"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşıların faydası inkar edilemez

Aytekin COŞKUN
09 Ocak 2021, Cumartesi
Aşılar sayesinde çok ağır hastalıklar (çocuk felci, kızamık, çiçek, tetanos, hepatitler, menenjitler, zatürre, tüberküloz, difteri, boğmaca, kabakulak, kızamıkçık gibi) ya ortadan kalkmış ya da kalkmak üzeredir. Hepimizin yaşama kalitesinde aşıların etkisi yadsınamaz.

AŞILAR - 2
Aytekin Coşkun 
Dr. Öğretim Görevlisi / Biruni Üniversitesi Genel Cerrahi Uzmanı

AŞI REKLÂMI YAPANLAR...

Farklı görüşler; Arzu Atamer, “Aşı reklâmı yapan basın elemanları en yakın aşı uygulaması yapılan yere gidip gönüllü denek olsun. Onlara noter huzurunda aşı yapılsın. Hepimiz görelim. Bedavaya aşı var, kim engelliyor bunları?” diye soruyor. Sadece basın elemanları değil, genetik yapıya müdahale eden aşıyı Türkiye’ye getirecek olanlar ve çocukları da noter huzurunda aşılanmalı!

Farklı görüşler; Murat Soydan ise, “Denemeleri bir yıl bile yapılmamış, ne olduğu belli olmayan bir sıvıyı vücudumuza enjekte ettirmek istemiyoruz. Sizin ‘bilim adamı’ dediklerinize de güvenmiyoruz. Yok aşı karşıtı yok bilmem ne gibi takacağınız karalayıcı sıfatlar umurumuzda değil” diye meydan okuyor. 

Farklı görüşler; herkesin kuşkusu, genetik yapısıyla oynanan insanların zombileşeceği yönünde ve “bu bir aşı değil, zombi iğnesi” görüşü diyenlerde var. Farklı görüşler; İtalyan virologların görüşlerinden alıntı yapan Doç. Dr. Nail Ersöz ise, “Bir hekim olarak uyarıyorum; faz 3 çalışması yapılmamış, dünyadaki tek gen aşısı olan mRNA aşısını lütfen yaptırmayalım. Aşı olup olmamak konusunda sadece siz karar verebilirsiniz” diye uyarıyor. 

TARTIŞMAYA AÇIK

Farklı görüşler, bir aşının aşı olabilmesi için birkaç ay denenmesi yeterli değildir. Yıllar gerekir. Aşı konusunda ben iki taraflı bakıyorum. 1. Grup: Hastalıklardan kendini koruyabilecek bilgi, birikim ve imkâna sahip insanlar (Bağışıklık sistemi, mikrobiata, bitkiler, yağlar, detoks yöntemleri vs.) 2. Grup: Bunlardan bîhaber, imkânsızlık içinde yaşayan farklı kesimler. Ben aşı yaptırmayacağım, 1. Sebepten ötürü. Ancak ikinci gruba giren toplum kesimi nasıl olacak? Bir diğer mesele: Şu anda kullanılan aşılar 5-7 yıl takipten sonra kullanılmaya başlandı ve yaklaşık 5 yıldır bu aşıların bazı hastalıklarla ilişkisi konuşuluyorken, 1 yıl içinde kullanıma hazır hale gelen Covid aşısının akıbeti sanırım daha çok tartışmaya açık bir konu haline geliyor. Aşının ne kadar ve ne sürede etkisini sürdürdüğü, uzun dönemdeki yan etkileri... Bu bilinmeyenlerle henüz tercih edilebilecek bir korunma yolu değil bana göre. Niçin bireysel savunma sistemini yükseltecek metotlar dile gelmiyor. Farklı görüşler; evet dört başı mamur, gerçek bilimsel verilerle desteklenen mümkünse enfeksiyon veya immünoloji hocalarının değerlendirmeleri önemli. Kişisel olarak aşının önemli olduğunu, Sağlık Bakanlığı onayı olan (âcil kullanım onayı dahil) aşıların bütün öncelikli risk grubundakilere âcilen uygulanması gerekli diye düşünüyorum. Şimdi işe bir nebze olsun ciddî bakılması gerekirse neticede görünen şöyle bir olayı seziyorum. Malûmunuzdur korona çıktı çıkalı etkilenen sağlık sistemi ve çalışanları, ama diğer taraftan bilhassa ihracata dayalı ticaret sistemi olan misal, Almanya gibi ülkeler. Ekonomileri çok hasar gördü. Turizme ağırlık veren Türkiye’nin ekonomisi hem gelirde çok düşüş yaşadı ve hem de giderler çok yükseldi.

Başka bir husus ki bu da devletlerin artık ciddî manada birçok görevlerini bizzat kendilerinin değil de daha ziyade şirketlere yüklediklerini gösteren bir olaydır. Sağlık sektöründe, Almanya için geçerli olarak söylüyorum, korona öncesi için geçerli olmak üzere günlük 1 milyar Euro’dan ziyade yıllık takriben 400 milyar Euro’dan ziyade masraf varken burada rant kapmaya çalışan çok sayıda şirket mevcut, hatta kilise vakıflarına ait bir çok geleneksel hastaneleri zarar gösterirlerken ilginçtir hisse senetleri bulunan bazı özel şirketler her yıl kâr yapıyorlar. 

KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE BELLİ DEĞİL

Farklı görüşler: Aynı şekilde Farmakoloji araştırma geliştirme aşı konusu vs. devletler biz hekimleri şirketlere mahkûm ediyorlar ve sonrada sorumluluğu bizlere yüklüyorlar, aynı bu aşıda olduğu gibi. Yani demem odur ki, şu an kimin eli kimin cebinde ve kim hangi kararı ne için nasıl veriyor şartları ve gerekçeleri nelerdir bunlar şeffaf bir şekilde ortaya konulmadığı müddetçe tedirginlikler devam edecektir. 

Farklı görüşler: Aşının bağışıklık oluşturmadığı fikrine katılmıyorum. Aşı karşıtlarının fikirlerini de ilmî mesnedi olmayan kendi afakî çıkarımları olduğunu düşünüyorum. Ben her gün enfekte olup olmadığı belli olmayan yaklaşık yüz kişi ile burun buruna geliyorum. Yani kaba bir matematik hesabıyla her gün yüzde 50 enfekte olma riskini mi göze almalıyım, yoksa aşının olabilecek milyonda bir ciddî yan etki riskinden mi kaçmalıyım? “Sineğin ısırmasına mı yoksa yılanın ısırmasına mı?” razı olayım. 

Farklı görüşler: Çocuk doktoru olarak 50 yıldır aşıları uygulayan, etkilerini, yararlarını, yan etkilerini gözleyen, değerlendiren, okuyan, yazan biri olarak bilimsel görüş ve düşüncelerim şu şekildedir: 

1. Aşılar, insan sağlığında temiz su ve anne sütü ile birlikte en değerli buluştur. 

2. Vücudumuza verilen antijene (virüs, bakteri gibi ajanların inaktif, hastalık yapıcı etkisi tamamen kaldırılmış yapıların tamamını veya bir kısmını ihtiva eden madde) karşı antikor üretimi sağlanarak, öldüren veya iz bırakan ağır tabloların ortadan kalkmasını sağlamak tek amaçtır. 

3. Aşılar sayesinde çok ağır hastalıklar (çocuk felci, kızamık, çiçek, tetanos, hepatitler, menenjitler, zatürre, tüberküloz, rahim ağzı kanseri, difteri, boğmaca, kabakulak, kızamıkçık gibi) ya ortadan kalkmış ya da kalkmak üzeredir. 

4. Hepimizin yaşama kalitesinde aşıların etkisi yadsınamaz. 

5. Aşıların daha etkin olması, daha dayanıklı olarak kalması, kontamine olmaması amacı ile aşı antijenlerine bazı eklemeler yapmak gerekir. Buna tıp dilinde “adjuvan” diyoruz. Adjuvan yardımcı, tamamlayıcı, destekleyici, güçlendirici anlamlarını taşır. Dünyada ki canlı aşılar (kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği gibi) dışında bütün aşılarda adjuvan bulunur. 

6. COVİD-19 AŞILARI: Aşı tarihinin en hızlı geliştirilen beş Aşısı (Pfizer-BioNTec, Moderna, Sinevac-Sputnik, Astra Zeneca, kullanılmaya hazır. 

7. Ön çalışmalara göre bütün aşılar yan etkileri az ve korumaları yüksek görünüyor. 

8. Güvenilirliği, etkinliği gösterildikten sonra Aşılar arasında bir fark yoktur. İster ölü yani inaktif (sinevac, coronavac), ister mRNA (moderna, bioNTEc), isterse vektör aşıları (astra zeneca, sputnik) olsun önemli olan yüksek koruma sağlamaları, güvenilir ve etkili olmalarıdır. Yan etkilerin bütün aşılarda az ve önemli olmadığı gösterilmiştir. 

9. Aşılar ve Alüminyum: Alüminyum dünyada oksijen ve silikondan sonra en çok bulunan elementtir. Yer kabuğunda, sebzelerde, meyvelerde, suda, havada, süt ürünlerinde, anne sütünde, bütün bitkilerde, hazır içecek ve gıdalarda bulunmaktadır. Vücudumuza her gün bu yollarla ortalama 8 miligram alüminyum girmektedir. 

10. Aşılardaki alüminyum oranı çok düşüktür. Bir doz aşıda 0,5 mg dan daha az adjuvan olarak alüminyum bulunur. Bu da bir yan etki oluşturmaz. Aşılardaki alüminyumun yan etkilerini gösteren ciddî bilimsel çalışmalar yoktur. Beyin dokusuna yerleşip Alzheimer veya otizm yaptığına ilişkin çalışma da yoktur. Her yıl milyarlarca doz aşı yapılmaktadır. Eğer böyle bir etki gösterilse idi bilimsel yayınlarda ve günlük hayatımızda görürdük. Ben meslek hayatımda böyle bir olgu ne gördüm ne de okudum. Sadece çok aşırı alüminyum alarak zehirlenmesi olan çocuklarda kemik bozuklukları bilinmektedir. Aşılarda kullanılan alüminyumun nano teknoloji ile ilgisi yoktur. Kullanılan adjuvan normal alüminyum tuzudur. 

11. Ölü aşı (inaktif aşı), ülkemizde etkinliği ve güvenilirliği gösterildikten sonra kullanılacaktır. Bu aşı teknolojisi 50 yıldır iyi bilinmektedir. Güvenilir bir tekniktir. Koruma değeri yüksektir. Yan etkisi (ağrı, kızarıklık, şişlik, sertlik gibi) azdır. Günümüzde Hepatit A, Kuduz, Salk (polio, çocuk felci gibi) gibi aşılar bu teknikle üretilmektedir. 

12. Çin’i ve aşı teknolojisini küçümsemek bence doğru değildir. Dünya aşı üretiminin % 25’i Çin’de yapılmaktadır. Bu sayede aşı ile önlenebilir hastalıklarda en başarılı ülke olmuştur. 

Son söz: Etkinliği, güvenilirliği bilimsel olarak gösterilmiş aşılar arasında fark yoktur. Aşılardaki alüminyumun ispatlanmış önemli bir yan etkisi yoktur. Ben ve eşim Çin aşısı yaptıracağız. En içten selâmlar sevgiler yolluyoruz. 

Küresel sahtekarlık

Farklı görüşler: Arkadaşlar biraz uzunca bir yazı oldu, ama öyle paylaşımlar var ki görmezden gelip sadece kendi fikrimi söylemeyi yeterli görmediğimden mecburen uzun oldu. Gazeteci Birgül Göker Perida’nın yazısını okudum. Sözü geçen viroloğun düşüncesi şüphesiz kendi gibi düşünen birçok insanın, tıp mensubunun düşüncesini yansıtıyor. Ama onun böyle düşünmesi bunun enfeksiyon, halk sağlığı ve konu ile ilgilenen diğer branşların ortak düşüncesi olduğunu göstermiyor. En basiti yazıda adı geçen Dr. Stefano Manera’nın hastalığın tedavisini anlatırken tavsiye ettiği “hidroksikinolon’a’’ mantıklı sebepler ile (kardiyologlar özellikler aritmi riski açısından) karşı çıkan birçok insan var. Ama buna rağmen hâlâ kullanımına devam eden, müşahedeleri ile faydalı olduğuna inanan da birçok klinisyen var ve müşahedeleri de bana göre önemlidir. Demem o ki, tartışılabilir bir konu. Şimdi bu viroloğun söylediklerine gelmek istiyorum; bunun söyledikleri günlük pratiğimiz ile uyuşmuyor. 

1- Koronavirüs, 2002-2003 yılında ortaya çıkan SARS salgınının da sorumlusudur, ama şimdi bu virüs yok meselâ, ortadan kayboldu. Aynı durumun Covid-19 için de geçerli olmaması için hiçbir sebep yok.”

 2- Koronavirüsü sebebiyle ortaya çıkan soğuk algınlığı bu. Zararsız bir virüs ve genelde ölüme sebebiyet vermiyor. İnsan vücuduna kolaylıkla giren, klinik belirti göstermeyen, bu yüzden de virüsü kapan pek çok kişide semptom göstermeyen bir virüs. Başka patolojik rahatsızlığı olanlarda, yaşlılarda ise tehlikeli olabiliyor.’’ Zaten herkes bunu söylüyor ki, aşıyı savunanlar veya diğer tıp camiası başka bir şey demiyor ki, virüsü kapanların % 80’ini nerde ise asemptomatik geçiriyor, ama biliyoruz ve yaşayıp görüyoruz ki, % 2 kadarında mortal ve ek hastalığı olanlarda bu oran daha da yükseliyor. Bu böyle diye hangimiz anne-babamızın ek hastalığı var diye ölmesine lâkayt kalabiliriz. Bu camiada bu yıl ki kadar kıymetli abi ve kardeşlerimizi COVİD yüzünden kaybettik, bunların ek hastalıkları bu yıl çıkmadı ve bu insanlar hemen her sene nezle ve grip olmuşlardı. Ne zaman nezle ve grip yüzünden bu kadar kıymetli insanı yitirdik ve ne zaman bir viral enfeksiyon yüzünden yoğun bakımlarımız dolup taştı. Yeri gelmişken Bakanlığın bildirdiği ölüm rakamlarını minimum 5, doğrusu 10 ile çarparsanız gerçek rakamları bulursunuz. Bağışıklığı güçlendirmeye, D vitamini almaya karşı çıkan yok, bütün bunlar ile beraber yapılması gerekenler korunma ve bunun yolu “aşı olmam” demek değil.

-DEVAM EDECEK-

Okunma Sayısı: 1907
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hasan KOÇ

    9.1.2021 12:25:00

    Demokratik olmayan kapalı bir ülkenin aşılarına bu kadar güvenmeyin hocam? Çin, ülkesinde virüsün nasıl ortaya çıktığını daha net olarak açıklayamadı. Eğer Çin'de böyle bir virüs olsaydı 1,5 Milyarlık ülkede 5-10 Bin kişi ölmezdi.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı