"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eğrilir mi, doğrulur mu?

Ali Rıza AYDIN
01 Ekim 2026, Perşembe
“Ağaç yaşken eğrilir” cümlesi, veciz bir atasözümüz.

Akla gelen bir soru: “Neden eğrilir de doğrulmaz ki?”  

Bu konudaki düşüncemiz, atalarımıza muhalefet olarak anlaşılmasın. Ama, baston yapmak istersek, ağacı “eğriltmek”; çocuğu adam etmek istersek, “doğrultmak” doğru deyim değil mi?   

Eğri veya doğru, ifade edilmek istenen asıl mana, insan yavrularına “doğru” adına din diyanet, ilim irfan, sanat; saygı hürmet, görgü, ahlâk, adalet, âdâb-ı muaşeret gibi değerler kazandırma ve bunlardan nasipdar olmalarını istiyorsak, bunun tedbirini işlenebilir çağda iken, yani “yaş” iken alman gerekir” demektir.

Kısacası; verilecek terbiye, çocuk yaşta verilirse maya tutar, doğrulur; aksi halde odun olur, huzurunda sivrilir!

Bizim böyle bir konuyu ele almamızı gerektiren, bizi bu meseleye sevk eden sebep şu:

“Simit, simiit” diye bağrışan biri ince, biri kalın, farklı tonda iki ses…

İlgi duyup, balkondan baktığımda biri büyük, biri küçük iki çocuğun ellerindeki tepsilere koydukları simitleri satma çabasında olduklarını gördüm.

Tebessüm ettim.

Zaman, okulların eğitime ara verildiği, tatil zamanı.

Belli ki babaları, özgüven kazansınlar, alışveriş yapmaya alışsınlar düşüncesiyle çocukların ellerine birer tepsi simit tutuşturup, sabah vakti sokaklara salmışlar.

İyi de yapmışlar.

Onlara, balkondan seslendim:

“Ben simit almak istiyorum, ama ikinizden de alacağım” dedim ve bulunduğum daireyi söyledim.

Birkaç dakika sonra kapımızda, on bir yahut on iki yaşlarında şirin mi şirin, pırıl pırıl bir çocuk…

Ona, “İkinizden de simit alacaktım” diye düşüncemi tekrarladıktan sonra, sordum: 

“Arkadaşın nerede?” Gelen cevap ibretlik:

“Sırayla satıyoruz, amca. Şu an sıra bende.”

Şu cevaba, bu yaştaki çocukların hak-hukuk, adalet anlayışına bakar mısınız?

Rekabet yok, itişip kakışma yok; “ben satayım” anlayışı yok.

Küçüklerden, büyük ders!

Bu canların ebeveyni emek vermiş, fidanları, bu şekilde doğrultmuş.

Hayran oldum, onlara; dolayısıyla, onları yetiştirenlere.

Çocuğun “sırayla” demesi, ecdad zamanında siftah yapan esnafın, dükkânına gelen ikinci müşterisini komşusuna göndermesi ve onun da siftah yapmasını istemesi gibi bir incelik ve hakperestlik örneğini hatırıma getirdi.

Serin bir sabahın sıcak serüveni işte, böyle...

Simitler çoktan yendi, bitti, gitti de, bu nadide davranışın izi kaldı, gönlümde.

Ağaç yaşken eğrilir mi, doğrulur mu sözü, üzerinde çok konuşulmaya değer bir konu. Ama yaşken doğrulduğuna, canlı canlı şahit oldum böylece.

Anlaşılan o ki: Eğer ağacın suyu berrak, sütü temiz olursa, verilenler mecrasını bulacak; şu toprağa, doğrultulmuş nice fidan dolacak.

Neticeten, eğriler yok olacak.

İnşaallah.

Okunma Sayısı: 168
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı