada mektuplarla takdim etmişler, bazı müşkülâtlarının ve suallerinin halledilmesini rica etmişler; böylece hem Hazret-i Üstadın, hem talebelerin mektupları ile Barla, Kastamonu ve Emirdağ Lâhika mektupları vücuda gelmiştir.” şeklinde tarif etmişlerdir.

Uzun takdim yazısında, Yirmi Yedinci Mektuba dahil olan üç Risalenin telif ve teşekkül şeklini kronolojik olarak izah ettikten sonra, bu Lâhikaların gördüğü ve istikbalde görecekleri hizmetlerden bahisle birkaç misal verildikten sonra yazı şu şekilde tamamlanmıştır:

“…bu zamanın şartları ve icapları karşısında tarz-ı hizmeti yine Kur’ân’ın nuruyla göstererek hakîmâne irşadın ve tevfik-i İlâhiyeye muvafık hareketle isabetli hizmetin ifası gibi noktalardan Risale-i Nur’un lüzum ve ehemmiyetini tebarüz ettiriyor. İşte, lâhika mektupları bu gibi hususlara da işaret ediyor. Değişen dünya hadiseleri, geniş ve küllî meseleler ve şartlar altında isabetli hizmet-i Kur’âniyenin esaslarını ders veriyor.”

Diğer taraftan Fihrist Risalesi’nde, Yirmi Yedinci Mektupla alâkalı şöyle özet bir malûmat verilmektedir: “Umum fıkralar muazzam ve mufassal nuranî bir fihriste-i kübradır ki, o fıkralar Risale-i Nur eczalarının parlak bir fihristesi hükmüne geçmiştir. Ve o fıkra sahipleri güzel istidatlarında ayrı ayrı ve beliğ ifadelerinde renk renk ve lâtif zevklerinde çeşit çeşit olduklarından musıkî tellerinin muhtelif nağamatından gelen tatlı sadâlar gibi gayet şirin bir vaziyette bu mektuba tatlı bir ahenk vermişler.”

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin kendi telif ettiği Risaleleri defalarca okuduğu gibi, Lâhika Risalesi’ne giren mektupları da (abilerin yazdıkları dahil) kendisine teşvik kamçısı olmak için okuduğundan bahsettiği Barla Lâhikası’ndaki Yıldız Mektubu’nda; “Yirmi Yedinci Mektuba ilhak edilecek, kardeşlerimizin bazı yeni fıkralarını size gönderdim. Hakikaten bu fıkralar ve umum Yirmi Yedinci Mektubun fıkraları çok faydalıdırlar. Ehemmiyetli, tatlı, hoş, güzel mânâlar, dersler; teşvik, teşci eder hisler vardır. Ben kendim onlardan tatlı istifade ediyorum; tembel olduğum zaman bana ehemmiyetli bir teşvik kamçısı oluyor. Her neyse...” demektedir. (Barla Lâhikası, 229. mektup)

Benzer şekilde, Üstad Hazretleri’nden ders almış ve son zamanında yanında bulunmuş, hassaten “Üçüncü Said Döneminde” hizmetini deruhte etmiş ve Üstadın ‘kâinata değişmem’ dediği sadâkat abidesi talebesi Zübeyir Abi Lâhikaların ehemmiyeti hakkında “İmanî bahisleri okuyanlar, ehl-i takva ve ehl-i salâhat olur. Müdafaaları okuyanlar, dâvâsının müdafaasıyla mücehhez olur. Lâhikaları okuyanlar, hadiseler karşısında nasıl hatt-ı harekette bulunacaklarını öğrenirler” diyerek, Lâhikaların ne kadar önemli olduklarını vurgulamış ve kendi sağlığında Lâhika Risalesi’nin üçüncü kitabı olan Emirdağ Lâhikası-II’nin neşredilmesi için verdiği mücadele de ayrıca bilinmektedir.

Demek ki, Zübeyir Abi Üstadından “Risaletü’n-Nur’un kitapları birbirine tercih edilmez. Her birinin kendi makamında riyaseti var. Ve bu zamanı tenvir eden bir mu’cize-i maneviye-i Kur’âniyedir.” dersini almış ki bihakkın uygulamaya çalışmıştır.

Bu itibarla, Yirmi Yedinci Mektup olan Lâhika Risalesi’ne dahil her bir mektubun kendi makamında riyasetinin var olduğu hakikatini unutmadan, helâket ve felâket asrı olan bu ahir zamanın dehşetli hadiselerini tenvir eden, her bir lâhikayı yol gösterici Kutup Yıldızları gibi görmeli ve takip etmeliyiz ki yolumuzu şaşırmayalım vesselâm…

Okunma Sayısı: 740
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı