İlk yazımızı şu soruyla bitirmiştik: “Bir çocuğun kalbinde oluşan boşluğu gerçekten kim dolduruyor?”
Çünkü hiçbir boşluk uzun süre boş kalmaz. İnsan kalbi de böyledir. Hakikatle doldurulmadığında, o boşluğu başka şeyler doldurmaya başlar.
Bugün birçok anne ve baba çocuklarını zararlı alışkanlıklardan korumaya çalışıyor. Telefonu yasaklıyor, interneti sınırlandırıyor, arkadaş çevresini takip ediyor. Bunların elbette önemli bir yeri vardır. Fakat bazen şu hakikati gözden kaçırıyoruz:
Bir kalbi sadece yasaklarla koruyamayız. Kalbin de gıdaya ihtiyacı vardır.
Beden aç kaldığında ekmek ister. Akıl aç kaldığında bilgi ister. Kalp ise iman, muhabbet ve mânâ ister.
Kur’ân-ı Kerîm insanın yaratılış gayesini gösteren en büyük rehberdir. Resûl-i Ekrem (asm), hayatıyla bu rehberliğin nasıl yaşanacağını göstermiştir. Risale-i Nur Külliyatı ise çağımızın iman yaralarına Kur’ân’dan aldığı derslerle cevap veren kuvvetli bir tefsirdir.
Bunun en güzel örneği, Peygamber Efendimizin (asm) tebliğ ettiği ilk toplumdur. Cahiliye döneminde içki, kumar, faiz, kabilecilik ve kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi gibi ağır zulümler sıradan hâle gelmişti. Fakat Kur’ân’ın nuru ve Resûlullah’ın (asm) terbiyesiyle aynı insanlar, merhametin, adaletin ve fedakârlığın temsilcileri oldular. Demek ki insanı gerçekten değiştiren şey, baskı ve korku değil; imanla tanışan bir kalptir.
Bir genç, kalbini bu hakikatlerle besleyebildiği ölçüde dışarıdan gelen yanlış çağrılara karşı daha güçlü durabilir. Çünkü insan sadece “hayır” diyerek yaşamaz; aynı zamanda “evet” dediği hakikatlerle ayakta kalır.
Bir gencin gönlü Kur’ân’ın nuruyla aydınlanır, Peygamber Efendimizin (asm) ahlâkını tanır ve iman hakikatlerini sağlam delillerle öğrenirse, yanlış alışkanlıklar eski cazibesini büyük ölçüde kaybetmeye başlar.
Belki de mesele sadece çocuklarımızı zararlı ortamlardan uzaklaştırmak değildir. Asıl mesele, onların gönlünde öyle bir sevgi, öyle bir iman ve öyle bir gaye inşa edebilmektir ki, yanlış yollar onlara cazip gelmesin.
Çünkü boş kalan kalp, kendisine bir sahip arar. Hakikat bulamazsa hevese yönelir.
Mânâ bulamazsa geçici zevklerin peşinden gider. İşte bunun içindir ki çocuklarımızın sadece dersleriyle değil, gönülleriyle de ilgilenmeliyiz. Onların sorularını dinlemeli... Meraklarını beslemeli...
Kalplerini ihmal etmemeliyiz. Çünkü bir gün gelecek, biz yanlarında olmayacağız.
Fakat gönüllerine yerleştirdiğimiz iman, ömür boyu onlara arkadaşlık edecektir.
İnşallah bir sonraki yazımızda, gençlerin hayatını şekillendiren en önemli etkenlerden biri olan arkadaş çevresini birlikte ele alacağız.